Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Ece Müker
Bilim Haberleri
NASA Astronotu Chris Williams 241 Günlük ISS Görevinin Ardından Dünya'ya Döndü.
NASA Astronotu Chris Williams 241 Günlük ISS Görevinin Ardından Dünya'ya Döndü.
NASA astronotu Chris Williams, Roscosmos kozmonotları Sergey Kud-Sverchkov ve Sergei Mikaev ile birlikte 26 Temmuz Pazar günü Kazakistan'ın Dzhezkazgan kentinin güneydoğusuna Soyuz MS-28 kapsülüyle güvenli şekilde indi. Ekip, 27 Kasım 2025'te ISS'e ulaşmış ve 241 gün boyunca Dünya'yı 3.856 kez dolaşarak 165 milyon kilometreyi aşkın yol katetti.

Williams bu görevi esnasında kanser tedavisine yönelik yeni araştırmaları destekledi ve yüksek performanslı bilgisayar ile elektroniklerde kullanılan malzemelerin uzayda üretimine ilişkin deneylere katkı sağladı. Bunlara ek olarak iki uzay yürüyüşü gerçekleştirdi: Birinde istasyonun güç sistemi yükseltmeleri için güneş paneli bileşenleri kurdu, diğerinde ise Canadarm2 robotik kolunun arızalı bir eklemini değiştirdi.

241 günlük görev hem Williams hem de Mikaev için ilk uzay yolculuğuyken Kud-Sverchkov için ikinci görev oldu. İniş sonrası tıbbi kontrollerin ardından ekip Karaganda'ya helikopterle transfer edildi; Williams daha sonra Houston'daki Johnson Uzay Merkezi'ne NASA uçağıyla hareket etti.
489 görüntülenme
4
Paylaş
Ece Müker
Bilim Haberleri
Dillerin Gizli Tarihi: İmparatorluklar Küresel Dil Çeşitliliğini Nasıl Yok Etti?
Dillerin Gizli Tarihi: İmparatorluklar Küresel Dil Çeşitliliğini Nasıl Yok Etti?
Science dergisinde yayımlanan çığır açıcı bir araştırma, küresel dil çeşitliliğinin son 12.000 yıllık seyrini ortaya koydu. Etnografik veriler ve bilgisayar modellemeleri kullanan bilim insanları, dil çeşitliliğinin tarım öncesi dönemde değil, günümüzden 1.000 ila 3.000 yıl önce (erken devletler ve imparatorluklar çağı) on binlerce dille zirve yaptığını keşfetti. Bu altın çağın ardından, genişleyen imparatorluklar ve devlet politikaları nedeniyle dillerin hızla yok olduğu ve günümüzdeki dillerin büyük bir "tarihsel darboğazdan" sağ çıkanlar olduğu vurgulandı.
671 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
10
Paylaş
Ece Müker
Bilim Haberleri
Bilim Tarihinde Dördüncü Bulaşıcı Kanser Keşfedildi: Vermont Gölündeki Yayın Balıklarında Melanom Yayılıyor.
Bilim Tarihinde Dördüncü Bulaşıcı Kanser Keşfedildi: Vermont Gölündeki Yayın Balıklarında Melanom Yayılıyor.
Nature dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, bilim tarihinde yalnızca dördüncü kez bulaşıcı bir kanser türünü belgeledi. Vermont'taki Lake Memphremagog'dan toplanan kahverengi boğa kedi balıklarında (brown bullhead) tespit edilen melanom, bir balıkta ve tatlı suda görülen ilk bulaşıcı kanser türü olma özelliğini de taşıyor.

Hikâye 2012'de bir balıkçının derisinde siyah büyümeler olan bir balığı yetkililere götürmesiyle başladı. Vermont Balık ve Yaban Hayatı Departmanı'ndan Peter Emerson, üç yıl içinde gölün balıklarının yüzde 25-40'ında bu büyümeleri gözlemledi. Yıllarca süren araştırmalar polisiklik aromatik hidrokarbonlar, virüsler ya da mikroplar gibi olağan nedenleri eleyince Vermont Üniversitesi'nden Julie Dragon ekibi genetik yönteme başvurdu.

Sonuç çarpıcıydı: Aynı mutasyonları paylaşan tümör hücreleri, içinde büyüdükleri balıklardan genetik olarak daha uzak; birbirinden farklı balıklardaki tümörler ise birbirine akraba. Bu, klasik bir "klonal kanser" işareti; kanser hücreleri bağımsız olarak değil, bir canlıdan diğerine geçerek çoğalıyor.

Hastalık sadece Vermont'la sınırlı değil. Aynı kanser New Brunswick, Nova Scotia, Maine, Pennsylvania, Wisconsin ve New York'taki balıklarda da tespit edildi. Üstelik Lake Memphremagog'daki tümörler, New Hampshire ve Maine'deki sağlıklı balıklarla genetik olarak daha yakın; bu da kanserin başka yerden geldiğine işaret ediyor.

