Evrim Ağacı LogoEvrim Ağacı
  • Keşfet
  • Aktif Kullanıcılar
  • Uygulamayı İndir
  • Videolar

  • Güncel Makaleler
  • Bilimdeki Son Gelişmeler
  • EA Akademi
  • Kategoriler
  • Rastgele Makale
  • Bilim Sözlüğü

  • Size Özel
  • EA Sosyal & Gönderiler
  • Soru & Cevap
  • Argümanlar
  • Münazara
  • Podcast
  • Etkinlik & İlan
  • Eser
  • Söz
  • Blog
  • Quiz & Anket
  • Oyun
  • Keşif Kulübü

  • Yaşam Ağacı
  • NASA APOD
  • Sismik Harita
  • Periodum
  • Agora Bilim Pazarı
  • Bilim Turları
  • Premium
  • Darvin
  • Apex Notepad
  • Notopod

©2010-2026 Evrim Ağacı
©2010-2026 Evrim Ağacı
Premium
Sorulara Dön
Anonim
Anonim
ÜyeDin Felsefesi
Semavi dinlerdeki tanrıya acımasız diyebilir miyiz?
Tanrının günah işleyip cehenneme gideceğini bildiği halde insanı yaratması acımasızlık olabilir mi?
745 görüntülenme
Cevap Ver
2
Paylaş
2 Cevap Bulundu.
Ersals Krononot
Ersals Krononot
Üye CevabıSen de Cevap Ver

Din özelinden bağımsız olarak düşünürsek, bir varlığın bilinç seviyesinin, mantığını faaliyetlerini yönetme biçimini değerlendirirsek, yaşamın sonunda pozitif ya da negatif bir değerde biyo-enerji alanına sahip olduğunu öngörelim. Kişinin sürüngen beyin- limbik sistemi yönetebilecek korteks gelişimi, onu akıl ve mantığı doğrultusunda faaliyete itecektir ve pozitif enerji alanı sağlayacaksa, bu yönetimin olmadığı, vicdan ile çelişen faaliyetler de, kişiyi negatif enerji alanı sahibi yapacak diyelim. Biliyoruz ki, yaptığımız hata ve yanlışların farkındayız ve bu faaliyetleri kendimize yalan söylemeden yapamayız. Şu anda bu kötülüğü yapıyorum ama........ işte boş alana ne gelirse gelsin, biliyorum ki yanlış bir şey yapıyorum. Yanlış yaptığını biliyor olmak, faaliyeti kortekse rağmen menfaat vs amaçlı kişinin kendisiyle çelişmesi anlamına geliyor. Bu faaliyet arttıkça, kendimizle çelişmek de kolaylaşıyor. Beynin ürettiği manyetik alan ve kalbin ürettiği manyetik alanların bu faaliyetler toplamının etkisinde şekillendiği öngörüsü ile, ölüm esnasında varlığın negatif enerji alanına sahip olduğu üzerinden, nötrlenmesi olarak düşünülebilir ceza. Çok din özelinde ele alındığı için hurafe ya da masal gibi gelebiliyor kulağa bu tür tekamül ile ilgili konular. Oysa benzer şeyler sosyal hayatta da gerçekleşiyor aslında. Kişinin doğmuş olması, onun insan olabilmesi anlamına da gelmiyor bu açıdan. Kişi çevresel olarak kim olacağı ona yüklenen kişi kaldığı sürece aslında doğmamış olarak değerlendirilebilir. Kişi kendi kişisel özelliklerini keşfetme ve geliştirmesiyle, kendi kendini doğurmakla yükümlü aslında. Ki, kim olacağını seçsin ve o olabilecek çabanın enerjisini kazansın. İşte kendi kendini doğuramamış kişiler, daha çok tanrıyı suçlamayı, ya da tanrısal erk i yüceltmeyi severler. Kendi olamadıkları için gruba dahil olma, ya da tanrısallığın gölgesinde garanti altında olma konforu, onları korkularından yapay biçimde uzaklaştırır. Bir kısmı da, tanrısal erk e karşı durmayı güçlü olmak zanneder. Tanrı yok din yalan gibi altı boş ve anlamsız karşı durduğu şeyi reddedecek teorik çelişkileri kabullenmek zorunda kalır. Bu tarz kişilerin tanrının cezalandırıcı olup olmadığı ile değil, kendisinin kendisi olup olmadığı ile ilgilenmesi gerekir. Yani tanrısal sorgulama yapmak için önce kendine rasyonel bakışı kazanabilmiş olmak gerekir.

