Bir insan nasıl daha iyi düşünür? Tabikide otoriteye baş kaldırarak! Kendisine hazır çiğnenmiş olarak sunulan "doğrulara" zihinsel bir röveşata çekerek!
Otorite sana her zaman konforlu, risksiz ve sindirimi kolay düşünce paketleri sunar. "Bunu böyle düşün, uslu uslu otur" der. Sen o paketlenmiş dogmaları sorgulamadan kabul ettikçe zihnin tembelleşir; kendi fikirlerini üretmek yerine, başkalarının fikirlerini kiralayan bir taşerona dönüşürsün.
Gerçek ve keskin düşünce, sana dayatılan sistemin ortasına pimi çekilmiş bir "Neden?" bombası bıraktığın an başlar. Kendi zihninin anarşisti ol; beynine zorla kurulan o konforlu, tek tip IKEA mobilyalarını havaya uçur! Daha iyi düşünmek, sana sınırları çizen otoriteye dönüp, "Bi' saniye, sen kimsin de benim yerime karar veriyorsun?" diyebilme sanatıdır.
Kuralları yıkanlar, kendi kurallarını yazacak kadar derin düşünebilenlerdir.
“‘Nasıl’ sorusu insanı harekete geçirir, ‘neden’ sorusu ise insanı düşünmeye sevk eder.”
Anonim bir söz olsa da, insan zihninin gelişimini anlatmak için oldukça güçlü bir yaklaşım sunuyor.
Bence bir insanın daha derin düşünebilmesinin temelinde “neden” sorusu yatıyor. Çünkü “nasıl” sorusu çoğu zaman bir yöntemi, bir çözümü veya bir hareket biçimini aratırken; “neden” sorusu olayların arkasındaki sebebi, bağlantıları ve anlamı araştırmaya iter.
Fakat burada önemli olan şey sadece soru sormak değildir. Bizim bugün sorduğumuz birçok soruyu geçmişte başka insanlar da sordu. Hatta bu sorular üzerine araştırmalar yaptı, makaleler yazdı ve yeni fikirler geliştirdi. Bu yüzden derin düşünmenin önemli bir kısmı da, insanlığın daha önce ürettiği bilgi birikimini anlamaktan geçiyor.
Bir “neden” sorusunun cevabını güvenilir kaynaklardan öğrenmek, düşünmenin sonu değil başlangıcıdır. Asıl gelişim; cevaplanan her sorunun ardından yeni sorular üretebildiğimiz anda başlar. Çünkü zihin, yalnızca bilgi depolayarak değil; bilgiler arasında yeni bağlantılar kurarak gelişir.
Belki de insan zihninin gerçek sıçraması, sorduğumuz soruların henüz kimse tarafından cevaplanmadığını fark ettiğimiz anda başlar. İşte o noktada düşünce, yalnızca öğrenen değil; üreten bir yapıya dönüşür. Bilimsel gelişmelerin büyük kısmı da tam olarak böyle doğmuştur: Cevapsız kalan bir “neden” sorusundan.
Kaynakça olarak bu düşünceyi destekleyen birkaç önemli isim:
• Sokrates — “Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez.”
• Albert Einstein — “Önemli olan soru sormayı bırakmamaktır.”
• Karl Popper — Bilimin gelişimini, sürekli test edilen ve yanlışlanabilen sorular üzerinden açıklamıştır.
• René Descartes — Sistematik şüphe ve düşünme yöntemiyle modern düşüncenin temelini atan isimlerden biridir.
Bu aralar bir 7. sınıf öğrencisi olarak astrofizik alanında araştırmalar yapıyorum. Yapay zekayı artık sadece normal hayatta kullanmak yerine kendi fikirlerimi tartabileceğim bir terazi olarak kullanıyorum. Sizin yaşadığınız durumu bende defalarca yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Bu sizin doğru olduğunuzu gösteren en büyük koz. Sonuçta ne demiş atalarımız: Aklın yolu birdir. Abi/Abla sana verebileceğim tavsiye ne olursa ol denemekten vazgeçme. Ayrıca sakın yaşını önemseme. Klişe bir lafı tekrarlamak için söylemiyorum, gerçekten fikrim bu yönde. Şuan geliştirdiğim bir hipotez var bu karadelikler ve solucan delikleri ile alakalı. Motivasyonumu ise şöyle sağlıyorum, Einstein görelilik teorisini yazmaya bir ışığın(fotonun) üstüne binersem ne olur sorusu ile başladı. En saçma fikirlerin bile arkasına bakmayı unutma ve sakın kendi egona yenik düşme Abi/Abla. İnan ki beklediğin fikir en alakasız sebeplerden ortaya çıkacak, benim kendi hipotezimin alakasız bir zamanda aklıma gelmesi gibi. Bilinç altını dinle ve merakının peşinden git. Umarım bilim ile buluşursun, iyi günler dilerim...
Çok geniş kapsamlı bir soru olduğu için sadece birkaç açıklama yetersiz kalacaktır. Dediğin gibi genelde düşündüğümüz birşeyi birisi önceden düşünmüş ve cevaplamış olabiliyor. İnsanın herhangi bir konu hakkında yeni birşey ortaya koyması için o konu hakkında yeterli bilgi kapasitesine sahip olmalıdır. Bu sebepten dolayı beynimiz son derece yaratıcı ve son derece kapsamlı olmasına rağmen onu işe yarayan bir makineye dönüştürmek için disipline ve bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. Yeni bir buluş ortaya atmaktaki en önemli etkenlerden birtanesinde soyut düşünmektir. Materyalistler açısından ne kadar değer görmesede Tesla, Newton, Einstein, Schrödinger ve daha niceleri yeni buluşlarını soyut düşünme yetenekleri sayesinde bulmuşlardır. Aslına bakacak olursak yeni buluşlar için daha iyi düşünmek için kişinin soyut düşünebilen bir beyne, ve o beyni amaçları doğrultusunda kullanabilmesini sağlayan disiplin ve bilgi gereklidir. İkisi bu konuda birbirini tamamlayıcı rol oynar.
