Kedilerin tarihçesi uzmanlar tarafından da tartışmalara konu olan bir süreç olarak ifade edilebilir. Günümüzdeki kedi sınıflandırmasının ilerleyen yıllarda değişebileceğine dair tartışmalar devam etse de oldukça köklü bir tarihe sahip olan kedileri belirli bir sınıflandırma içerisinde incelemek ve evcil kedilerin geçmişini bilmek aslında patili dostlarımızın pek çok hareketine ışık tutmaya yardımcı olacaktır. Kedilerin tarihteki yeri oldukça eskidir. Kedi ailesinin en eski üyesinin yaklaşık olarak Asya'da 11 milyon yıl önce ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu üye günümüzdeki panterlere benzerliği ile tanımlanmıştır. Ancak bu bilginin değişebileceği unutulmamalıdır. Çünkü kedilerin tarihçesi hakkında inceleme yapmak zordur, kedi fosilleri nadiren bulunur ve alanında uzman kişiler tarafından bile fosiller üzerinden ayırt edici çıkarımlar yapılması zor olabilir.
Kedilerin tarihçesi uzun yıllar boyunca 3 sınıf üzerinden incelenmiştir.
Panthera (Kükreyen kediler)
Çitagiller (Çitalar)
Felis (Küçük kediler)
90'lı yılların sonunda yapılan bir çalışmada 37 farklı kedi türünün DNA'larının incelenmesi yapılmış ve günümüzde varlığını sürdüren kediler 8 soya bölünerek değerlendirilmiştir. İncelenen 37 farklı türün de Asya'da 11 milyon yıl önce yaşayan atalarından evrimleştiği düşünülmektedir.
Günümüzde evcil kediler olarak adlandırılan ve insanlarla oldukça yüksek etkileşimlerde bulunarak yaşayan modern evcil kedilerin tarihçesi ise 3,4 milyon yıl önceye dayanmaktadır. Bu süreçte kediler insanlarla birlikte yaşasalar da uzun yıllar boyunca evcilleşmemişlerdir. İlk evcilleştirilen kedinin yaklaşık olarak 10.000 yıl önce evcilleşen bir yaban kedisi türü olduğu düşünülmektedir.
Kedigillerin Ortak Özellikleri
Kedilerin ortak özelliklerini birbirlerine yakın olması sınıflandırmada yaşanan zorluklarının temelini oluşturur. Kediler keskin işitme, görme ve koku alma duyularına sahip olan yırtıcılar olarak evrimleşmiştir. Kafatası ve iskelet yapıları yuvarlaktır ve benzer özelliklere sahiptir.
Yapılan araştırmalarda evcil ve vahşi kediler arasında bulunabilen en önemli ayırt edici özelliğin kürk olduğu görülmüştür. Tarih boyunca yaşadığı düşünülen kedilerin DNA'ları karşılaştırıldığında da bu durum kanıtlanmıştır. Kedilerin bir diğer ortak özelliği de çok gelişmiş yırtıcılar olmalarıdır. Grup halinde yaşayan aslanlar dışında tüm kediler tek başına avlanmaya ve kendilerini korumaya alışkındır. Bunun yanı sıra aslanlar haricinde dişi ve erkek kedilerin görüntüleri benzerdir ve pek çok hayvan türünde olduğu gibi erkeklerin dişilerden biraz daha büyük olması cinsiyet ayrımının en belirgin noktasıdır. Kedilerin ön ayaklarında 5, arka ayaklarında 4 adet parmakları vardır. Pençe ve parmak bütünleşik uzantılar ses çıkarmaya engel olacak pedlere sahiptir. Çitalar dışında tüm kedilerin geri çekilebilir pençeleri bulunur.
