Yaşam, evrende çok düşük ihtimallerin sonucu ortaya çıkan ve bazı spesifik türler için "hastalıklı" bir durum olarak nitelendirilen, entropi karşıtı bir durumdur.
Peki neden bu durumu sürdürmekteyiz?
Sen, cosmos'un farkında bile olmadan var ettiği, bu varlık üzerine özel bir anlam atfetmeyen ve kendi varlığını ve anlamını var edebilecek nadide bir türsün: Homo sapiens, yani insan. Çokça ihtimali düşünen, meraklı bir tür. Kendi türdaşlarını çoğu durumda yaşama çekmesinin nedeni aslına bakarsak evrimsel süreçte ortaya çıktı: Sürüyü koruma içgüdüsü. Lakin işin içine felsefi bir anlam olarak bakarsak işler değişir.
Yaşamın sürekliliği ve gerekliliği nedir?
Bu soru uğruna bolca filozof veya düşünür çokça çaba sarf etmiş. Neden varlığımızı ve kimyamızı daim etmeliyiz ve neden bunun aksini yapmamalıyız?
Çünkü yaşam ve varoluş, özünde güzel olan bir tablodur. Detaylar bize haz katar.
Dünyaya dıştan bakarsan sadece mavi bir toprak su karışımı görürsün; ama yaklaşırsan bir toplum, bir millet ve en önemlisi yaklaşık 8 milyar, ayrıca evren görürsün. Kozmik zihinlerin kendi düşünsel varlıklarını nasıl daim ettiklerine tanıklık edersin. Güneş sistemine dışarıdan bakıp bir anlam atfedemeyebilirsin; ama her bir gezegenin o eşsiz varoluşuna tanıklık edersen değeri ve anlamı artar. Yaşama kıyıdan köşeden bakma; yaşam bizzat senin varlığın dahilinde sürdürülen bir yapı: Sen ve ben ve tüm evren.
Dolayısıyla, uzaktan baktığın bu tabloda ömrünün yetemeyeceği kadar güzel detay var ve sadece bir kere geldiğin bu yaşamda bunları görme şansın bir kere. Bundandır ki diğer insanlar da bunun hazzını bilir ve çokça desteklediler. Yaşam, fark etmeden çokça anlamla bürünmüş bir kumaş. Keşfedilecek çokça şey var.
Sevgilerle..