Ben bunu yalnız kalabilmeyi başarabillmekle, başkalarının ne düşüneceğini pek de umursamadan (çünkü siz istediğinizi söyleyin onlar sizi ne görüyorsa osunuz.) hatta hiç takmadan sonsuz bir özgürlük çerçevesinde, kutunun veya çemberin dışından bakarak bazen tam batına dönerek. Evrenin doğasını kabul ederek olanları içselleştirmeden, kişileri yargılamadan ve kimseye karşı peşin hükümlü olmadan, olanların ve olacakların %80'inin sizin kontrolünüzde olmadığını kesin kez anlayarak. Ne yazıktır ki bu topraklar için : Hiç bir değerinizin olmadığını, tamamen güvensiz bir ortamda olduğunuzu, iyiyken iyi olanların kötüyken tam bir kancığa döneceklerini, ülke insanindan fazla bir sey beklememeyi, kimseye el açmadan, arzu ve istekleri minimize ederek, önceliklerinize ve en değerlilerinize odaklanarak, normal-dürüst-saygılı-nazik-yasalara kurallara uyan biri olduğunuzda her zaman için kaybedeceğinizi bilerek. Rasyonel ve objektif olarak olgulara, olaylara, nedenlere hatta sonuçlara temkinli yaklaşarak. Mutlu olmak derin düşünmek istiyorsanız bu ülkede bir gram değeriniz olmadığını, asla takdir edilmeyeceğinizi, ruhunuz öyle olduğu icin değişemeyeceğiniz icin asla üzülmemeyi ve kahrolmamayi öğrenmelisiniz. Trilyonda trilyon kesinlik olarak hiçbir şeye şaşırmamalısınız. Teşekkürler artik siz de bizdensiniz.
Hocam merhabalar öncelikle. Daha iyi düşünebilmek için belki sayısız kez duymuş olabileceğin iki yol görüyorum. T biçiminde düşünecek olursak 1. konuyla ilgili yaratıcı olabilecek kadar bilgi sahibi olmak buna derinlik diyeceğim ve 2. zihni yaratıcı olabilmesi için özgür bırakabilmek, konunun dışında hayatında keşif duygunu aktif tutarak çeşitli girdiler kazanmak ve iç sesini takip edebilmek.
Daha iyi düşünmek daha yaratıcı olmak istediğin konuda yeterince bilgi sahibi değilsen en baştan tekdüze olman kaçınılmaz. Bu konu yeterince mekanik eğitimi olmayan birisinin otomobillerle ilgili yapabileceği en büyük yeniliğin bir şekilde uçan araba fikrini üretebilmesi gibi düşünebilirsin.
İkincisi beynin görevi bağlantılar kurmaktır bildiğin her şeyle arasında bağlantı kurmak ve sonuçlarını zihinsel olarak simule edebilmekten bahsediyorum. Beyne bunu yapabileceği ortamları sunmak elzemdir. Bir yürüyüşe çıkmaktan bir bitki yetiştirmeye kadar o an yoğun bir şekilde mental efor sarf etmediğin zamanlarda zihinsel olarak bulutların üstünde bildiğin her şeyi gözden geçirdiğin bir ruh haline girdiğini göreceksin. Aynı durum otobüs beklerken de sipariş ettiğin yemeğin gelmesini beklerken de lavobodayken duştayken de uykuya dalma süresindeyken de geçerli.
Bu konuda net en büyük düşmanın sosyal medya ve her türlü küçük haz. Bunlar dikkat dağıtmaya ve senin karmaşık ve büyük hazlar kovalamana engel faktörler. Marketten kola alıp içmek mi seni daha çok mutlu eder yoksa en sevdiğin içeriklerden kendi kokteylini yapmak mı?
Sözün kısası beyne kaliteli girdiler sağlamak ve beynin hareketlerine azıcık hakim olup onun bir şeyler yaratabilmesine izin vermek gerekli. Şahsen benim ilgi alanım çok daha sözel konular evrimsel psikoloji ve kriminoloji gibi o yüzden benim kendi düşüncemi üretme yöntemim kafein alıp kendi kendime konuşmak veya bir başkasını okumak veya dinlemek. Anlatmak istediğimi net anlatamamış olmam mümkün bu platformdaki ilk yazım ama bir şeyi merak ettiysen anlamadığın bi konu olursa sor lütfen bir şekilde.
Son bir şey beynine girdiler hakkında seçici ol ve sağlıklı çıktılar verebileceği ortam yarat. İlgilendiğin fikir üretmek istediğin konularda zaten bilgi birikimin olsun ama en önemlisi zihnin yaratıcı olduğu zamanların genelde aktif olarak o konuyu düşünmediği zamanlar olduğunu unutma. Sadece entelektüel faaliyet olsun diye değil bedenini ve zihnini farklı açılardan kullanabileceğin hobilerin olsun ki yaratıcılık konusunda elin güçlensin. İlgilendiğin konuyla alakası olmasa bile.