Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
50 ATP Ödüllü Soru: Kütle çekiminin sonsuz olduğu karadelik tekilliklerinde belirli bir zaman kavramının varlığından bahsedilebilir mi, yoksa "zaman" kavramının tanımı mı değişir? Hemen cevapla! Okan Alver'in cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Tüm Reklamları Kapat

Okyanus Akıntılarından Oluşan Devasa Bir Ağ Çökmenin Eşiğinde mi?

9 dakika
0
Okyanus Akıntılarından Oluşan Devasa Bir Ağ Çökmenin Eşiğinde mi? BBC Science Focus Magazine
Tüm Reklamları Kapat

Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?

  • Atlas Meridyenel Devrilme Dolaşımı (AMOC), tropiklerden kuzeye ısı taşıyarak Avrupa iklimini ılıman tutan ve küresel iklim dengesinde kritik rol oynayan devasa bir okyanus akıntı sistemidir.
  • Grönland yakınlarındaki buz erimeleri ve tatlı su artışı, AMOC'un derin su oluşumunu zorlaştırarak sistemin yavaşlamasına neden olmakta ve 21. yüzyıl sonunda %50'ye varan zayıflama riski taşımaktadır.
  • Bilim insanları AMOC'un çöküşünü önlemek için doğrudan gözlemler yaparken, jeomühendislik ve büyük baraj projeleri gibi radikal çözümler tartışılmakta, ancak esas çözüm küresel karbondioksit emisyonlarının hızla azaltılmasıdır.
Özetin güncellenme tarihi: 27 Eylül 2026 11:15

Norveç kutup araştırma gemisi Kronprins Haakon'un kaptan köşkünden dışarı baktığımızda yoğun kutup buzullarının karanlığın içinde her yöne uzandığını görüyoruz. Doğuda, ufkun hemen üzerinde beliren dar ve mor bir şerit öğle gökyüzünü boyuyor; bu, bölgede son üç aydır görülen ilk gün ışığı belirtisi olarak karşımıza çıkıyor. Araştırma gemileri, kutup gecesi boyunca Kuzey Kutup Dairesi'nin 1000 kilometre kuzeyindeki Grönland Denizi'ne nadiren adım atar. Sıcaklığın -30 °C'nin altına düştüğü bu sularda, bir metreyi aşan kalınlıktaki buz tabakaları ilerlemeyi neredeyse imkânsız hale getirir.

Takvimler Şubat 2025'i gösterirken araştırmacıların katıldığı bu zorlu keşif seferinde Grönland'ın doğu kıyısı boyunca uzanan okyanus dolaşımına dair kritik veriler toplandı. Buzkıran gemisinin altından, buzun metrelerce derinliğinden ve açık denizden akan sular, tüm Atlas Okyanusu boyunca uzanan devasa bir akıntı ağını besliyor. Atlas Meridyenel Devrilme Dolaşımı olarak bilinen bu mekanizma, tropik bölgelerden kuzeye ısı taşıyarak dünyanın iklimini kontrol etmede merkezi bir rol oynuyor.

Bu akıntı ağı, Körfez Akıntısı'nı beslemeye yardımcı olur, Avrupa'nın sıcaklık dengesini korumanın yanı sıra küresel iklim istikrarının da kilit aktörleri arasında yer almaktadır. AMOC dahil olmak üzere küresel okyanus dolaşımının temel itici güçlerinden biri, kutup bölgelerine yakın yerlerde yoğun su kütlelerinin dibe çökmesidir. Arktik Okyanusu ile Atlas Okyanusu'nu birbirine bağlayan İskandinav Denizleri, kış aylarında yüzeydeki ısı kaybı nedeniyle yoğun ve derin suların oluştuğu birincil alanlardan biridir. Bu soğuk ve yoğun sular, nihayetinde Kuzey Atlantik'in uçsuz bucaksız derinliklerine doğru akar.

