dağa bir döngü içindedi birileri birilerini yer o birileride başka birilerini(besin döngüsü) atlarımızın da enerji ihtiyacı bizden daha fazla olduğu için avlanmaya başladık peki şimdi o kadar enerjiye ihtiyaç duymamıza rağmen et yiyoruz bu acımasızlık mı peki bence değil asıl acımasız olan hayvanları doğal yollarla avlayarak değilde de onları hapsedip hızla kilo aldırıp hızlı büyümesini sağlamak veya daha fazla süt ve yumurta vermesi için farklı yöntemler uygulamak doğada her şeyin bir döngüsü var bir aslan ceylanı avlarken ceylan daha hızlı kaçars akurtulur ya da taö tersi aslan daha çevik davranır aç kalmaz ama insanlar hayvanları yerken hayvana bir şans vermiyoruz hatta onu doğal ortamından alıp onu doğal olmayacak şekilde çoğaltıyoruzvs asıl yanlış olan bence bu ama hızlı nüfüs atışı sebebiyle avlanarak beslenemeyez şu an yapabileceğimiz çok fazla şey yok 2014 verilerine göre dünyada toplam sadece 20.7 milyon vegan ve vejetaryen var onun dışında kalan geriye kalanı (2014 dünya nüfüsü 7.271 milyar) et ve sebze yemektedir bu nüfüsü sıfırlayamıcağımıza göre en azından onlara bakarken kötü davranmamlı onların da bir hakları olduğunu unutmamalı ve kesim öncesi öldürürken acısız şekilde öldürülmeli
İnsan biyolojisi, bütünsel olarak bakıldığında, hepobur olmasına rağmen, otobur a daha yakın. Bağırsak uzunluğu, enerji metabolizması açısından ot sindirmeye daha yakın. Endokrin sistemin çalışması ve et i sindirmek zor ve zaman alan, yıpranmaya neden olan bir sindirim süreci.
Ot un, güneşten enerjiyi doğrudan alıp dokuya çevirmiş olması nedeniyle ondan enerji elde etmek metabolik olarak daha kaliteli. Hayvan, otu dokuya çevirdiği için, ondan enerji elde etmek için üzerine enerji harcıyoruz.
İşleyiş bu şekilde ama, et hiç yenmemeli mi ye geliyor konu.
Veganlar üzerinde yapılan araştırmalarda, hayvan ürünlerinden tamamen uzak yaşayan insanların telomer uzunluklarının arttığı, ancak kongnitif fonksiyonlarının diğer beslenme gruplarındaki insanlara göre yüksek oranda zarar gördüğü, demans alzeimer gibi hastalıklara daha sık yakalandıkları görülmüştür.
Et grubu haftada 1 in üzerine çıkmamalı, sebze mümkünse çiğ olarak yenmeli, meyve sebzenin gerisinde kalmalı. Pişirme mümkün olduğu kadar az ve düşük ısıda yapılmalı. Bu, ideal olan.
Diğer yandan hayvanların ÇİFTLİK adı altında BESLENME ve ÜRETİLMESİ konuları oldukça sorunlu. Onların da canlı oldukları unutularak, tamamen menfaate göre dizayn edilmiş olumsuz şartlarda hasta edilerek şişmanlatılmakta. Güneş yüzü görmeyen, ilaçlarla kilo aldırılan, yapay döllenme ile sürekli olarak süt vermesi sağlanan, bu nedenlerle de hızla çöken hayvanların etinin yenmesi zaten insana çok fayda vermeyecektir. İlaçlar ve hayvanın duygudurumunun da insana geçmesinden bahsetmekte otörler.
Henüz doğru yaşamanın ne demek olduğunu anlayamadık insanlık olarak. Savaşlar, yokluk, yok olma tehlikeleriyle yüzyüze gelmiş insanlık için de bu çok görülmemeli. Daha çok yemek, daha çok elde etmek, biriktirmek şimdilik hala artı bir değermiş gibi görülüyor. Çünkü, yokluktan geliyoruz bunu kabul etmemiz gerek. Hayvanlara da gerekli değeri vermek şimdilik imkansıza yakın görünüyor.
Bu nedenle ben birey olarak neler yapabilirim
Soru bu, aslında cevabı da çok basit.
merhaba dostum, maalesef yaşamak için canlılardan faydalanmalıyız, evet et yemeden yaşabiliriz vegan olarak hayatımıza devam edebiliriz ama bu canlılardan faydalanmadığımız anlamına gelmiyor, sonuçta bitkilerde canlı, hissediyorlar bilinçleri var bununla ilgili bir sürü makale var, sonuç olarak her türlü öldürüyoruz, bitkilerin tek farkı gelip ayaklarımıza dolanmamaları yada bizimle iletişime geçememeleri bu yüzden veganlar onları yemenin daha adil olduğunu düşünüyorlar ama bu yanlış, ayrıca hayvanlar ilaç sanayimizinde öncüleri onları kullanmasaydık şuan insanlık bu kadar ileride olamazdı ilaçlarımız gelişemezdi, endüstriye gelirsekte hayvanları kötü şartlarda yetiştiriyoruz doğru, ama bunada mecburuz endustriyel besin üretimi olmasa insanlık yeteri kadar besin bulamaz, bunu hayvanlara yapmazsak bitkilere yapıyoruz arada bir fark yok, bitkileride enustriyel yetistiriyoruz çünkü başka bir yolu yok ancak bunlar insanlığın yaşamını devam ettirmesini sağlayabilir. bunları daha iyi anlayabilmek için canlılığı ve cansızlığı bir öğrenmek gerek aşşağıya birkaç link bırakıcam bir oku onları.