Evcil Kedinin Tarihi
Yaklaşık 11 milyonluk geçmişe sahip olan kedigiller bu süreçte oldukça hızlı bir genişleme yaşamış ve çeşitlilik kazanmıştır. 3 milyon yıl önce ise Kuzey Kutbu, Antarktika ve Avustralya haricinde dünyanın tüm bölgelerinde yaşayan çok çeşitli kedi türleri ortaya çıkmıştır. Sonrasında ise deniz seviyelerinde yaşanan değişimler kedigillerin göç etmesini kolaylaştırdı ve dünyanın dört bir yanında çok çeşitli kedilerin yaşam alanı oluşmasına olanak verdi. Kediler ve insanlar çok uzun yıllar yakın yaşasalar da kedi evcilleştirmesinin yaklaşık 4000 yıl önce Mısır'da gerçekleştirildiği düşünülüyordu. Yapılan bazı araştırmalar ise kedi evcilleştirmesine dair kanıtların 10.000 yıl öncesine dayandığını göstermiştir. Kıbrıs'ta sahibi ile birlikte gömülen bir kedinin kalıntılarının bulunması ile ilk evcilleştirmeye ilişkin düşünceler değişmiştir.
Kedilerin evcilleştirilmesinin iki temel sebebi olduğu düşünülmektedir. Kedilerin arkadaş olmak için seçilmiş olması ve kemirgenlerle haşereleri avlaması evcilleştirmenin temel nedenleridir. Küçük kedilerin sosyal özellikleri, yuvarlak kafatası yapıları, büyük gözleri insanların onları içgüdüsel olarak sevmesine ve ilgilenmesine neden olmuştur.
Modern Evcil Kedilerin Tarihteki Yeri
Yapılan genetik çalışmalar sonucunda günümüzdeki modern kediler ile Afrika Yaban Kedisi'nin (Felis silvestris lybica) neredeyse aynı DNA'ya sahip olduğu görülmüştür. Afrika yaban kedisi günümüzde hâlâ soyunu devam ettiren ve evcil kedilere benzer görüntüsü ile dikkat çeken bir kedidir. Normalde farklı kedi türlerinin birbirleri ile çiftleşmesi sonucunda soy devam etmez. Aslan ve kaplan çiftleşmesi sonucunda doğan yavrular kısırdır. Ancak Afrika Yaban Kedisi ile evcil kedilerin çiftleşmesi sonucunda doğan yavrular kısır değildir ve hatta bu durum yaban kedisi soyunun tehlikeye girmesine neden olacak gelişmelerin yaşanmasına neden olmuştur.
Felis Catus, evcil kediler için 1758 yılında önerilmiş sınıflandırmadır. Felis Catus Domesticus ise 1777 yılında önerilmiştir. 2003 yılında ise evcil kedilerin Felis Catus adlı farklı bir tür olduğu kararlaştırılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda ise modern evcil kedinin, Avrupa Yaban Kedisi olan FelisSsilvestris'in bir alt türü olan Felis Silvestris Catus olduğu kabul edilmiştir. Günümüzde ise IUCN evcil kedinin Felis Catus olarak değerlendirmesine uyarak çalışmalar yapmaktadır.
Öncelikle evrimi iyi anlamak lazım. Ev kedileri, büyük kedilerden(aslan, kaplan, jaguar..vb) evrimleşmedi. Veya insanlar maymundan gelmiyorlar bunların ortak ataları vardı geçmişte. Mesela 5-6 milyon yıl önce yaşamış olan bir great ape (insansı maymun)'in bir kısmı şempanzeye bir kısmı ise günümüz insanına evrimleşti.[1]
Kedigillere dönersek; aslan, kaplan gibi büyük kediler ile ev kedisinin en yakın ortak atası yaklaşık 12 milyon yıl önce yaşamıştır. (10-15 milyon arası olarak tahmin ediliyor.) Miyosen döneme denk geliyor. 10 milyonun üzerindeki bu zaman dilimi bu tarihi kedilerin farklı coğrafyalarda ceşitli genetik seçilim baskılarına maruz kalarak çok çeşitli kedigile evrimleşmesine neden olmuştur. Bugün bu türlerin büyük bir kısmı yok olmuş olmasına rağmen bir kısmı hala yaşamına devam etmektedir. Büyük kediler dünyanın her yerinde bulunuyorlar. Güney amerikada Jaguar asyada kar leoparı ve ya sahara altı afrikasında aslan en bilinen örnekleri. Çok çeşitli coğrafyalarda bulunmaları onları evrimleştiren seçilim baskılarının da çok çeşitli olması demek oluyor. Bunların en önemlilerinden biri çevre ve iklim şartlarıdır. Mesela orta asyanın soğuk ve dağlık bölgesinde evrimleşen kar leoparı afrikadaki kuzenlerine göre soğuk hava şartlarında hayatta kalmak için daha kalın bir kürke, kar üzerinde daha rahat yürüyebilmek için büyük ve geniş pençelere, dağlık arazide dengesini daha rahat saülıyabilmesi için daha uzun bir kuyruğa sahiptir. Bir diğeri ise avlanabileceği hayvanlar, onların savunma mekanizmaları ve aynı hayvanları avlayan rakip kedilerin veya başka avcıların bulunup bulunmamasıdır.[2]
