Evrim Ağacı LogoEvrim Ağacı
  • Keşfet
  • Aktif Kullanıcılar
  • Uygulamayı İndir
  • Videolar

  • Güncel Makaleler
  • Bilimdeki Son Gelişmeler
  • EA Akademi
  • Kategoriler
  • Rastgele Makale
  • Bilim Sözlüğü

  • Size Özel
  • EA Sosyal & Gönderiler
  • Soru & Cevap
  • Argümanlar
  • Münazara
  • Podcast
  • Etkinlik & İlan
  • Eser
  • Söz
  • Blog
  • Quiz & Anket
  • Oyun
  • Keşif Kulübü

  • Yaşam Ağacı
  • NASA APOD
  • Sismik Harita
  • Periodum
  • Agora Bilim Pazarı
  • Bilim Turları
  • Premium
  • Darvin
  • Apex Notepad
  • Notopod

©2010-2026 Evrim Ağacı
©2010-2026 Evrim Ağacı
Premium
Sorulara Dön
Bu soruya yönlendirilmiş başka bir sorudan geldiniz: İlk hücre nasıl oluştu?
Anonim
Anonim
ÜyeEvrim & Abiyogenez
İlk canlı diye bir şey var mıdır? Canlılık nasıl oluştu?
29,050 görüntülenme
Cevap Ver
56
Paylaş
5 Cevap Bulundu.
Silinmiş Üye
Silinmiş Üye
Üye CevabıSen de Cevap Ver
Orijinal Soru: İlk hücre hangi maddeden ve nasıl oluştu? Yani evrimin başlangıcı olan ilk hücrenin oluşumu nasıl?

Dünyadaki yaşam ilk olarak, en az 3,8 milyar yıl önce, Yerküre’nin oluşumundan yaklaşık 750 milyon yıl sonra ortaya çıktı. Yaşamın nasıl ortaya çıktığı ve ilk hücrenin nasıl oluştuğu, bu olaylar laboratuvarlarda sıfırdan ve bir bütün olarak tekrarlanamadığı için, hep bir spekülasyon konusu olmuştur. Bununla birlikte, bazı deneysel yöntemler, sürecin bazı aşamalarına ilişkin önemli kanıtlar sunmaktadır.

İlkin Yerküre atmosferinde var olduğu düşünülen koşullarda basit organik moleküllerin oluşabilecekleri ve kendi kendine makro moleküllere polimerize olabilecekleri ilk kez 1920’li yıllarında önerilmiştir. Yaşamın oluşmaya başladığı zamanda, Yerküre atmosferinin çok az veya hiç serbest oksijen içermediğini, esas olarak CO2 ve N2’den ibaret olduğu ve daha az miktarlarda H2, H2S ve CO gibi gazları içerdiği düşünülmektedir. Böyle bir atmosfer, güneş ışını veya elektrik boşalması gibi bir enerji verildiğinde, organik moleküllerin kendiliğinden oluşabildiği redükleyici bir ortam sağlar.

Organik moleküllerin kendiliğinden oluşumları, deneysel olarak ilk kez 1950’lerde, Stanley Miller’in ( o zamanları lisansüstü öğrencisi) su varlığında H2,CH4 ve NH3’den oluşan bir karışıma elektriksel kıvılcımlar göndererek, bazı amino asitlerde dahil çeşitli organik moleküllerin oluştuğunu göstermesiyle kanıtlamıştır. Her ne kadar Miller’in orijinal deneyleri ilkel Yerküre şartlarını tam olarak karşılamıyor olsa da, ilk canlı organizmaların ortaya çıkışına temel materyal sağlayan organik moleküllerin kendiliğinden sentezlenmesinin mümkün olduğu açıkça ortaya koymuştur[1]

Tüm Reklamları Kapat

Organik Moleküllerin Kendiliğinden Oluşumu: Elektrik kıvılcımları verilen CH4, NH3 ve H2’den oluşmuş bir atmosfere su buharı püskürtüldü. Reaksiyon ürünlerinin analizi, alanin, aspartik asit, glutamik asit ve glisin dahil çeşitli organik moleküllerin oluşumunu ortaya çıkardı.

Organik Moleküllerin Kendiliğinden Oluşumu: Elektrik kıvılcımları verilen CH4, NH3 ve H2’den oluşmuş bir atmosfere su buharı püskürtüldü. Reaksiyon ürünlerinin analizi, alanin, aspartik asit, glutamik asit ve glisin dahil çeşitli organik moleküllerin oluşumunu ortaya çıkardı.

