Soru & Cevap: Soru Sor, Cevap Al
Bugün
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bu sorunun cevabı eğer bilimsel açıdan bakacaksak kesin ama kesin biçimde Büyük Patlama'dır. Kendi düşüncem ise mutluluğa ve huzura varmaktır. Çalışmanda başarılar diliyorum :) ------------->Yaşım 14.
Kısa cevap: Belden aşağısı tamamen veya büyük ölçüde gelişmemiş doğan bebeklerde idrar ve dışkı çıkışı, hangi yapıların oluştuğuna bağlıdır. Çoğu zaman cerrahi ve tıbbi yönetimle, yani idrar yolunu veya bağırsağı yeniden yönlendiren ameliyatlar ve sonrasında kateter ya da stoma gibi araçlarla çözülür. "Organ yok" durumu tek bir tablo değildir, bu yüzden yanıt kişiden kişiye değişir.
Ne tür durumlardan söz ediyoruz?
Vücut bunu nasıl çözüyor?
İdrar üretimi böbreklerin işidir ve bacakların varlığına bağlı değildir. Böbrekler yeterli çalışıyorsa idrar oluşur, sorun onun dışarı atılmasıdır. Böbrekler hiç yoksa ya da çok yetersizse (örneğin ağır sirenomeli olgularında sık görüldüğü gibi) yaşam diyaliz olmadan sürdürülemez, bu tür olguların büyük kısmı doğum öncesinde veya hemen sonrasında kaybedilir.
Hayatta kalan ve işlevsel böbreği olan kişilerde yaygın yaklaşımlar şunlardır:
Bacak eksikliği ise bu işlevlerin kendisini değil, hareketi ve bakımı etkiler. Tekerlekli sandalye, protez ve uyarlanmış tuvalet düzenekleri günlük yaşamı mümkün kılar. Omurilik gelişimi de etkilenmişse mesane ve bağırsak kontrolü sinirsel olarak bozulur, bu da kateter programlarını gerekli kılar.
Bu kişilerin yaşam süresi ve kalitesi, böbrek işlevine, eşlik eden kalp ve akciğer anomalilerine ve erken dönemde ameliyat olanaklarına bağlıdır. Tek bir genel senaryo yoktur, her bireyin tedavisi çok disiplinli bir ekip (pediatrik üroloji, cerrahi, nefroloji) tarafından kişiye göre planlanır.
Bahsettiğiniz miktarlar, sağlıklı bir mide mukozasında tek başına ülser, enfeksiyon ya da delinme yapmaz. Mide zaten pH 1-2 civarında bir asit ortamıdır. Sirkenin (yaklaşık %4-5 asetik asit) ya da limonun asidi mideye girince hızla seyrelir ve tamponlanır. Haberdeki kişinin ölümü büyük olasılıkla başka bir zeminle ya da çok aşırı bir tüketimle ilgilidir, sizin tahmininiz makul.
Ülserin gerçek nedenleri belli: Helicobacter pylori enfeksiyonu ve NSAİİ'ler (aspirin, ibuprofen, diklofenak gibi ağrı kesiciler). Sigara ve alkol de katkıda bulunur. Mide asidinin yiyeceklerden gelen asitle ülser yaptığı fikri eski ve çürütülmüş bir mittir. Delinme (perforasyon) de genellikle bu nedenlerle açılmış bir ülserin komplikasyonudur.
Asıl istisnalar şunlar:
Yani günlük 1-2 yemek kaşığı sirkeyi sulandırarak, bir limonu ve bir şişe maden suyunu içmek sağlıklı biri için sorun değil. Ama bunların kilo vermede ya da "detoks" konusunda mucize etkisi de yok, kanıt zayıf. Karın ağrısı, siyah dışkı, kanlı kusma ya da yanma yakınmanız olursa bunu sirkeye bağlayıp geçiştirmeyin, endoskopi gerekebilir.
Ortada doğaüstü veya mucizevi tek bir milimetre bile yok. Şiş burhanı denilen gösteri, fizik ve biyoloji kurallarının askıya alındığı bir keramet falan değil. Bütün olay insan anatomisindeki risksiz bölgeler, mekanik tıkaç etkisi ve yıllardır aynı delikten geçen demirin açtığı hissiz kanallardır.
İlk mesele kimsenin o demirleri rastgele bir yerine saplamamasıdır. Şişi şah damarına, göğüs kafesine ya da karaciğerine vuran birini göremezsin, vursa zaten anında morga gider. Seçilen yerler daima yanak içi, gırtlak altındaki boş deri kıvrımı veya karındaki yağ dokusudur. Buralarda büyük atardamar veya hayati sinir hattı geçmez. Dahası, kullanılan şişler cerrah neşteri gibi kesici değildir. Uçları sivri ama gövdeleri pürüzsüz ve künt millerdir. Künt metal dokuyu kesip parçalamaz, kas ve bağ liflerini aralayarak kenara iter, kılcal damarları patlatmadan sıyrılır.
Kan akmamasının sebebi de ilahi bir kalkan değil, tamamen mekaniktir. Şiş etin içindeyken açtığı deliği sımsıkı tıkar, buna tıpta tamponad etkisi denir. Delik tıkalıyken kan dışarı sızamaz. Şiş çekilirken ve çekildikten hemen sonra da o noktaya parmakla sertçe basarlar. Dokunun doğal elastikiyeti sayesinde delik hızla büzüşür, ufak sızıntı saniyeler içinde durur. Zikir ortamındaki kargaşa, loş ışık ve hemen sürülen tükürük ya da kül de kalan izi örter. Bu işi sürekli yapan kıdemlilerde ise durum daha da basittir. Sürekli aynı noktadan delinen dokuda, tıpkı kulak memesi piercingi gibi nasırlaşmış, hissiz ve damarsız bir fistül kanalı oluşur. Şişi o hazır delikten tereyağından kıl çeker gibi geçirirler.
Bu numaranın dine ya da keramete bağlı olmadığını görmek için dünyaya bakmak yeterlidir. Hindistan'daki Thaipusam törenlerinde veya Tayland'daki festivallerde insanlar yanaklarına demir kazıklar, kılıçlar sokarak saatlerce geziyor. Ortada doğa yasalarını büken hiçbir şey yoktur. İşler her zaman videolardaki gibi yolunda da gitmez. Açıyı bir milim kaçırıp damarı delen, tetanoz kapan veya enfeksiyondan çenesi çürüyüp hastanelik olanlar tıp literatüründe boy boy kayıtlıdır. Doğa kanunları zikirle ya da inançla bükülmez, kuralı çiğneyen bedelini fiziken öder.