Burada ceza veren tanrıdan cok, tekamül etme zahmetine katlanmayan birey özne. Gelişim çabası olmadığında, kişi nötrde kalamaz uzun süre. Bir konuda uzmanlaşmak, insan beyin için olmazsa olmazdır. İnsan olmanın en temel kuralıdır. Otokontrol, limbik sistem sürüngen beyin yönetimi, güçlü bir korteks ile gerçekleşecek çünkü.

Ceza veren ya da ödüllendiren tanrıdan çok, kendini tanıma, varlığını anlama, kendini keşfederek amaçlarını bulma ve uzmanlaşma çabasına girme konularında KARAR VEREN BİREY burada belirleyici unsur. Çünkü, kararlarını BİZZAT KENDİSİ veriyor. Tanrısal bir gücün zoruyla vermiyor, kendisi seçiyor kişi. Günümüzde görüntüleme sistemlerinin gelişimiyle, hangi faaliyetlerin olumlu, hangilerinin olumsuz elektromanyetik alan ürettiğini bile görebiliyor olacağız yaygın şekilde yakın zamanda.

Tüm Reklamları Kapat

Ayrıca tanrısal bir erk in cezalandırıcı olması ya da olmaması, bireyin gelişimi, yaşamının sonunda ulaşacağı faaliyetlerinin sonucu açısından birşeyi değiştirmiyor.

Kaynaklar

  1. Yazar Yok. Kaynak. (30 Mart 2020). Alındığı Tarih: 30 Mart 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
183 görüntülenme
Soru sahibi bu cevabı beğenmedi.
0
0
Paylaş
Ramazan Öznarınç
Ramazan Öznarınç
Üye CevabıSen de Cevap Ver

Felsefe konusunda kaynak gösterebilmenin pek de bir mantıklı karar olmayacağını düşünüyorum.

Sorunuzun cevabı benim için evet acımasızlıktır. Fakat yok iken var etmeyi bilen ve buna gücü olan bir tür yaratıcı veya böylesi bir güce hakim olan ve yetki sahibi birisi için şunu da düşünmemiz gerekir. Tüm bu saydığım şeyleri yapabiliyor, hükmedebiliyor ve hakimliği varken ona neden insancıl bir bakış açısı ile yaklaşalım ki? Evet buna mecburuz. Tamamen insan olduğumuz için mecburiyetten dolayı insan kaynaklı bir yaklaşımda bulunmak zorundayız. Bunun dışında bir yaklaşımda bulunmak oldukça zor bunun farkındayım. Bu tür yaklaşımlar yerine evrenin işleyişini kavramaya çalışmak, daha farklı felsefi sorular sorulmasını daha uygun buluyorum.

Ayrıca şunu da belirtmek isterim. İslam coğrafyasında doğduğum için din üzerinden yapılan düşüncelerimin çoğunu İslam dini üzerinden yapmaktayım. Sizin sorunuza da uygun bir cevap olabileceğini düşündüğüm için belirtmek istedim.

Tüm Reklamları Kapat

Bir de şöyle bir şey vardır. Bu tür soruları sadece İslam açısından ele almamamız gerekmektedir. İslam şu koca dünyada sadece bir kıvılcımdır. Bu dünyanın nice dinleri, nice inançsal kültürleri vardır. Bunların her birinden bir nebze öğrenildiği takdirde farklı düşünceler ortaya çıkmakta ve olaya tamamen farklı boyutlarda yaklaşılarak farklı düşüncelerimiz ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden mümkün olduğunca farklı bakış açıları kazanmalıyız. Eğer yeterli bilgiye sahip olursak bu soru bile gelecekte bize şunu düşündürecektir. "Yetersizi bilgiye sahip olduğumuz için bu yanlış soruyu sormuşuz" Yani bilirsiniz. Bazen yanlış sorular sorarız ama yanlış olduğunun farkında değilizdir. Çünkü henüz yeterli bilgiye sahip olmamışızdır ve yine de öğrenmeye olan açlığımızı doyurma peşinde hareket etmeye devam ederiz.

Kaynaklar

  1. Yazar Yok. Diyanet. (29 Mart 2020). Alındığı Tarih: 29 Mart 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
  2. Yazar Yok. Diyanet. (29 Mart 2020). Alındığı Tarih: 29 Mart 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
  3. Yazar Yok. Diyanet. (29 Mart 2020). Alındığı Tarih: 29 Mart 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
270 görüntülenme
Soru sahibi bu cevabı beğenmedi.
1
0
Paylaş
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.