Teknolojik gelişimin bir sonucu olan besleyici takviyeler ve tarım faaliyetlerinin yoğunluğu dolayısıyla etsiz bir yaşam biçimini uygulayarak da sağlıklı kalmak mümkündür. Fakat buna rağmen eti hayatımızdan çıkarmamaya meyilliyizdir. Çünkü birçok faktörün yanında kültürel oluşumlarımız, etin hayatımızdan çıkması fikrine karşın baskılayıcı bir ön adaptasyon oluşturmuştur. Bu baskılayıcı ön adaptasyonun tutunumumu sağlayan dinlerin oluşu ve birçok insanın da dindar oluşu nedeniyle, etin hayatımızdan çıkarılması bu yüzyılda neredeyse imkansızdır.
Bu durumu insanlığın acımasızlığıyla değil, umursamazlığıyla bağdaştırabiliriz. İnsanlığın bu konudaki umursamazlığının nedeni, kültürel ve dinsel anlam da kurdukları yoğun içsel ilişkidir. Bu ilişki genel olarak kendilerini ve kendi türlerini düşünmeyi odak kılmıştır. Dolayısıyla diğer türleri altplana alarak, bir değer varsa ilk önce onu kendileri için yapılandırmaya çalışmalarını sağlayacaktır.
Bu sürecin devam edişi kötümser olarak görülebilir. Aslına bakarsanız gün içerisinde hiç görmediğimiz tonca canlıyı öldürüyoruz, bunları hiç düşünmüyoruz bile, bunu da kötümser olarak görebiliriz ama görmeyiz. Çünkü onlar çok küçükler ve bu onlara karşı vereceğimiz değeri çok düşürür. Dolayısıyla hiç umursamayız bile. Sineği, kara fatmayı öldür geç. Ancak kompleks hayvanlar? Tatlı oluşları, zavallı oluşları, iletişimin daha mümkün olunabilirliği ve hele ki bize daha fazla benzemeleri dolayısıyla duygusal açıdan daha istikrarlı bir bağ kurabiliriz onlarla. Bu onlara vereceğimiz değeri büyük ölçüde arttırır. Dolayısıyla onların yaşayacağı şeylerden daha çok etkilenmeye meyilliyi oluruz. Bu yorumun bile bunun bir kanıtı. Onlardan etkileniyorsun ama bakterilerin ölümünden veya kendi birkaç milyon hücrelerinin ölümünden hiç etkilenmiyorsun bile. Bu gibi duygusal olarak seçici etkilenimlerinin yönü, varlıklara biçtiğin değerle doğru orantılı işlev verir. Bunun farkına var ve varlıklara karşı ona göre değer biç. Aksi takdirde düşüneceğin şeyler, yanlış yönlendirilmiş mantık dolayısıyla yanlış düşünceler olacaktır.
Teknolojik gelişimin bir sonucu olan besleyici takviyeler ve tarım faaliyetlerinin yoğunluğu dolayısıyla etsiz bir yaşam biçimini uygulayarak da sağlıklı kalmak mümkündür. Fakat buna rağmen eti hayatımızdan çıkarmamaya meyilliyizdir. Çünkü birçok faktörün yanında kültürel oluşumlarımız, etin hayatımızdan çıkması fikrine karşın baskılayıcı bir ön adaptasyon oluşturmuştur. Bu baskılayıcı ön adaptasyonun tutunumumu sağlayan dinlerin oluşu ve birçok insanın da dindar oluşu nedeniyle, etin hayatımızdan çıkarılması bu yüzyılda neredeyse imkansızdır.
Bu durumu insanlığın acımasızlığıyla değil, umursamazlığıyla bağdaştırabiliriz. İnsanlığın bu konudaki umursamazlığının nedeni, kültürel ve dinsel anlam da kurdukları yoğun içsel ilişkidir. Bu ilişki genel olarak kendilerini ve kendi türlerini düşünmeyi odak kılmıştır. Dolayısıyla diğer türleri altplana alarak, bir değer varsa ilk önce onu kendileri için yapılandırmaya çalışmalarını sağlayacaktır.
Bu sürecin devam edişi kötümser olarak görülebilir. Aslına bakarsanız gün içerisinde hiç görmediğimiz tonca canlıyı öldürüyoruz, bunları hiç düşünmüyoruz bile, bunu da kötümser olarak görebiliriz ama görmeyiz. Çünkü onlar çok küçükler ve bu onlara karşı vereceğimiz değeri çok düşürür. Dolayısıyla hiç umursamayız bile. Sineği, kara fatmayı öldür geç. Ancak kompleks hayvanlar? Tatlı oluşları, zavallı oluşları, iletişimin daha mümkün olunabilirliği ve hele ki bize daha fazla benzemeleri dolayısıyla duygusal açıdan daha istikrarlı bir bağ kurabiliriz onlarla. Bu onlara vereceğimiz değeri büyük ölçüde arttırır. Dolayısıyla onların yaşayacağı şeylerden daha çok etkilenmeye meyilliyi oluruz. Bu yorumun bile bunun bir kanıtı. Onlardan etkileniyorsun ama bakterilerin ölümünden veya kendi birkaç milyon hücrelerinin ölümünden hiç etkilenmiyorsun bile. Bu gibi duygusal olarak seçici etkilenimlerinin yönü, varlıklara biçtiğin değerle doğru orantılı işlev verir. Bunun farkına var ve varlıklara karşı ona göre değer biç. Aksi takdirde düşüneceğin şeyler, yanlış yönlendirilmiş mantık dolayısıyla yanlış düşünceler olacaktır.