Bilim insanları bulaşıcı kanserlerin sandığından çok daha yaygın olabileceğini düşünüyor: Şeytan yüz tümörü hastalığı (devil facial tumor disease) Tazmanya şeytanlarını yüzde 90 azaltmıştı; ancak istiridye ve midyelerdeki bulaşıcı lösemi türleri popülasyonları çökertmedi. Araştırmacılar bu durumun ikincisiyle benzerlik taşıdığını ve balık popülasyonlarının şimdilik stabil göründüğünü belirtiyor.
530 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
9
Paylaş
Ece Müker
Bilim Haberleri
Juno'dan Tarihi Keşif: Jüpiter'in Volkanik Uydusu Io'nun Yüzey Altı Sıcaklığı İlk Kez Ölçüldü!
Juno'dan Tarihi Keşif: Jüpiter'in Volkanik Uydusu Io'nun Yüzey Altı Sıcaklığı İlk Kez Ölçüldü!
NASA’nın Jüpiter görevindeki Juno uzay aracı, Mikrodalga Radyometresi (MWR) yardımıyla Io uydusunun yüzey altı sıcaklıklarını ilk kez ölçmeyi başardı. Gelgit ısınmasıyla beslenen ve Güneş Sistemi'nin en volkanik dünyası olan Io'nun yüzeyinin birkaç fit altında şaşırtıcı bir sıcaklık artışı tespit eden bilim insanları, uydunun dağlık bölgeler dışında son derece pürüzsüz ve volkanik kül/sünger taşı benzeri düşük yoğunluklu bir yapıya sahip olduğunu ortaya koydu. Bu bulgular, dev gezegenlerin uydularındaki iç ısı ve su okyanuslarının oluşum mekanizmalarını anlamak için yeni bir pencere aralıyor.
491 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
14
Paylaş
Ece Müker
Bilim Haberleri
Dinozorlar Çağından Kalma Yılan Fosili, Erken Yılan Evriminin Düşündüğümüzden Çok Daha Karmaşık Olduğunu Ortaya Koydu.
Dinozorlar Çağından Kalma Yılan Fosili, Erken Yılan Evriminin Düşündüğümüzden Çok Daha Karmaşık Olduğunu Ortaya Koydu.
Nature dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, Brezilya'nın São Paulo eyaletinde bulunan ve 75-85 milyon yıl önce Kretase döneminde yaşamış bir yılanın olağanüstü korunmuş fosilini tanımlıyor. Princeton Üniversitesi'nden Tiago Simões liderliğindeki ekip, Tametara mirim adını verdikleri bu yaklaşık 42 santimetre uzunluğundaki yılanın kafatası ve beyin anatomisini yeniden oluşturabildi.

Bu önem taşıyor çünkü Kretase döneminden yalnızca dört yılan fosilinin benzer koruma kalitesine sahip olduğu biliniyor; Jura döneminden ise iyi korunmuş örnek neredeyse yok. Yaklaşık yüzde 60'ı korunan kafatası, araştırmacılara beyin şeklini ve kemik mikroyapısını inceleme fırsatı verdi.

Bulgular şaşırtıcı: Tametara'nın beyni hem günümüz yılanlarından hem de diğer Kretase yılanlarından belirgin biçimde farklı. Daha küçük serebral hemisferleri ve görsel işlemden sorumlu daha küçük bir optik tektumuyla, bu yılan yeraltında burrowing (kazan) yaşamına uyarlanmıştı; yer altı canlılarının görsel keskinliğe daha az ihtiyacı olduğu için bu mantıklı. Aynı çalışmada incelenen devasa av pususu predatörü Dinilysia patagonica'nın beyin şekli ise Tametara'dan tamamen farklıydı.

Simões bu bulgunun yılan evriminin doğrusal olmadığını gösterdiğini vurguluyor: İlk yılanlar farklı ortamlara defalarca ve bağımsız olarak adapte oldu. Araştırmacılar, tüm yılanların ortak atalarının tek bir ortama güçlü biçimde uyarlanmış değil; yer altı ile kara yüzeyi arasındaki geçiş bölgesinde yaşayan bir canlı olduğunu öngörüyor.
449 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
6
Paylaş
Beyin Kanseri, Kafatasının Bazı Kısımlarını Eritebilir!
Beyin Kanseri, Kafatasının Bazı Kısımlarını Eritebilir!

Kulağa korku filminden fırlamış gibi geliyor: Kemikleri yiyip bitiren, kafatasının kaynaşmış plakalarını kaynayan asit gibi eriten bir hastalık.

Ancak araştırmacılar, 3 Ekim'de Nature Neuroscience dergisinde yayımladıkları raporda, Glioblastoma adı verilen bir beyin kanseri türünün de benzer bir etki yaparak canlı kafatası dokusunun aşınmasına yol açtığını bildirdi.