Tüm Reklamları Kapat

Ancak eriyen buzulların ve artan yağışların etkisiyle Grönland yakınlarındaki subpolar denizlerde suların tatlılaşması ve okyanusun ısınması, yüzey sularının dibe batmasını giderek zorlaştırıyor. Karbondioksit emisyonları yükselmeye devam ettikçe ve iklim krizi hızlandıkça bilim insanları AMOC'un belirgin biçimde yavaşladığından giderek daha fazla endişe duyuyor; hatta bu akıntının 21. yüzyılın sonuna kadar %50'ye varan oranda zayıflayabileceğini öngörüyor.

Daha da kötüsü, gezegenimiz için yaşamsal öneme sahip bu akıntı sistemi kritik bir eşik noktasına yaklaşıyor olabilir. Bu eşik aşıldıktan sonra yaşanacak hızlı bir düşüş, potansiyel olarak tüm sistemin çöküşüne yol açabilir ve bu çöküşün etkileri tüm dünyaya yayılabilir. Araştırmacılar böylesi bir çöküşün nasıl görüneceğini, ne kadar olası olduğunu ve ne zaman gerçekleşebileceğini daha net anlamaya çalışıyor. İşte bu kritik arayış, bizleri Kronprins Haakon gemisinde yürütülen keşif seferine götürmektedir.

Gemideki bilim insanları, artık çok geç olmadan bu sorulara yanıt bulmayı hedeflemektedir. Bu sırada diğer araştırmacılar da temel bir soruya odaklanmış durumda: Atmosferdeki karbondioksit seviyeleri hızla düşürülemezse toplumların en kötü senaryoyu önlemek için başvurabileceği uygulanabilir çözümler var mı? Bu soru, günümüzde daha radikal ve hatta aşırı sayılabilecek bazı önlem tekliflerinin doğmasına yol açıyor.

Devasa Bir Okyanusal Isı Pompası

AMOC'un yüzey akıntıları, Ekvatoral Atlantik'ten güneşle ısınmış tuzlu suları yüksek kuzey enlemlerine taşır. Buraya ulaşan sular soğur, yoğunlaşır ve okyanusun derinliklerine batar. Ardından güneye doğru akar ve Antarktika yakınlarında yeniden yüzeye çıkarak bu devasa döngüyü tamamlar. Sıcak akıntıların kuzeye doğru ilerlemesi, Avrupa kıtasına muazzam bir ısı kazandırır. Örneğin Birleşik Krallık'taki kışların, benzer bir enlemde yer almasına rağmen arktik altı iklime sahip Kanada'nın Labrador bölgesine kıyasla çok daha ılıman geçmesinin temel nedeni budur.

Tüm Reklamları Kapat

Nitekim AMOC olmasaydı, Avrupa'nın iklimi çok daha dondurucu olurdu; Batı Avrupa'da kış sıcaklıkları -20 °C gibi aşırı soğuk seviyelere kadar gerileyebilirdi. AMOC'un derinlerdeki geri dönüş akışı ise Grönland yakınlarındaki soğuk sularda çözünen devasa miktardaki atmosferik karbondioksiti hapsederek derin denizlere taşır. Bu mekanizma aynı zamanda okyanusun en karanlık derinliklerindeki canlılar için oksijen temin eder.

Ne var ki iklim modellerinin işaret ettiği üzere, küresel ısınma bu akıntı sisteminin istikrarını tehlikeye atabilir. Hızla yükselen hava sıcaklıkları, kış aylarında okyanustan atmosfere kaçan ısı miktarını azaltır. Bunun sonucunda, subpolar Kuzey Atlantik ve İskandinav Denizlerindeki yüzey sularının yoğunluğu düşer ve batma eğilimi zayıflar. Aynı zamanda Arktik deniz buzlarından ve Grönland buz örtüsünden gelen erime suları, yüzey suyunun kaldırma kuvvetini artırarak derin su oluşumunu (soğuk, tuzlu ve yoğun suyun batıp akıntıyı ileriye taşıdığı süreci) sekteye uğratır.

Asıl büyük risk, bu değişimlerin öngörülemez bir şekilde hızlanması ve dolaşımın aniden zayıflamasına ya da devrilmesine yol açmasıdır. Hollanda'daki Utrecht Üniversitesinden fiziksel oşinografi uzmanı Prof. Henk Dijkstra, bu tehlikeli süreci şu sözlerle açıklıyor:

Daha zayıf bir AMOC, tropik Atlas Okyanusu'ndan kuzeye daha az tuzlu su ulaşması anlamına gelir; dolayısıyla Grönland yakınlarındaki yüzey sularının yoğunluğu daha da azalır.

