Soru & Cevap: Soru Sor, Cevap Al
Bugün
Bugün hazırlanıyor.
Bugün hazırlanıyor.
Şahsi görüşüm kanımız farklı renkte olsaydı tenimizin altında görünen damarların rengi de değişirdi. Ama bu, doğrudan ten rengimiz değişeceği anlamına gelmez. Kanın rengi vücudumuzun dış görünüşünü etkilerdi ama asıl fark, damarlarımızda ve yaralarımızda belli olurdu. Yani sadece kanın rengini değişmesiyle insanın tamamen farklı görünmesi şart değil, bunun vücudumuzdaki diğer pigmentleri de ekleyip etkilemediğine bağlı.
Evrenin arkhesi alanlardır. Bu maalesef benim fikrim değil, günümüz modern fizikçilerinim çoğu artık bu şekilde düşünüyor. Peki bu alanlardan kast ettiğimiz nedir derseniz: Kuantum ölçekte pek çok parçacık var; elektron, foton, kuark v.s. aslında bu parçacıkların kuantum özellikleri alanlar ile tuhaf ilişkilerinden geliyor.
Basitçe ilişki sırasını şöyle sayabiliriz. 1-)Kuantum Alanları; elektron, kuark, foton, higgs ve diğerleri. Bakın burada elektrondan kuark veya fotondan bahsetmiyoruz, parçacığa özelliği kazandıran alandan bahsediyoruz. Mesela foton parçacığının özelliği elektromanyetik alan ile etkileşim sayesinde oluyor. Yani alan olamazsa hiçbir şey olmaz. 2-) Alanların kuantum uyarımları sayesinde etkileşim. 3-)etkileşim ile parçacıkların fiziksel süreçlerinin oluşması.
Sonuç olarak alanlar bu evrenin arkhesi gibi görünüyor. Ama bu işin sonu da yok. Burada başka sorularda akla gelebilir, örneğin "alanların bu özellikleri nereden geliyor, alanları da oluşturan başka bir gerçeklik var mı ve eğer varsa nedir?" gibi. (57)
Son iki haftadır aniden ortaya çıkan bu tablo, büyük olasılıkla alt idrar yollarında veya prostat dokusunda gelişen bir enfeksiyon ya da yangının (özellikle prostatit veya üretrit) işaretidir. Normal koşullarda birbirini tamamen dışlaması gereken boşalma ve idrar yapma refleksleri, bölgedeki hücresel hasar ve ödem nedeniyle sinirsel olarak birbirine karışmış durumdadır.
Erkek anatomisinde üretra hem idrarın hem de spermin vücuttan atıldığı ortak kanaldır. Sağlıklı bir boşalma sırasında sempatik sinir sistemi mesane boynundaki iç büzücü kası sıkıca kapatır. Bu kapatma refleksi hem idrarın dışarı sızmasını engeller hem de meninin mesaneye kaçmasını önler. Ancak prostat bezinde veya idrar yolunda bir enfeksiyon başladığında, dokuya hücum eden bağışıklık hücreleri ve açığa çıkan yangı medyatörleri bu hassas yapıda belirgin bir şişlik yaratır.
Boşalma anında ritmik olarak kasılan pelvik kaslar, zaten yangılı ve şişmiş olan bu dokuları sıkıştırır. Aşırı duyarlı hale gelen sinir uçları nedeniyle beyin bu mekanik baskıyı orgazm hazzı olarak değil, acil ve yoğun bir idrar hissi olarak algılar. Tuvaletten yeni çıkmış olmanıza rağmen iki dakika sonra yeniden gelen sıkışma ve idrarın içeride kaldığı hissi de aynı doku ödeminin mesane tabanına yaptığı yalancı basıdan kaynaklanır.
Fizyolojinin açıkça alarm verdiği bu durumu kendi haline bırakmamanız gerekir. Tablonun kronik bir pelvik ağrıya dönüşmesini engellemek adına vakit kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurmalı, idrar tahlili ve gerekli kültür testlerini yaptırmalısınız.
Kısa ve net cevap: Hayır, mastürbasyon yapmamak veya perhiz uygulamak erkeklerde testosteron seviyesinin kalıcı olarak düşmesine sebep olmaz. Hormon dengemiz, internetteki kişisel gelişim gurularının veya eski Viktorya dönemi ahlakçılarının sandığı gibi basit vanalarla değil, son derece hassas bir endokrin geri bildirim mekanizmasıyla yönetilir.
Testosteron üretimi testislerdeki Leydig hücrelerinde yürütülür ve bu süreç hipotalamus ile hipofiz bezinin sıkı denetimi altındadır. Vücuttaki serbest testosteron belirli bir eşiğin altına indiğinde hipofiz lüteinleştirici hormon salgılayarak üretimi uyarır, seviye yükseldiğinde ise sinyali keserek üretimi yavaşlatır. Bu mekanizma depolanan meni hacmine değil, kanda dolaşan serbest hormon derişimine bakar. Dolayısıyla boşalma sıklığınız, bazal testosteron üretim kapasitenizi kalıcı olarak aşağı ya da yukarı çekmez.
İnternet forumlarında adeta kutsal bir metin gibi elden ele dolaşan 2003 tarihli meşhur bir araştırma vardır. Bu çalışmada yedi günlük cinsel perhizin yedinci gününde testosteron seviyesinde geçici bir sıçrama kaydedilmiş, ancak hemen ardından değerler hızla bazal seviyesine geri dönmüştür. Yani ortada perhiz sürdükçe katlanan veya boşalmayınca tükenen bir hormon stoğu yoktur. Ejakülasyon anında asıl belirgin dalgalanmayı yaşayanlar prolaktin ve oksitosin hormonlarıdır. Boşalma sonrasında hissedilen o klasik rehavet hali de testosteronun buharlaşmasından değil, yükselen prolaktinin dopamini geçici olarak baskılamasından kaynaklanır.
Biyoloji mucizelerden ziyade tasarruf ve homeostaz ile çalışır. Testisleri bir batarya gibi şarj etmek veya boşaltmadığınızda aküyü tüketmek fizyolojik açıdan mümkün değildir. Cinsel perhiz kişinin tamamen kendi yaşam tarzı tercihidir, fakat bunu hormonal bir çöküş veya süper güç gerekçesiyle açıklamak bilimsel verilerden ziyade modern bir şehir efsanesidir.