Evet, elbette acı çekerler. Bu onların tercihi olan bir şey değil zaten, acıyı bilinçli olarak çekmiyoruz. Acı beyinde işleniyor, sonra bilince ulaşıyor.[1][2] Zaten kontrol edilebilir olsaydı, hiçbir hayvan acı çekmeyi seçmezdi.[3] Dolayısıyla herhangi bir anestezi uygulanmayan bir hayvanı canlı canlı bıçakla doğradığınızda elbette beyinlerinde acı deneyimleniyor.
Bunu minimize etmek için geleneksel olarak iki yöntem uygulanıyor: Birincisi, hayvanı bir yandan okşayıp bir yandan kulağına melodik sesler söyleyerek sakinleştirme. Bunun çalışma nedeni, hayvanın uzak geleceğe yönelik düşünceler oluşturamaması (en azından kesim hayvanlarının çoğunda bu düşünceler oluşamıyor).[4][5][6][7] Dolayısıyla birçok hayvanın huzursuzluğu, o andaki sıkışmışlığından ve ortamdaki diğer kesilmekte olan hayvanların saldığı stres feromonlarını kokladığından kaynaklanıyor. Yoksa "Şimdi beni kesecekler." diye karmaşık düşünceler kuramıyorlar. Bu hayvanları, strese kapılmalarına gerek olmadığına inandırmak (okşama, melodik dua okuma, vs. ile), onların son darbe indirilene kadar görece sakin kalmalarına neden olabiliyor. Dolayısıyla sorunuza cevaben: Dua okuma veya okşama gibi şeyler sadece kısa bir süreliğine etki edebilen, her hayvanda etkileri görülebilecek şeyler; acıyı yok etme gibi bir etkisi yok. Zaten her zaman çalışmadığını da biliyoruz; o durumlarda da yaralanmalar ve kaçmalar oluyor. Çalıştığı zamansa, şimdi bahsedeceğim ikinci yöntemin daha kolay gerçekleşmesine fırsat tanıyor.
İkinci yöntemse, soluk borusu ve karotid arteri (şah damarını) olabildiğince hızlı bir şekilde kesmek. Soluk borusu kesilen bir hayvanın böğürmesi mümkün olmuyor, şah damarı kesildiğinde de beyne oksijen gidemiyor. Bu ikili, hayvanın hızlı bir şekilde ölmesine neden oluyor. Profesyonellerin hayvanı acısız gibi gözüken bir şekilde öldürebilmesi, bunları yeterince hızlı ve az sayıda hamlede yapabiliyor olmasından kaynaklanıyor.
Tabii ki ölüm yaşanana kadar beyin acı deneyimliyor; fakat o acının boyutundan ötürü muhtemelen hayvan hızla şoka giriyor ve kısa bir süre sonra da (genelde 4-5 saniye içinde) ölüyor. Bunun koreografisi yeterince iyi yapılırsa, hayvanın hiç acı çekmediğine dair bir imaj yaratılabilir. Tabii ki sinirbilimsel açıdan böyle bir şey mümkün değil.
Görece modern ülkelerde bu acıyı minimize etmek için sersemletme (İng: "stunning") denen bir basamak ekleniyor.[8] Bunun için özel olarak üretilen cihazlar var. Bunların bir kısmı fiziksel kuvvete dayalı cihazlar (İng: "captive-bolt stunning"), bir kısmıysa elektriğe dayalı cihazlar (İng: "electrical stunning" veya "electronarcosis"). Kafatasları üzerine yerleştirilen, elle taşınabilir düzeyde küçük olan bu cihazlar, çalışma prensibine bağlı olarak ya hayvanın kafatasını çok hızlı bir şekilde ezecek veya beyni parçalayacak bir darbe uyguluyor ya da hayvana çok yüksek voltajda elektrik şoku veriyor. Bu nedenle milisaniyeler içinde hayvanın damarları ve sinirleri harap oluyor, böylece (çoğu durumda) bilince "acı" bilgisi ulaşana kadar bilinçleri kapanmış oluyor. Bir yöntemde de ortama aşırı karbondioksit basılarak hayvanın bilincinin kapanması sağlanıyor; ama bu biraz daha maliyetli ve zor bir yöntem (ayrıca hayvana, bilinci kapanana kadar epey zarar veriyor). Bu yöntem, sonrasında gelen boğaz kesimini (İng: "neck-cutting") tamamen acısız hâle getiriyor, çünkü acıyı tespit edecek bilinç ortadan kalkmış oluyor. Gerçi sersemletme sürecinin de eşit derecede acılı olup olmadığı da tartışılan bir konu.[9]
Tabii ki bu anlattıklarım sadece kurban için geçerli değil; gündelik hayatta et tüketmemizi sağlayan firmaların ve çiftliklerin hepsi hayvanlarını benzer şekillerde öldürüyor. Dolayısıyla tabaklarımızdaki etlerin hepsi bu süreçten geçerek tabağımıza geliyor.