Bu durum, tüm sistemi çöküşün eşiğine itebilecek tehlikeli bir kısır döngü yaratıyor.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

En Kötü Durum Senaryosu ve Olası Etkiler

AMOC'un çökmesi durumunda ortaya çıkacak sonuçlar tek kelimeyle felaket olur. Bu senaryo; küresel iklimi, hava modellerini ve deniz seviyelerini derinden etkiler. Kuzeybatı Avrupa son buzul çağından bu yana görülmemiş şiddette kışlar yaşayabilir; tropiklerde biriken aşırı ısı ve muson döngülerindeki bozulmalar ise Afrika ve Asya'da yıkıcı kuraklıklara yol açabilir. Çöken bir AMOC, 2004 yapımı bilimkurgu filmi Yarından Sonra filminde tasvir edilen buzullarla kaplı New York sahnelerine ilham vermişti; ancak gerçekte Amerika Birleşik Devletleri üzerindeki etkiler çok daha farklı olacaktır.

ABD'nin doğu kıyılarında kıyı taşkınlarında dramatik bir artış yaşanması, yerleşim yerlerinin sular altında kalması ve doğal yaşam alanlarının yok olması bekleniyor. Bu sırada ekonomisi ve gıda sektörü doğrudan okyanusa bağlı olan İzlanda, AMOC'un olası bir çöküşünü ulusal güvenlik tehdidi olarak sınıflandırmış durumdadır. Tüm bunlara ek olarak, sürecin nihai sonucunun küresel ısınmayı daha da tetiklemesi kuvvetle muhtemeldir.

Bununla birlikte, AMOC'un geleceğine dair temel sorular hâlâ yanıt bekliyor: Akıntılar günümüzde güç kaybetmeye başladı mı? Gelecekte bir zayıflama öngören bilgisayar iklim modelleri, okyanustaki tüm ilgili süreçleri yeterli ayrıntıda yakalayabiliyor mu? Araştırmacıların AMOC'un nasıl evrildiğine dair (özellikle kış aylarında) son derece sınırlı bilgiye sahip olduğu bölgelerin başında, Grönland Denizi'nin buzlarla kaplı suları geliyor. Kronprins Haakon gemisini bu dondurucu sulara getiren temel etken de tam olarak budur. Hatta burada, AMOC sistemini dengeleyebilecek ve zayıflamasını frenleyebilecek, şimdiye kadar gözden kaçmış bir mekanizma dahi bulunabilir.

Norveç'teki Bergen Üniversitesinden fiziksel oşinografi uzmanı ve seferin baş araştırmacısı Prof. Kjetil Våge, iklim modellerinde yeterince çözümlenemeyen Arktik süreçlerin AMOC'un geleceğinde belirleyici bir faktör olabileceğini düşünüyor. İnsansız hava araçları ve su altı robotik planörleri yardımıyla Våge ve ekibi, Doğu Grönland Akıntısı'nın sıcaklığını ve tuzluluk oranını ölçtü. Soğuk ve tatlı kutup suyu tabakasının hemen altında akan bu akıntı, kıyı boyunca daha sıcak ve tuzlu Atlantik sularını taşıyor.

Våge bu akıntının rolünü aktarırken "Doğu Grönland Akıntısı, derin geri dönüş akışının ana kaynağıdır." diyor. Gezegenimiz ısındıkça, bu bölgedeki deniz buzları azalıyor. Önceki bir çalışmanın öncü verilerine dayanan Våge, kış aylarında buzsuz kalan geniş alanlardan atmosfere gerçekleşen daha güçlü ısı kaybının, yoğun su oluşumunu aslında artırabileceğine inanıyor. Våge'e göre bu süreç, "İskandinav Denizlerindeki devrilmeye bir miktar direnç kazandırabilir." ve akıntının korkulduğu kadar hızlı yavaşlamasını engelleyebilir.