Kaynaklar

  1. K. Akgören. Hücrelerin Kökeni Ve Evrimi: İlk Hücre Nereden Geldi? Sonraki Hücreler Nasıl Evrimleşti?. (12 Eylül 2020). Alındığı Yer: Evrim Ağacı | Arşiv Bağlantısı
659 görüntülenme
4
0
Paylaş
Şahin Tutuş
Şahin Tutuş
Üye CevabıSen de Cevap Ver
Orijinal Soru: Cansızdan canlıya geçiş nasıl oldu?

Cansızdan canlıya geçişi araştıran bilim dalına abiyogenez denir.[1][1]

Hatta uzayda canlı yaşam araştırmalarını yapan çok değerli bir bilim insanımız var. Adı Betül Kaçar. Şuradan izleyebilirsin. Kendisini izlemeni kesinlikle tavsiye ederim.

Tüm Reklamları Kapat

Kaynaklar

  1. E. G. Topluluğu. Abiyogenez, Biyogenez Ve Panspermia Teorileri | Ekog. (3 Eylül 2020). Alındığı Tarih: 4 Aralık 2022. Alındığı Yer: ekog | Arşiv Bağlantısı
141 görüntülenme
1
0
Paylaş
Ertuğrul Genç
Ertuğrul Genç
Üye CevabıSen de Cevap Ver
Orijinal Soru: Cansızdan canlıya geçiş nasıl oldu?

Bilim adamları sürekli olarak Dünya'daki yaşamın kesin kökenlerini belirlemeye çalıştılar. Önde gelen teorilerden biri, yaşamın Dünya'nın ilk okyanuslarındaki kimyasal süreçlerden ortaya çıktığıdır . Su, karbon ve hidrojen gibi basit kimyasal öncüler, yaşamın yapı taşları olan DNA , RNA ve protein gibi karmaşık polimerleri oluşturana kadar karışıp karıştılar.

Ancak bilim adamları, kimyasal bileşenlerin kendiliğinden bir araya gelip bir zara sarılıp bölünebildiğine dair kanıt bekliyor. Başka bir deyişle, erken yaşamın kimyası ile sonraki biyolojisi arasında hala eksik bir halka var .

Son yıllarda, koaservat adı verilen yeni bir zarsız hücre tipinin keşfi bazı fikirlerin doğmasına yol açmıştır. Bir koaservat temel olarak suda çözünmüş protein ve nükleik asit karışımından oluşan bir damlacıktır . Konglomeralar bir zarla bağlı değildir, aksine bileşenlerinin fiziksel özellikleri tarafından bir arada tutulur. Bilim adamları, örneğin gen ifadesi gibi süreçlerde canlı hücrelerde önemli roller oynadıklarını keşfettiler .

Tüm Reklamları Kapat

Hayatın kökenini araştıran bilim adamları, koaservatların hayatın ortaya çıkışında rol oynamış olabileceklerini bile merak etmeye başladılar. Örneğin, ilkel okyanusta, yaşam veren kimyasalları fiziksel olarak yoğunlaştırmış olabilirler. Hayal etmesi zor ama bunlar devam ederek yeni yaşam formları oluşturmuş olabilir . Zamanla çoğalacak ve Darwin'in milyonlarca yıl sonra hayran kalacağı sayısız canlıya dönüşeceklerdi.

Kaynaklar

  1. M. Brouillette. How Did Life Spring Up From Non-Life? Scientists May Finally Have Some Clues. (19 Nisan 2022). Alındığı Tarih: 5 Aralık 2022. Alındığı Yer: Popular Mechanics | Arşiv Bağlantısı
1,436 görüntülenme
6
0
Paylaş
Ece Budunoğlu
Ece Budunoğlu
Üye CevabıSen de Cevap Ver

Dünya sularla kaplıydı. Elbette karalar da vardı ancak deniz ve okyanuslar geniş alan kaplıyordu. Çekirdekteki magma günümüzde olduğu gibi basınçtan kaynaklı dışarı çıkmaya çalışırken bazı dağları oluşturuyordu. Bu suda olduğundaysa şu an hala okyanus tabanında rastlayabileceğimiz kül yapılı tepeler oluşuyordu. Bu kül yapılı tepeler yapısı gereği makro odacıklar içeriyordu ve basınç farkından kaynaklı bu makro odacıkların içerisinde mikro odacıklar oluşuyor; mikro odacıkların içerisindeki farklı koşullar şekerlerin, aminoasitlerin, lipitlerin ve diğer organik kimyasalların oluşmasını mümkün kılıyordu. (Bu işlem laboratuvar ortamında tekrarlanabilmektedir) Ardından bu kimyasallar rasgele bir biçimde sürekli birleşiyorlardı. Sonunda da canlılık başladı. Bilim insanları hala başka gezegenlerde, benzer koşullarda bu işlemin devam ettiğini ve belki de asla yaşama ulaşılamayacağını ya da çok daha farklı kombinasyonlarda bir yaşam başlayacağını tahmin ediyorlar.[1]

Kaynaklar

  1. Ç. M. Bakırcı. (2020). 50 Soruda Evrim. ISBN: 9786055888671. Yayınevi: Bilim ve Gelecek Kitaplığı.
108 görüntülenme
2
0
Paylaş
İrfan İşgör
İrfan İşgör
Üye CevabıSen de Cevap Ver

Canlılık nedir?

