Renkten harekete
Fahrelnissa Zeid ve Bridget Riley ile görmenin izinde
/content/4ed23a7c-fa2c-4025-bd19-2e7ae9520e49.jpeg)
- Blog Yazısı
Blog Yazısı
Devrim Erbil’in İstanbul’unda çizgiler bir kenti anlatırken bakışımızı da yönlendiriyordu. Çatıların, sokakların ve kıyıların tekrarları arasında İstanbul’u tanıyor; aynı zamanda resmin ritmini izliyorduk. Bu kez tanıdık kent siluetinden uzaklaşıp renklerin ve biçimlerin ilişkilerine bakalım. Fahrelnissa Zeid ile Bridget Riley, farklı sanat dilleriyle, görmenin gündelik hayatta pek fark etmediğimiz yönlerini açığa çıkarıyor.
Zeid’in renkli parçalarından nasıl bir bütün kuruyoruz? Riley’nin düz yüzeyi neden bazen bükülmüş, titreşen ya da hareketli görünüyor? Bu sorular, sanat eserlerini nörobilimle birlikte okumak için elverişli. Ancak bir resmin algısal etkisini açıklamak, onun tarihini, kişisel anlamını ve estetik değerini bütünüyle açıklamak değildir.
Fahrelnissa Zeid ve renkli parçaların birlikteliği
1901’de Büyükada’da doğan Fahrelnissa Zeid, Sanayi-i Nefise’nin ilk kadın öğrencileri arasındaydı. İstanbul ve Paris’teki eğitiminin ardından figürlü resimden geometrik ve serbest soyutlamaya, daha sonra portrelere uzanan bir üretim geliştirdi. İstanbul Modern koleksiyonundaki 1951 tarihli Cehennemim, bu yazıda onun resmine açılan kapımız olsun. Tuval üzerine yağlıboya eser, 205 × 528 santimetrelik geniş bir yüzeye yayılır.
/content/332f6db3-bdc0-42f8-86fe-a1af98bdb29a.jpeg)
Cehennemim’de koyu çizgilerle ayrılan renk alanları, vitrayı çağrıştıran parçalı bir yapı oluşturur. İstanbul Modern’in eser açıklaması da resmin bu niteliğini vurgular.Buradan hareketle şu okumayı önerebiliriz: Bakış önce tek bir parçaya takılabilir; sonra ona benzeyen renkleri, yakın biçimleri ve çizgilerin devamını izleyerek daha geniş bir düzen arar. Bu, eserin olası algısal okumalarından biridir; herkesin aynı bakış yolunu izlemesi beklenmez.
Resme önce uzaktan, sonra bir ayrıntısına yaklaşarak bakın. Uzaktan belirginleşen bir renk kümesi, yakından ayrı ayrı yüzeylere dönüşebilir. Bir parçayı çevresinden ayırıp düşündüğünüzde de resmin bütünündeki etkisinin değiştiğini fark edebilirsiniz. Böyle bir karşılaştırma, tek tek öğeler ile kompozisyon arasındaki ilişkiyi görünür kılar.
Gözümüz parçaları nasıl gruplar
Bir sayfaya dağılmış noktaları düşünelim. Birbirine yakın noktaları kümeler hâlinde görürüz. Aynı renkte olanlar, aralarında mesafe bulunsa bile ortak bir gruba aitmiş gibi algılanabilir. Bir çizgi kesintiye uğradığında, yönü uygunsa devamını zihinsel olarak tamamlarız. Yakınlık, benzerlik ve iyi devamlılık olarak adlandırılan bu ilkeler, algısal gruplama araştırmalarının temel konularıdır.
Zeid’in resmini bu ilkelerle birlikte incelemek, görünürdeki kalabalığın nasıl düzen kazanabileceğini düşünmemize yardım eder. Ancak Cehennemim üzerinde yapılmış bir beyin görüntüleme çalışmasından söz etmiyoruz. Genel görme araştırmalarının bulgularını, esere yöneltebileceğimiz sorular için kullanıyoruz.
Bu ayrım önemlidir: Resmin belirli bir bölümünü bütün olarak görmemiz algısal örgütlenmeyle ilgilidir; o bütünün bize ne anlattığı ise deneyimlerimiz, sanat bilgimiz ve eserin bağlamıyla birlikte şekillenir.
Bir rengin komşuları
Renkleri de çevrelerinden bağımsız görmeyiz. Aynı gri, koyu bir zemin üzerinde daha açık; açık bir zemin üzerinde daha koyu görünebilir. Renkli alanlarda da komşuluk ilişkileri görünümü değiştirebilir. Görme sistemi, gelen ışığı çevredeki alanlarla ilişkili olarak işler; bu nedenle fiziksel olarak aynı uyaran farklı bağlamlarda farklı görünebilir,
Zeid’in renk alanlarını bu açıdan okumak mümkündür. Her parçanın resimdeki etkisi, çevresindeki renkler ve sınırlarla birlikte oluşur. Riley’nin sonraki renkli çalışmalarında ise bu ilişkiler daha sınırlı ve tekrarlı düzenler içinde araştırılır. Yale Center for British Art’ın sanatçıya ilişkin yayını, onun 1967’deki renkli çalışmalarında bu arayışın belirginleştiğini anlatır.