Zayıflamanın Zaman Çizelgesi ve Bilimsel Modeller

Ancak tüm bilim insanları bu kadar iyimser değil. Dijkstra ve çalışma arkadaşlarının gelişmiş bir Dünya sistemi modeli kullanarak yürüttüğü güncel bir araştırmaya göre AMOC, şimdiden bir eşik noktasına yaklaşmaktadır. Yapılan simülasyonlarda akıntılar, bu kritik eşik aşıldıktan sonraki bir yüzyıl içinde hızla yavaşlamaktadır.

Tüm Reklamları Kapat

Simülasyonun ortaya koyduğu etkiler son derece dramatiktir:

  • Arktik kış deniz buzları, güneyde Londra enlemine kadar ilerliyor.
  • Kuzey Atlantik'teki bazı kıyı bölgelerinde deniz seviyesi 0,7 metreden fazla yükseliyor.
  • Amazon Havzası'ndaki yağış rejiminde yıkıcı aksamalar meydana geliyor.

Dijkstra, olası bir çöküş durumunda meydana gelecek olağanüstü değişikliklere toplumların uyum sağlamak zorunda kalacağını ve bunun devasa zorluklar doğuracağını hatırlatıyor. Araştırmacının modelleme sonuçları, İskandinavya ve Batı Avrupa'da yıllık ortalama sıcaklıkların 10 ila 15 °C düşebileceğini gösteriyor. Dijkstra, geçmişe kıyasla çok daha temkinli olduğunu şu sözlerle vurguluyor:

Sistemin çok daha kararlı olduğunu düşündüğüm birkaç yıl öncesine kıyasla daha karamsarım ancak durum pek öyle görünmeyebilir.

Diğer araştırma bulguları da gelecekte AMOC sisteminde belirgin bir zayıflama yaşanacağını öngörüyor; ancak bu zayıflamanın zamanlaması ve boyutu, kullanılan modele ve temel alınan karbondioksit salım senaryolarına göre değişiklik gösteriyor. 2025 yılında yayımlanan bir çalışma, yüksek emisyon senaryolarında eşik noktasının yüzyılın ortalarında tetikleneceğini ve 2100 yılından sonra tam bir AMOC çöküşünün gerçekleşeceğini bildirdi. Buna karşılık, Exeter Üniversitesinden araştırmacılar 2024 yılında akıntının tamamen durmasının pek olası olmadığı sonucuna vardı. Bu ekibe göre Güney Okyanusu'ndaki güçlü rüzgârların Antarktika yakınlarındaki Atlantik derin sularını yüzeye çıkarması, en kötü senaryoda bile zayıf bir AMOC akışını canlı tutacaktır. Ancak günümüzdeki gücün sadece P oranında kaybedilmesi bile büyük bir iklimsel altüst oluşa yol açmaya yeterlidir.

Gezegenimizin geçmişine bakmak, bu tehdidin ne kadar gerçek olduğunu açıkça kanıtlıyor. Buz çekirdekleri ve deniz tabanı tortullarının analizleri, Dünya tarihi boyunca soğuk ve sıcak evreler arasında AMOC gücünde ani değişimler yaşandığını ortaya koyuyor. Örneğin University College London bünyesindeki araştırmacıların henüz hakem değerlendirmesinden geçmemiş bir önbaskı çalışması; yaklaşık 400.000 yıl önceki sıcak bir dönemde Grönland buz örtüsünün erimesinin AMOC'u yaklaşık üçte bir oranında zayıflattığını ve subpolar bölgede şiddetli bir soğumayı tetiklediğini gösteriyor. Günümüzde insan kaynaklı gazların derin su oluşumunu tahmin etmede kullanıldığı okyanus yaşı izleyicilerine dayanan araştırmalar da AMOC'un gerçekten güç kaybettiğine işaret ediyor. Bu çalışmaya göre Kuzey Atlantik'teki su kütleleri son 30 yılda daha "yaşlı" hale geldi; bu da yüzey sularının derin okyanusa aktarımının zayıfladığını kanıtlayan kritik bir göstergedir.

