Şu anda COVID-19 aşılarının veya bilinen diğer herhangi bir aşının kısırlığa neden olduğunu gösteren hiçbir kanıt yoktur. Ayrıca CDC ve Maternal ve Fetal Tıp Cemiyeti gibi kurumlar da gebe kadınların aşılanmaması gerektiği yönünde herhangi bir öneride bulunmamaktadır.[5][6][7] Eğer şu anda çocuk sahibi olmaya çalışıyorsanız veya gelecekte bir çocuk sahibi olmayı umuyorsanız, herhangi bir COVID-19 aşısını güvenle olabilirsiniz.
Syncytin-1 Aminoasidinin Kısırlık ile İlişkisine Yönelik İddialar
COVID-19'a sebep olan SARS-CoV-2'nin dış proteinlerden birisinin insanlarda bulunan syncytin-1 amino asidine benzer olduğunu ve aşıya karşı geliştirilen bağışıklığın bu aminoaside karşı da bağışıklık geliştireceğini, bu şekilde de sizi kısır yapacağını öne süren iddiayı görmüş olabilirsiniz. Bu iddia birçok sebepten dolayı yanlıştır ve birçok bilim insanı tarafından eleştirilmiştir.[1] Ne yazık ki bu iddiayı açıklamak biraz daha bilimsel ve detaylı bilgi gerektirir ve bu bilgileri sizinle paylaşacağız; ancak eğer teknik bilgi almayı çok istemiyorsanız sonraki soruya geçebilirsiniz.
Diğer bütün kanıtların eksikliğinde bile aminoasit benzerliği bulmak çok zor bir şey değildir. Kaldı ki 2 büyük proteinin aminoasitlerinin kesiştiği bölgeleri bulmak oldukça kolaydır. Eğer virüsün proteininin kod dizilimini, vücuttaki diğer proteinlerle karşılaştırırsanız, syncytin-1 benzeri başka kesişim noktaları da (belki de daha büyük kesişim bölgeleri bile) bulabilirsiniz. Örneğin virüsün proteinleri, hemoglobin ve kolajen ile de örtüşmektedir. Bu, istatistiksel olarak yaygındır; zaten herhangi iki büyük proteini kıyasladığımızda arada bir ben benzer aminoasit dizilimleri görmeyi beklersiniz.
Üstelik syncytin-1 gibi aminoasitleri ve influenza, E. coli, Streptococcus veya mevsimsel koronavirüs (NL63 ve 229E) gibi yaygın patojenlerle karşılaştırdığınızda, kıyaslanabilir benzerlikleri rahatlıkla bulabilirsiniz. Eğer virüsünün proteini ve syncytin-1’de bulunan amino asitlerin benzer olması, bağışıklığın iki tarafı da etkilendiği anlamına gelseydi, o zaman bu mantığın vücudumuzda kesişen amino asitlere sahip bütün patojen ve proteinlerde gerçekleşmesini beklerdik. Ancak böyle bir şey söz konusu değildir.
Eğer syncytin-1 aminoasidi ve viral proteinin yapılarında büyük ölçekte bir benzerlik olsaydı (gerçekte olduğu gibi sadece seyrek amino asit benzerliği değil), o zaman bağışıklık cevaplarının iki hedefi benzer olarak tanıması mümkün olabilirdi. Fakat bu kadar büyük ölçekte bir benzerlik veya bağışıklık hücreleri tarafından tanımlamanın kesiştiğine dair gördüğümüz kadarıyla bir kanıt yoktur. Eğer böyle bir benzerlik olsaydı bile, T Lenfosit hücrelerinin kendine tepki verme riskini azaltmak için toleransın artmasını beklerdiniz.[2] Gördüğümüz kadarıyla bu iddiayı desteklemek için kullanılan tek "kanıt", sadece bazı amino asit benzerliklerini göstermektir ve bu da kendi başına yeterli değildir.[1]
Bağışıklık sisteminin kendi vücudumuza saldırmasını engellemek için çok sayıda kontrol noktası vardır ve birkaç benzeşen aminoasit parçası, kötü reaksiyonlara sebep olmak için yeterli değildir.[3][4]