Burada renklerden duygulara geçerken dikkatli olmalıyız. Bir kırmızının herkeste aynı duyguyu uyandırdığını veya bir mavinin belirli bir beyin bölgesini tek başına harekete geçirdiğini söyleyemeyiz. Renk algısına ilişkin bulgular, kişisel ve kültürel anlamları ortadan kaldırmaz.
Bridget Riley ve bükülüyormuş gibi görünen yüzey
Bridget Riley’nin 1961 tarihli Movement in Squares adlı resminde siyah ve beyaz birimler düzenli bir yüzeyi kaplar. Birimlerin genişliği ortaya doğru daralır. Bu değişim, düz yüzeyin içeriye katlanıyormuş gibi görünmesine katkıda bulunur. Yale’in eser kaydı, çalışmayı sanatçının hareket ve uzam etkilerini araştırmasında önemli bir adım olarak değerlendirir.
/content/d7124c0a-955e-488f-bbb7-d32d779ac704.jpeg)
Resmin iki kenarı ile daralan orta bölgesini sırayla izleyin. Kâğıt ya da ekran fiziksel olarak düzdür; buna rağmen örüntü derinlik hissi yaratabilir. Her izleyicinin bu etkiyi aynı güçte yaşaması gerekmez. Ekran boyutu, bakış uzaklığı ve görüntünün çözünürlüğü de karşılaşmayı değiştirir.
Movement in Squares, önce yüzeyin sıkışması ve katlanması üzerinden okunabilir. Riley’nin bütün resimlerini aynı hareket yanılsamasıyla açıklamak doğru olmaz. Farklı örüntüler, farklı algısal etkiler oluşturur.
Duran çizgilerde hareket hissi
Riley’nin Fall adlı resmindeki dalgalı siyah-beyaz çizgiler, hareket algısını daha doğrudan tartışmaya açar. Hermens ve Zanker’in bu örüntüyü ele alan çalışması, bakışın kararlılığı ile hissedilen hareket arasındaki ilişkiyi araştırmıştır. Bulgular, istemsiz küçük göz hareketlerinin retinadaki görüntüyü kaydırması ile görsel hareket işleme süreçlerinin birlikte rol oynayabileceğini destekler.
/content/6e3e7c4a-a418-4c9f-86de-694920eb49e8.jpeg)
Bir noktaya baktığımızı düşündüğümüzde bile gözlerimiz tamamen hareketsiz kalmaz. Küçük hareketlerin yarattığı görüntü değişiklikleri, belirli tekrar ve kontrast düzenlerinde hareket hissine katkıda bulunabilir. Fakat bütün optik sanat etkilerinin tek bir mekanizmayla açıklandığını söylemek mümkün değildir.
Bu nedenle “beyin kandırılıyor” sözü ancak sınırlı bir benzetmedir. Burada gördüğümüz, görme sisteminin belirli bir örüntüye verdiği yanıttır. Yanılsama, gündelik görmenin nasıl çalıştığını araştırmak için de bir fırsat sunar.
İki resim arasında görmenin payı
Zeid ile Riley’yi yan yana getirmek, aralarında doğrudan bir etkileşim veya ortak niyet bulunduğunu ileri sürmek değildir. Bu yazının önerdiği karşılaştırma, izleyicinin deneyimine dayanıyor. Zeid’de renkli parçaların ilişkilerini izlerken Riley’de düzenli bir örüntünün yüzeye ne yaptığını sorgulayabiliriz.
Devrim Erbil’in İstanbul’unda tanıdığımız kentin çizgilerini izlemiştik. Zeid ve Riley ile bu kez bakışımızın kurduğu ilişkileri izliyoruz. Bir sonraki karşılaşmada önce resmin bütününe, ardından küçük bir bölümüne bakın. Yerinizden biraz uzaklaşın ve yeniden yaklaşın. Değişen şey tuval olmayacaktır; fakat gördüğünüz düzen değişebilir.
Sanatın burada açtığı soru basittir: Bir resme baktığımızda, gördüklerimizin ne kadarı yüzeyin özelliklerinden, ne kadarı o özellikler arasındaki ilişkileri kurma biçimimizden doğar? Zeid ve Riley bu soruya aynı cevabı vermez. İkisi de soruyu gözümüzün önünde tutar.
- Muhteşem!0

- Tebrikler!0

- Bilim Budur!0

- Mmm... Çok sapyoseksüel!0

- Güldürdü0

- İnanılmaz0

- Umut Verici!0

- Merak Uyandırıcı!0

- Üzücü!0

- Grrr... *@$#0

- İğrenç!0

- Korkutucu!0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 14.10.2026 05:23:16 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: evrimagaci.org/s/23938
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.