Şüpheli Derecede Soğuk Sular ve Doğrudan Gözlemler

Öte yandan doğrudan yapılan gözlemler, akıntılarda henüz net bir zayıflama göstermiş değil. Geçmişteki ani AMOC dalgalanmalarından endişe duyan bilim insanları, gezegen ısındıkça dolaşımdaki değişimleri takip etmek amacıyla 2000'li yılların başında Atlas Okyanusu'nu düzenli olarak izlemeye başladı. Bu gözlemler belirgin dalgalanmalar kaydetmiş olsa da AMOC'un yavaşladığına dair bugüne kadar kesin bir kanıt sunamadı.

Akıntıların yüksek doğal değişkenliği nedeniyle kesin bir değişimi tespit etmenin son derece güç olduğunu belirten Almanya'daki Hamburg Üniversitesinden fiziksel oşinografi uzmanı Eleanor Frajka-Williams, durumu şöyle açıklıyor:

Devrilme dolaşımına dair yaygın görüş, bir süpermarketteki taşıma bandı gibi her şeyin aynı hızla hareket ettiği yönündedir. Oysa subtropikal ve subpolar Kuzey Atlantik'ten elde edilen veriler, en azından insan zaman ölçeğinde durumun böyle olmadığını gösteriyor.

Nitekim bazı çalışmalar da AMOC'un son birkaç on yıldır istikrarlı bir dolaşıma sahip olduğunu ortaya koyuyor. Zayıflamanın ne aşamada olduğuna dair kesin bir fikir birliği bulunmasa da birçok uzman olası sonuçların bu riski almaya değmeyeceğini düşünüyor. Frajka-Williams, "AMOC çöküşünün çok yakın olduğuna ikna olmuş değilim." diyerek şüphelerini dile getiriyor. Ancak sistemi izlemenin getireceği maliyetin, meydana gelebilecek yıkıcı etkilerin yanında önemsiz kaldığını belirterek durumu şu benzetmeyle aktarıyor: "Evinizin yanma riski %5 bile olsa, bu risk yine de oldukça büyük görünür ve evinizi mutlaka sigortalarsınız."

Tüm Reklamları Kapat

Tehlikeye Karşı Radikal Çözüm Önerileri

Kutup gecesinin zifiri karanlığında, açık deniz ile kıta sahanlığı üzerindeki ağır buz kütleleri arasında yol alan Kronprins Haakon gemisindeki araştırmacılar, aradıkları yanıtların Doğu Grönland Akıntısı'nda saklı olabileceğini düşünmektedir. Bilim insanları gemiyle yürüttükleri araştırmaların yanı sıra 2024 yılında yerleştirdikleri ve 2026 yazında geri toplanacak aletlerle Grönland Denizi'ndeki akıntı akışlarına dair uzun vadeli veriler toplamaktadır. İki tam kış mevsimini kapsayan bu kayıtlar, Våge ve ekibinin ısınan bir iklimde deniz buzu kaybının AMOC istikrarına katkı sağlayıp sağlamayacağını değerlendirmesine olanak tanıyacak. Elde edilecek sonuçlar buzun derinliklerindeki süreçlerin gerçekten kendi kendini dengelediğini gösterirse, çöküş ihtimali düşünülenden daha düşük olabilir.

Agora Bilim Pazarı
A Guide to the Fossil Reptiles and Fishes in the Department of Geology and Palaeontology
Fosil sürüngenleri ve balıkları, müzenin jeoloji ve paleontoloji koleksiyonları üzerinden tanıtır. Zooloji galerilerine ilişkin bir yayından farklı olarak fosil örneklere odaklanır.
Devamını Göster
₺1.053,00
A Guide to the Fossil Reptiles and Fishes in the Department of Geology and Palaeontology

Peki ya AMOC kendi kendini dengeleyemezse ne olacak? Karbondioksit ve diğer sera gazları atmosferde birikmeye devam ederken küresel ısınma 2015 Paris Anlaşması'nda belirlenen 1,5 ila 2 °C hedefinin çok ötesine doğru ilerlemektedir. Bu durum, AMOC da dahil olmak üzere iklim sisteminin kritik bileşenlerinin tehlikeli bir eşiğe sürüklenme riskini artırmaktadır. İşte tam da bu nedenle felaket getirebilecek eşik noktalarının tetiklenmesini önlemek amacıyla teknolojik çözümler giderek daha fazla gündeme gelmektedir.

