insan beyni temelde sürekli çalışan ama nedense prod'da asla tam istediğimiz gibi performans vermeyen devasa bir pattern recognition motoru. doğada hayatta kalmak için sürekli etrafımızdaki verileri process edip, bir sonraki saniyeyi tahmin etmeye çalışan bir prediction algoritması çalıştırıyoruz. senin "garip" dediğin o his, aslında beyninin mental modelinde oluşan bir "unhandled exception", yani sistemin beklemediği bir input ile karşılaşıp crash vermemek için fırlattığı bir hata kodu.
mevcut datasetimizle açıklayamadığımız bir edge case ile karşılaştığımızda, sistem o input'u düzgün parse edemiyor. bilişsel bilimlerde ve nörobilimde beynin bu uyumsuzluk durumuna "prediction error" (tahmin hatası) diyoruz. bu aslında sistemde kalıcı bir bug olduğunu değil, modelinin o anki gerçekliği render etmek için yetersiz kaldığını gösterir. anlaşılamayan veya bilinmeyen her yeni durum, evrimsel süreçte potansiyel bir tehdit vektörüdür. beynimiz bu tarz issue'ları anında handle edemediğinde, hayatta kalma mekanizması olarak seni alert state'e sokar. işte o yabancılaşma hissine biz "garip" diyoruz.
yani o bilinmezlik, senin cognitive framework'ünde henüz dökümantasyonu yazılmamış veya henüz deploy edilmemiş bir algısal feature. her şeyi anında anlamlandıramazsın, insan denen hardware'in processing power'ı ve memory limitleri belli sonuçta. o yüzden bir olaya veya nesneye "garip" deyip, onu anlamlandırma işini (refactor etmeyi) backlog'a atmak, beynimizin en optimize resource management taktiklerinden biridir. özetle garip kelimesi, beyninin "bu veriyi parse edemedim, warning logu basıp yoluma devam ediyorum" deme şeklidir.
Kaynaklar
- Andy Clark. Surfing Uncertainty: Prediction, Action, And The Embodied Mind. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Leon Festinger. A Theory Of Cognitive Dissonance. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı