Kötülük problemi felsefeciler arasında sıklıkla teolojik bağlamda ele alınır. Geleneksel olarak doğal (deprem, hastalık vb.) ve ahlaki (hırsızlık, cinayet vb.) olmak üzere iki tür kötülükten söz edilir. Kötülüğün her şeyi bilen ve yapabilen iyi bir tanrının yarattığı evren planında tam olarak nereye oturtulabileceği tartışılır. Bu probleme klasik çözüm önerilerinden bir tanesi, tanrının insana özgür irade bahşetmiş olup insanın birtakım seçimlerinin kötülüğü meydana getirdiği şeklindedir.[1]
Bununla birlikte "kötülük" dilimizde çokanlamlı bir sözcüktür. Beğenmediğimiz şey ya da olaylara "kötü" sıfatını atfederiz, "kötü bir koku, kötü bir tavır" ifadelerinde olduğu gibi. Ayrıca birtakım prensipleri karşılayamayan ya da ihlal eden araç ve yaptırımları da "kötü" olarak nitelendiririz. "Kötü bir sandalye, kötü bir adlandırma" ifadelerinde bu anlam vardır. Fark edileceği üzere, bir hastalık veya cinayetin kötülüğüyle koku veya sandalyenin kötülüğü hem birbirlerinden hem de kendi aralarında oldukça farklıdır.