73
Paylaş
Yeni Nesil Giyilebilir Teknoloji, Kullanıcıların Hareket Halindeyken Makineleri ve Robotları Kontrol Etmesini Sağlıyor!
Yeni Nesil Giyilebilir Teknoloji, Kullanıcıların Hareket Halindeyken Makineleri ve Robotları Kontrol Etmesini Sağlıyor!

University of California San Diego’da mühendisler, insanların yalnızca el-kol hareketlerini kullanarak makineleri kontrol etmesini sağlayan yeni nesil bir giyilebilir sistem geliştirdi. Kullanıcılar koşu esnasında, arabada seyahat ederken veya dalgalı bir denizde yüzerken bile makineleri kontrol edebiliyorlar.

Nature Sensors’da 17 Kasım 2025’de yayımlanan sistem, giyilebilir teknolojide uzun süredir devam eden, gerçek dünya koşullarında hareket sinyallerinin güvenilir bir şekilde tanınması sorununu çözmek adına esnek elektroniği yapay zekâ ile birleştiriyor.

39
Paylaş
Tüm Reklamları Kapat
Büyük Patlamadan Bir Saniye Sonra: İlk Kara Delikler, Bozon Yıldızları ve Yamyam Yıldızların Doğuşu
Büyük Patlamadan Bir Saniye Sonra: İlk Kara Delikler, Bozon Yıldızları ve Yamyam Yıldızların Doğuşu

Büyük Patlama’dan bir saniyeden kısa bir süre sonra, henüz atomik elementler bir araya gelmeden önce, eğer parçacıklar madde haloları hâline yoğunlaşmışsa bu haloların çökmeleri sonucunda ilk kara deliklerin, bozon yıldızlarının ve “yamyam yıldızlar” olarak adlandırılan yıldızların ortaya çıkmış olabileceği düşünülüyor. Bu sonuca, Scuola Internazionale Superiore di Studi Avanzati (SISSA) araştırmacıları tarafından; INFN, IFPU ve Varşova Üniversitesi işbirliğiyle yürütülen ve Physical Review D dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma ile ulaşıldı.

Araştırmacılar, bazı kozmolojik modellerin öne sürdüğü gibi Evren’in en erken dönemlerinde kısa süreli bir “Erken Madde Egemenliği Dönemi" (İng: "early matter-dominated era")nin yaşanmış olabileceği varsayımından yola çıkarak parçacıkların birbirleriyle nasıl etkileşebileceğini incelediler. Bu etkileşimlerin, şaşırtıcı çeşitlilikte kozmik cisimlerin oluşumuna yol açabileceğini ortaya koydular. Böylece çalışma, Büyük Patlama’dan sonraki ilk anlarda bile Evren’in karmaşık ve zengin bir fiziksel fenomenolojiye sahne olabileceğini gösteriyor.

55
Paylaş
Yeni Tür Bir Diyabet Tedavisi, İnsanları İnsülin Enjeksiyonlarından Kurtarabilir!
Yeni Tür Bir Diyabet Tedavisi, İnsanları İnsülin Enjeksiyonlarından Kurtarabilir!

Yeni geliştirilen bir tedavi yöntemi, tip-1 diyabet hastalarının insülin enjeksiyonlarına olan ihtiyacını ortadan kaldırabilir.

Bilim insanları, 20 Haziran tarihli New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan bir rapor ile laboratuvarda yetiştirilen pankreas hücrelerinin tek bir infüzyonu ile hastaların vücutlarının ihtiyaç duydukları tüm insülini üretebildiğini bildirdi. Tedaviden bir yıl sonra, 12 katılımcıdan 10'unun ek insüline ihtiyacı kalmadı.

65
Paylaş
Mısır’da Keşfedilen En Eski Uzun Burunlu Timsah Fosili, Deniz Timsahlarının Afrika Kökenli Olduğunu Ortaya Koydu!
Mısır’da Keşfedilen En Eski Uzun Burunlu Timsah Fosili, Deniz Timsahlarının Afrika Kökenli Olduğunu Ortaya Koydu!

Mısır’ın Batı Çölü’nde, Kharga Vahası’nın kurak düzlüklerinin üzerinde yükselen kırmızı kumtaşları ve yeşil şeyller arasında, paleontologlar tarafından timsah evrimini kökten değiştiren bir fosil ortaya çıkarıldı.

The Zoological Journal of the Linnean Society dergisinde yayımlanan bu keşif, tamamı Mısırlı paleontologlardan oluşan bir ekip tarafından yönetildi. Yeni tanımlanan tür Wadisuchus kassabi, yaklaşık 80 milyon yıl önce yaşamış ve günümüzde modern akrabalarından belirgin bir şekilde farklı olan antik timsahlardan oluşan bir grup olan Dyrosauridae'nin bilinen en eski üyesi olarak kabul ediliyor.

42
Paylaş