Bugün
Bugün hazırlanıyor.
Bugün hazırlanıyor.
Tek bir ortalama değer yok. Bir barajın gücünü iki şey belirler: türbinden geçen su debisi ve suyun düştüğü yükseklik (düşü). İkisi de baraja göre çok değişir. Ama ilişki basit: 1 m³ su yaklaşık 1 ton olduğundan, 1 m³/s debi dakikada 60 ton su demektir. Güç ise yaklaşık P ≈ 8,8 × Q × H kW formülüyle bulunur (Q: m³/s, H: metre cinsinden düşü).
Bu formül, P = η·ρ·g·Q·H bağıntısından gelir. Verim (η) modern türbin ve jeneratörlerde yaklaşık %90 alınır, ρ = 1000 kg/m³, g = 9,81 m/s². Yani üretilen enerji, suyun düşerken kaybettiği potansiyel enerjinin elektriğe dönüşen kısmıdır.
İki örnekle ölçek hissi verebilirim:
Pratik bir kural da çıkarabiliriz. 100 m düşüyle 1 MW üretmek için yaklaşık 1,1 m³/s, yani dakikada yaklaşık 68 ton su gerekir. Düşü iki katına çıkarsa aynı güç için gereken su yarıya iner. Bu yüzden yüksek barajlar daha az suyla aynı gücü üretebilir.
Burada bir ayrım önemli: tahliye ile türbinden geçen su aynı şey değildir. Savak veya dip savak yoluyla bırakılan su türbine girmiyorsa elektrik üretmez. Ayrıca baraj kurulu gücüyle sürekli çalışmaz. Su seviyesi, mevsim ve şebeke talebi nedeniyle hidroelektrik santrallerin yıllık kapasite faktörü genellikle yüzde 30 ile 50 arasındadır. Bu yüzden kurulu güç, gerçek ortalama üretimden belirgin biçimde yüksektir.
Kendi barajınızı hesaplamak isterseniz kurulu gücü, düşüyü ve tasarım debisini işletmecinin teknik bilgi sayfasından alıp yukarıdaki formüle koymanız yeterli.
kısa cevap: hayır, ikinci hesaptan yazıp aradığında karşı tarafa orijinal numaran gitmez. telegram hesapları bir telefon numarasına bağlı ve iki hesap birbirinden bağımsız, aralarında dışarıdan görünen bir bağ yok. karşı taraf yalnızca ikinci hesabın adını, kullanıcı adını ve gizlilik ayarın izin veriyorsa o hesabın numarasını görür.
hesap açma detayları
kişilerindeki birini ikinci hesaptan nasıl ararsın
karşı tarafta ne görünür
aramalarda bir nokta daha var: Gizlilik > Aramalar bölümünde "eşler arası" bağlantı ayarı var. bunu "Hiçbir Zaman" yaparsan arama telegram sunucuları üzerinden geçer ve karşı tarafa IP adresin gitmez. numaradan bağımsız ama gizlilik istiyorsan işe yarar.
ek olarak, ikinci hesapta kişi senkronizasyonunu açıp telefon rehberine izin verirsen telegram rehberdeki numaraları kendi kayıtlarıyla eşleştirir. gizlilik isteğin varsa bu izni vermeden, kullanıcı adıyla ilerlemek daha temiz olur.
Son araştırmaları bilmiyorum ama insanların orta Afrika'dan çıktıklarını varsaydığımız için orada seyrekleştiğine (Seyrekleşmeden kastım kılın yok olması değil form değiştirmesi.)yönelik bir tespit var. Bu arada insanlar kılsız değildir, ortalama bir insanda 5 milyon kıl folekülü var.
Merhaba
Zaman yolculuğunu geçmişe ve geleceğe gitmek olarak ikiye ayırmak gerekir. Geleceğe yolculuk fiziksel olarak mümkündür hatta çok küçük ölçekte bugün bile gerçekleşmektedir. Işık hızına yaklaştıkça veya çok güçlü bir kütleçekim alanında bulundukça zaman, dışarıdaki bir gözlemciye göre daha yavaş geçer. Böyle bir yolculuktan dönen kişi için birkaç yıl geçmişken Dünya’da çok daha uzun bir süre geçmiş olabilir. Buradaki asıl engel fizik değil, gereken hızlara ve enerjiye ulaşabilecek teknolojidir. Geçmişe yolculuk ise çok daha tartışmalıdır. Genel görelilikte solucan delikleri veya kapalı zaman eğrileri gibi buna izin veriyormuş görünen matematiksel çözümler bulunur. Lakin bunların gerçek evrende oluşabileceğini, kararlı kalabileceğini veya bir insanın içinden geçebileceğini gösteren herhangi bir kanıt yoktur. Üstelik geçmişe müdahale etmek nedensellik sorunlarını ve bilinen paradoksları beraberinde getirir. İnsanlık bir gün geleceğe doğru belirgin bir zaman sıçraması gerçekleştirebileceğini düşünüyorum zira bunun fiziksel temeli zaten var. Fakat geçmişe gitmenin teknolojik bir sorundan ziyade doğanın koyduğu temel bir yasak olabileceğini de düşünüyorum. Belki de evren geleceğe giden yolu açık bırakırken geçmişi yalnızca hatırlamamıza izin veriyordur. Saygılarımla.
Hayır, zira bugün doğru kabul ettiklerimizi yarın, yarının teknolojisi ve algılama gücüyle yanlış kabul edebiliriz. Dolayısıyla hiçbir şeye mutlak olarak doğru veya yanlış demek (bilimsel olarak resmen kanıtlanmadığı ve yüzyıllardır bu şekilde deneyimlenmediği sürece) doğru olmayacaktır. Bence sırf bu sebeple herhangi bir tartışmanın kazananı olmak, kişinin manipülasyon yeteneği ve karizmasına bağlı olacaktır. Bu yüzden çürütemediğimiz bütün konuların kesin bir cevabı olması ve herkesin bunu kabul etmesi gerekmez.