Küçük kedilere gelince, aslında benzer faktörler onlar için de geçerlidir. Fakat şartların farklı olması onları daha farklı bir evrimsel yola itmiştir. Küçük kediler büyük kedilerin aksine dağlık veya ormanlık alanlardan ziyade geniş saharada veya başka dominant avcıların bulunduğu çevrelerde evrimleşmiştir. Bu durum onların avlanma yetilerinden çok saklanma yetilerini ve hatta kendinden daha baskın bir tür ile savaşmaktan ziyade onun yancısı gibi yoluna çıkmadan onunla birlikte yaşayabilmeye yönlendirmiştir, bu bazen insan bazen ise başka bir kedi türü olabilir. En güzel örneği adeta şehir hayatına tamamen adepte olmuş ve insanların yaşam tarzına kendini adepte olmuş evcil kedilerdir(Felis catus) Veya evcil kedilerin en yakın kuzenı afrika vahşi kedisi aslaniın hakimiyetini kabul edip gerekirse onun artıkları ile beslenmeye razı olarak aslanla aynı yerde yaşamını sürdürebilmektedir.
hamiş: evcil kediler derken ki kastım sadece evde yaşayan kediler değil halk arasında vahşi kedi denilen sokak kedilerini de kapsayan bütün bir türü (Felis Catus) kapsamaktadır. Vahşi kedi ise evcilleştirmeye uygun olmayan ve ormandan yaşayan evcşl kedilere kısmen benzese de farklı bir hayvan türü olan Felis cinsinin diğer üyelerini kasdetmektedir.
Kediler, aslanlardan evrimleşmiş bir tür değildir; her iki tür de yaklaşık on beş milyon yıl önce yaşamış ortak bir atadan ayrılan Felidae familyasının farklı evrimsel kollarını temsil eder.
Aslanlar (Panthera leo) “büyük kediler” grubuna aitken, evcil kediler (Felis catus), Afrika yaban kedisi (Felis silvestris lybica) soyundan gelir.[1]
Evcilleşme Sürecinin Bilimsel Temeli
Genetik ve arkeolojik bulgular, kedilerin yaklaşık on bin yıl önce Yakın Doğu’da tarım toplumlarının ortaya çıkmasıyla evcilleştiğini gösteriyor. Bu süreç “aktif evcilleştirme” değil, kendiliğinden evcilleşme (self-domestication) modeline dayanır:
Nesiller boyunca; stres tepkisi düşük, insan varlığına toleranslı, sosyal davranış gösterebilen kediler daha başarılı oldu. Bu nedenle evcil kediler, ataları olan Afrika yaban kedisine genetik olarak hâlâ %95’ten fazla benzerdir; evcilleşme izleri sınırlı ama davranışsal olarak anlamlıdır.
Aslanlar Neden Farklı Bir Yolda İlerledi?
Aslanlar, büyük avlara yönelen, sosyal gruplar halinde yaşayan ve geniş açık alanlarda av stratejileri geliştiren bir türdür. Ekolojik nişleri farklı olduğundan evcilleşme yönünde baskı oluşmamıştır.
Özetle;
20 yıldır kedilerle ve veterinerlerle fazla içli dışlı olan 15 yaş kedi ebeveyni olarak en yakın veteriner hekimden de kolaylıkla edinilebilecek bir bilgi paylaşabilirim ki o da kedilerin hala literatürde vahşi hayvan olarak kabul edilmesidir. Buna argüman olarak evcil türlerin doğada tek başlarına hayatta kalamamaları ama benim 15 yaşında patilerini çime basamayacak kadar korkak kedimin bugün ihtiyaç oluştuğunda doğada hayatta kalabileceğidir. Vahşinin karşılığı evcil olmayabilir. İnsan eliyle değil kendi ihtiyaçları doğrultusunda bize simbiyoz oldukları da bilinmektedir.[1]