Oldukça tartışmalı olan bu jeomühendislik fikirleri; gezegeni soğutmak için atmosfere güneş ışığını yansıtan parçacıklar enjekte etmekten, karbondioksit moleküllerini havadan yakalayıp yer altına depolamaya ve hatta okyanusların karbon tutma kapasitesini artırmak için ezilmiş kayaçlarla suları alkalileştirmeye kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Ayrıca buzulların okyanusa akışını yavaşlatmak ve onları alttan eritebilecek sıcak suları dışarıda tutmak amacıyla Grönland fiyortlarına devasa deniz tabanı bariyerleri inşa etme fikri de tartışılmaktadır. Bir diğer öneri ise buzulları sıcak akıntılardan korumak ve buz kaybını azaltmak için 100 metre yüksekliğinde deniz altı perdeleri yerleştirmeyi içermektedir. Elbette bu tür uzak bölgelerde inşa edilecek yapılar için gereken maliyetler, teknik ve lojistik zorluklar ile malzeme ihtiyacı akıl almaz boyutlardadır. Bu projelerin deniz ekosistemleri, balıkçılık ve turizm üzerinde de olumsuz etkiler yaratması kaçınılmaz görünmektedir. İşte bu yüzden pek çok araştırmacı, buzulları perdelemeyi ve diğer kutup jeomühendisliği fikirlerini hem uygulanamaz hem de son derece tehlikeli bulmaktadır.

İki Okyanus Arasında Devasa Bir Baraj

Yine de Dijkstra'ya göre, dünya sisteminin bu tür müdahalelere nasıl tepki vereceğini bilgisayar modelleriyle araştırmak büyük bir değer taşıyor. Dijkstra bu araştırmaların önemini vurgularken "Çünkü bu bize sistemi yeterince anlayıp anlamadığımızı gösteriyor." diyor. Bu simülasyonlar aynı zamanda, iklim krizinin kontrolden çıkması durumunda insanlığa zaman kazandırabilecek en az zararlı adımların belirlenmesine de yardımcı olabilir.

Dijkstra ve meslektaşları Nisan 2026'da yayımlanan bir modelleme çalışmasında, AMOC çöküşünü önlemek amacıyla tasarlanan böylesi bir "son çare" önleminin etkilerini inceledi: Alaska ile Sibirya'yı ayıran Bering Boğazı boyunca 80 kilometre genişliğinde bir baraj inşa etmek. Bu dar ve sığ deniz koridoru üzerinden Kuzey Pasifik'ten gelen sular Arktik Okyanusu'na akar; ardından Labrador Denizi ve Grönland Denizi'ne ulaşır. Pasifik suyunun görece daha az tuzlu olması bu bölgelerdeki derin su oluşumunu engeller ve akıntıyı yavaşlatır.

Ancak Dünya tarihinde bu durum her zaman böyle değildi. Daha önceki çalışmalar, deniz seviyelerinin düşerek Asya ile Amerika arasında bir kara köprüsü oluşturduğu ve Pasifik'in Arktik'ten koptuğu buzul çağlarında AMOC'un çok daha güçlü olduğunu gösteriyor. Dijkstra ve ekibi, Kuzey Atlantik'in ısınıp tatlılaştığı senaryolarda boğazın günümüzde yapay olarak kapatılmasının AMOC'u nasıl etkileyeceğini modelledi. Devrilme dolaşımının henüz yeterince güçlü olduğu koşullarda, görece az tuzlu Pasifik suyunun Arktik Okyanusu üzerinden bu darboğaza girişinin engellenmesi, subpolar Atlantik'teki tuzluluğu artırdı. Dijkstra elde edilen bulguları, "Bu müdahale AMOC sistemini dengeliyor." sözleriyle özetliyor.