Bu soruyu evrensel tanım yaparak yanıtlamak gerekir. Dünyamızdaki memelileri, diğer canlılari ve bitkileri dikkate alarak bir genelleme yaptığımızda sadece dünyasal bir tanım yapmış oluruz. Oysa amacımız evreni anlamak ise tanımlamalarımızı evrensel boyutta yapmalıyız.

Evrensel anlamda canlılığın tanımı nedir?

Tüm Reklamları Kapat

Bu tanımlama için tabii ki dünyamızdan yola çıkacağız ve ne yazık ki dünya dışı moleküler biyoloji ve biyokimya alanlarında sonuçlandırılmış araştırmalarımız olmadığı için dünyamızda elde ettiğimiz veriler ile en genel geçer tanımı mantıksal olarak yapmak durumundayız.

Canlının davranışlarını gözlemlediğimizde beslendiğini, üreyebildiğini ve diğer davranışlarını fark etmekteyiz. Moleküler ve kimyasal formatı ne olursa olsun her canlının beslenme ve üreme gibi davranışlar göstermesi gerektiği bir gerçektir.

Bu takdirde çok basit olarak evrensel canlılığın tanımını ; " davranış gösteren her varlık canlıdır!" diye yapabiliriz.

Bu davranışların içinde en önemli davranış, " iletişim ve etkileşim " davranışıdır. Zaten böyle bir davranış biçimi olmamış olsaydı hiç bir canlı ne kendisini ne de çevresini algılayıp fark edemezdi!

Tüm Reklamları Kapat

İletişim nasıl sağlanıyor acaba? Tabii ki algılarımızın konusu olan ışımalar sayesinde! Bir canlıya kendisini fark ettiren bir canlı, kokusuyla, ısısıyla, sesiyle ve diğer ışımalarıyla kendisini fark ettirir veya başka bir canlının ışımasını taklit ederek yanılgıya sürükler! İletişim gerçekleşmesi aslında etkileşimin gerçekleşmesi olarak gözlemlenir. İletişim ve etkileşim süreci aslında evrim dediğimiz değişim ve başkalaşım sürecidir. Bir canlı içinde bulunduğu toplum birreyleri ve çevresi ile diğer davranışlarını gerçekleştirmek üzere iletişim ve etkileşimde bulunarak çok küçük değişim ve başkalaşımlar geçirerek ve kısa veya uzun dönemlerde genetik değişim ve başkalaşımlarını kalıtımsal olarak yeni nesillere aktardığında evrim giderek fark edlir hale gelir. Konuyu detaylı yazdıkça hem uzun olacak hem de okunması güçleşecek! Bu nedenle her davranış genellemesini detaya girmeden yazmaya çalışayım. iletişim ve etkileşim davranışından başka

"iletişim ve etkileşim"

" beslenme " ,

" değişim ve başkalaşım"

" bir arada beraber olma /toplum/sürü"

"üreme veya çoğalma"

"cezbetme, çekicilik"

" barınma ve güvenlik"

davranışları bir canlının evrensel davranışlarıdır. Bu davranışları gösteren her varlık canlıdır! Tabii her canlının türünün formu diğer türlerden farklıdır ve benzerlikleri de olabilir ancak bu davranışların tümünü göstermek durumundadır. Bu genel tanıma göre evrende bütün varlıklar canlıdır, diyebiliriz. Hatta hayalleriniz, düşünceleriniz bile size kendisini hissettirebiliyorsa ki hissettirdiği için farkındasınızdır, onlar bile evrensel canlılık tanımına girer! Toplumsal kanun ve kurallar, geleneksel kültür ve inançlar, yemek tarifleri ve aklınıza gelebilen ne varsa hepsi canlıdır, hepsi ışıma yapmaktadır, hepsi beslenmektedir hepsi birşeyleri kendine elektro magnetik çekim kuvveti ile çekmektedir! Evren bütünüyle canlıdır!

1
0
Paylaş
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.