Bildiğim kadarıyla "helal kesim", "kosher" ve benzeri uygulamalar için hayvanın sersemletilmesi yasak; dolayısıyla bu hayvanlar genelde Kurban Bayramı'nda meydanlarda gördüğümüz üzere, kesen kişinin becerilerine bağlı olarak değişen miktarlarda acı çekiyorlar.[10][11][12][13] Bu şekilde acıyı sıfıra indirmek imkansız; ancak yetenekli birinin bunu olabildiğince azaltması mümkün (örneğin kullanılan bıçak türü, bıçağın nasıl kullanıldığı, kesi yeri ve yapılan hamlelerin sırası, hayvanın öncesinde asılıp asılmadığı, vb. sonucu çok etkiliyor).[14]
Bu bilgiler ışığında, ahlak felsefesi (etik) açısından sorulması gereken sorular doğuyor tabii:
gibi gibi... Burada bunların hepsine yanıt aramayacağım; ancak bunu inceleyen bir felsefe yazımızı buradan okuyabilirsiniz.
Sadece empati yapmanın yeterli olacağını düşünüyorum.
Acaba bir canlı türü bizleri yani insanları bir inanç uğruna kurban etseydi ne hissederdik? Bence tabi ki acı hem de en kuvvetlisinden... Üstelik acını aktarabilecek ortak bir dil kullanamıyorsun bile...
Ama inanç faktörü işi değiştirir tabi. Yani kurban olan canlının ilahi bir mesaj alıp acı hissetmemesi gibi bir düşünce tam tersini düşünmenize neden olabilir.
Mesele "bilimsel düşünce" ise kesinlikle o andaki işleme göre acı, korku, dehşet vs. olacağıdır ve bu sadece kurban ritüelinde değil diğer tüm beslenme veya yok etme vs. amaçlı durumlarda da geçerli olacaktır.
bilimsel bir kaynaktan bağımsız bir şekilde düşünelim, kurban bayramında kurban kestiğimiz hayvanın boğazı bıçakla kesildiği zaman hiç can çekişmesi gibi bir ses çıkartıyor mu? öleceğini yada zarar göreceğini anlayıp buna göre çırpınıyor mu? tepki gösteriyor mu? rahatsız oluyor mu? bir insana bu yapılsa acı çeker mi?
ben direk cevabı vereyim vereyim evet acı çekerler. bi kere hayvanın boğazını kesiyorsun, direk bilinci kapanmıyor, kan kaybından dolayı yavaş yavaş ölüyor. ineklerin, boğaların biz insanlardan daha dayanıklı olduğunu söylememe gerek yoktur heralde, boğazı kesilen hayvan 2-3 dakika orada acıdan çırpınır, var gücüyle kaçmaya, kurtulmaya çalışır. bazen hayvan bağıramaz boğazı kesildiğinden ciğerlerine hava gitmediğinden yada aynı şekilde bilincini kaybetmeye başladığında kas faaliyetlerini gösteremeyebilir ama bu kesinlikle acı çekmediğini göstermez.