Fakat akıntılar aşırı derecede zayıfladığında araştırmacılar tam tersi bir etki gözlemledi. Bu aşamada boğazın kapatılması, buzul erimeleriyle seyrelmiş görece tatlı Atlantik suyunun Pasifik'e kaçmasını engelledi; bu da Atlantik'teki tuzluluk oranını daha da düşürerek dolaşımı iyice zayıflattı. Başka bir deyişle, böyle bir baraj müdahalesinin ne kadar etkili olacağı bütünüyle zamanlamaya bağlıydı.

Bering Boğazı dar ve yalnızca 50 metre derinliğinde olsa da Rusya'dan ABD'ye uzanacak bir baraj inşa etmek devasa siyasi engellerle karşılaşacaktır. Böylesi bir proje ayrıca okyanus kimyası ve bölgedeki yerli toplulukların geçimini sağlayan deniz yaşamı üzerinde de sarsıcı etkilere yol açacaktır. Yine de mühendislik açısından Dijkstra bunun mümkün olduğunu düşünüyor ve Güney Kore'deki 33 kilometre uzunluğundaki dünyanın en büyük yapay bendi olan Saemangeum Deniz Seddi'ni benzer bir emsal olarak göstermektedir.

Buna karşın birçok araştırmacı, radikal jeomühendislik yaklaşımlarının insanlığın asıl önceliği olması gereken karbondioksit salımlarını kökten azaltma hedefinden dikkatleri uzaklaştırdığı konusunda uyarıyor. Frajka-Williams, asıl odaklanılması gereken çözüme şu sözlerle dikkat çekiyor:

AMOC için çözüm, karşı karşıya olduğumuz diğer iklim değişikliği etkileriyle aynıdır. Sorunu nasıl çözeceğimizi gayet iyi biliyoruz; ancak mevcut siyasi ortamda bunu hayata geçirebilmek son derece zor görünüyor.

Sonuç olarak okyanus akıntılarının karmaşık yapısı, dünya iklim sisteminin ne denli hassas dengeler üzerinde durduğunu bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Çözümü devasa mühendislik projelerinde aramak yerine gezegenimizin doğal termohalin dengesini koruyacak küresel iklim politikalarını vakit kaybetmeden hayata geçirmemiz gerekiyor.

Evrim Ağacı, sizlerin sayesinde bağımsız bir bilim iletişim platformu olmaya devam edecek!

Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...

O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...

O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.

Avantajlarımız
"Maddi Destekçi" Rozeti
Reklamsız Deneyim
Destekçilere Özel Soru-Cevap Kategorisi
+5 Quiz Oluşturma Hakkı
Profilini Görüntüleyenlerin Tamamı
10 Özel Argüman Dosyası
ve Daha Fazlası İçin...
Aylık
Tek Sefer
Destek Ol
₺50/Aylık
Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
Özetini Oku
0
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 27/09/2026 11:50:40 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23790

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
L. Thomas, et al. Okyanus Akıntılarından Oluşan Devasa Bir Ağ Çökmenin Eşiğinde mi?. (27 Eylül 2026). Alındığı Tarih: 27 Eylül 2026. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/23790
Thomas, L., Güler, T., Uçar, D. Ş. (2026, September 27). Okyanus Akıntılarından Oluşan Devasa Bir Ağ Çökmenin Eşiğinde mi?. Evrim Ağacı. Retrieved September 27, 2026. from https://evrimagaci.org/s/23790
L. Thomas, et al. “Okyanus Akıntılarından Oluşan Devasa Bir Ağ Çökmenin Eşiğinde mi?.” Edited by Damla Şahin Uçar. Translated by Tolga Güler, Evrim Ağacı, 27 Sep. 2026, https://evrimagaci.org/s/23790.
Thomas, Ling. Güler, Tolga. Uçar, Damla Şahin. “Okyanus Akıntılarından Oluşan Devasa Bir Ağ Çökmenin Eşiğinde mi?.” Edited by Damla Şahin Uçar. Translated by Tolga Güler. Evrim Ağacı, September 27, 2026. https://evrimagaci.org/s/23790.
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Tüm fikirler eşit değildir. Bazıları çok daha sağlam, gelişmiş ve mantıkla desteklenmiştir."
Douglas Adams
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)