hayvanlara eziyet dinimizde yoktur tarzında içi boş iddaalara takılmamak lazım, bilinci açık olduğu sürece her canlı insan- hayvan farketmez acı çeker. bence biraz hayvan öldürmeyi kolaylaştırmak amacıyla söylenmiş içi boş bir iddaadır.(bu yazdıklarımı herhangi bir kaynaktan bağımsız kendi şahsi düşüncelerimdir)
Muhtemelen burada kastedilen ilahi sebeplerden dolayı hayvanın acı çekmediği varsayımıdır ve bilimsel kanıtları yoktur. Genelde hayvancılığın önemli olduğu toplumlarda hayvanlardan çıkar sağlamak için onların acı çekmedikleri dillendirilir -bir bakıma vicdan azabı dindirme ve insanı yüceltme memi- fakat diğer hayvanların davranışları, bu tür iddiaları aldatıcı kılar. Onlar bize fazlasıyla benziyorlar. Yüksek ihtimalle tüm memeliler acıyı hissetmektedirler, böyle olduğu sonucuna canlıda acı anında acıya verilen nörobiyolojik tepkilerden varabiliriz. Acı anında çoğu canlıda neredeyse aynı nosisepsiyon süreçlerinden geçer. İncindiğiniz zaman, hasarı algılayan özel doku sinir hücreleri yanar ve omuriliğe sonra da beyne sinyal gönderir, beyin bilgiyi işler ve refleks olarak tepki verir.
Burada değinilmesi gereken asıl nokta hayvanların acının ne kadar farkında olduğudur evet hayvanlarla neredeyse aynı acı mekanizmalarını paylaşıyoruz fakat hayvanlarda insanlar gibi acıyı bilinçli olarak hissederler mi? Bu konu oldukça tartışmalı. Bilinç konusunda ortaya atılan bir teori Edelmanın teorisidir. Bu teoride birincil ve ikincil olmak üzere iki tür bilinçten söz edilir. Birincil bilinç, bazı duyguları içeren çoğu hayvanda görülen basit farkındalık olarak tanımlanabilir. Beyin sapı ve limbik sistemlerde gözlenir. İkincil bilinç ise, Bireyin geçmişine ve planlarına erişilebilirliğidir. Kavram aynı zamanda kişinin kendi bilincinin farkında olmasıyla ilişkilidir. Talamus ve serebral korteks sistemlerinde gözlenir. Bu teoriye dayanarak hayvanlarında insanlar gibi olmasa da acı anında farkındalık yaşadığı sonucuna varılabilir. Bu teori güçlü bir bakış açısıdır, bilinç konusu hala tartışmalıdır ve konsensüs sağlanamamıştır.
Eğer kurban kesimi izlemişseniz hayvanın boğazının kesilene kadar sakin kaldığını kurban kesimine geçişinde ise kurtulmaya çalıştığını başta bacakları olmak üzere kaçmaya çalıştığını görebilirsiniz. Ayrıca kesilen hayvanlarla aynı canlı grubunda yer alıyoruz yani başta acı olmak üzere benzer özelliklerimiz olduğunu söyleyebiliriz. Şimdi ufak bir empati yaparsak eğer kurbanın yerinde siz veya başka birisi olsaydı ve kurban kesme işlemleri sizin üzerinizde uygulansaydı örneğin boynun kesilip 2 3 dakika bekletilmesi gibi sizce bu durumdayken bir insan acı çekmez miydi ? Tabiki de acı eşiğinizde eğer doğuştan bir sıkıntınız yoksa her insan gibi hepimiz acı çekerdik. Ayrıca kesilen büyükbaş hayvanlar bizlerden daha güçlü boyun kas yapısına sahipler bu durumda hayvanın çekeceği ağrının artacağı gibi hayvanın ölümüde bir o kadar daha uzun sürecektir. Ayrıca mantık ve bilim çerçevesinde konuşursak objektif olarak bir tane bile bu durumu reddedecek makale bulamazsınız. Tabi burada canlıya şefkatle yaklaştığını iddaa eden bir din için kurban meselesi trajikomik bir hal alıyor orası ayrı