Bilim İnsanlarının Hâlâ Çözemediği 5 Hayvan Davranışı Nedir?
/content/03e4238a-282d-4bd3-ae6f-14240affba53.jpeg)
Bu Makalede Neler Öğreneceksin?
Bu bölümü yapay zekâ hazırlar.- Mobula vatozları parazitleri uzaklaştırmak veya iletişim kurmak için suya karın üstü sıçrayabilir; bu davranışın kesin nedeni henüz bilinmiyor.
- Kargalar ölü akranlarının çevresinde toplanarak olası tehditler hakkında bilgi edinir, ancak bu davranışın yas anlamına gelip gelmediği belirsizdir.
- Sığırcık sürüleri komşularının hareketlerine hızla uyum sağlayarak murmurasyon oluşturur; bu toplu hareket avcılardan korunmaya yardımcı olabilir.
Hayvanlar âlemi tuhaf, büyüleyici ve zaman zaman oldukça kanlı bir yer. Yaprak bitlerini yetiştiren karıncalar da var, gözlerinden kan fışkırtarak avcıları caydıran kertenkeleler de. Bazı memeliler gebeliği erteleyerek yavrularına hayatta kalma konusunda daha iyi bir şans verebiliyor. Bazı yengeç türleri ise başlarında sünger taşıyarak dolaşıyor.
Bu davranışların çoğu tuhaf görünse de ardında bir neden var. Örneğin süngerler yengeçlere alışılmadık ama etkili bir kamuflaj sağlıyor. Ancak bazı davranışlar bilim insanlarını hâlâ şaşırtıyor çünkü bu hayvanların neden ya da nasıl böyle davrandığı tam olarak bilinmiyor. Gelin henüz tam olarak anlayamadığımız beş hayvan davranışına bakalım.
Mobula Vatozları Neden Suya Karın Üstü Çarpıyor?
Mobulid ailesi üç manta vatozu ve yedi şeytan vatozu türünü kapsıyor. Bu balıklar üçgen yüzgeçleriyle suyun içinde ve dışında süzülüyor. Okyanustan iki metre yükseğe sıçrayabiliyor, havada dönebiliyor ve karınlarının üstüne düşerek yüksek bir gümbürtüyle suya geri dönebiliyor.
Bazen vatoz sürüleri adeta gösteri yapıyor. Mobula Conservation'dan Dr. Marta D. Palacios, özellikle görkemli bir olayı şöyle anlattı:
Birdenbire yüzlerce vatozun aynı anda zıpladığını görüyorsunuz ve tam bir patlamış mısır gibi oluyor. Sanki su kaynıyordu ve vatozlar patlamaya hazırdı.
Peki vatozlar bunu neden yapıyor? Bilim insanları pek emin değil.
Bazı araştırmacılar vatozların fiziksel güçlerini göstermek ve eş çekmek için sıçradığını öne sürdü. Ancak bu davranış üreme mevsimi dışında da gözlemlendi. Üstelik yalnızca cinsel olarak aktif bireylerde değil, genç bireylerde ve gebe dişilerde de görüldü.
Başka bir açıklamaya göre bu, vantuzbalıkları gibi parazitleri üzerinden atmanın bir yolu. Karın üstü düşüş, vatoz suyun yüzeyine çarptığında parazitleri doğrudan söküp atabilir. Ayrıca parazitlerin tutunduğu yeri bırakmasına yol açan bir kas refleksini tetikleyerek dolaylı yoldan da işe yarayabilir.
Yine de Palacios'a göre en iyi açıklama, mobula vatozlarının iletişim kurmak için karın üstü sıçradığı. Ne söylemeye çalıştıkları her zaman net değil. Mesaj gruba, günün saatine ya da mevsime göre değişebilir.
Palacios, birçok mobulanın iş birliği içinde beslendiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle mesaj, belirli bir bölgede zooplankton bolluğu olduğunu bildiriyor olabilir. Davranış, grup sayısını artırarak çekiçbaşlı köpekbalıkları ve orkalar gibi avcılara karşı savunmasızlığı azaltmanın bir yolu da olabilir. Palacios'a göre bu, çevredeki diğer gruplara birlikte seyahat edebilmeleri için gönderilen bir sinyal gibi.
Balinalar Neden Deniz Yosunundan Peruk Takıyor?
Balinaların başlarına deniz yosunundan şapka ve peruk taktığı görüldü. Bilim insanları bu alışılmadık davranışa yosunlama diyor. Davranış temelde bir balinanın bir parça deniz yosunuyla oynamasından, üzerinde yuvarlanmasından ya da vücudunu ona sürtmesinden oluşuyor. Bazen tek başına, bazen gruplar hâlinde yapılıyor.
Görüntüler balinaların bir deniz yosunu yumağıyla bir saatten fazla eğlenebildiğini gösteriyor. Ancak bunun nedeni anlaşılmış değil. St Andrews Üniversitesinden deniz memelilerinde öğrenme ve davranış uzmanı Dr. Luke Rendell durumu şöyle açıkladı:
Hayvanlar oynuyorsa çoğu zaman bunun nedeni, yetişkinlikte kendileri için önemli olacak bir davranışı çalışmalarıdır. Ama burada durum böyle görünmüyor.
Nitekim yakın zamanlı bir araştırma, yosunlama yaparken gözlemlenen balinaların %50'den fazlasının yetişkin olduğunu buldu. Biyologlar bir neden belirleyemedi ama birden fazla etken devrede olabilir.
Rendell, bu davranışın arkasında duyum, etkileşim ve merakın yattığından şüpheleniyor ve benzer örneklerin çok olduğunu belirtiyor. Bunlardan biri, 1980'lerde başlarının üstünde somon dengelemeyi âdet edinen bir orka topluluğu.
Araştırmada bildirilen olayların %95'inde kambur balinalar yer aldı. Araştırmacılar bunun, kamerada yakalanma olasılıklarının daha yüksek olmasından (gözlem etkisi) kaynaklanabileceğinden şüpheleniyor. Kambur balinalar aynı zamanda en kıllı balen balinası ve bıyığa benzeyen son derece hassas kılları var. Peki balinalar yosunlamayı yalnızca hoşlarına gittiği için mi yapıyor?
Tıbbi yararlar da olabilir. Yosunlamanın barnaklar gibi parazitleri uzaklaştırmaya yardımcı olabileceği öne sürülüyor. Bazı deniz yosunu türlerinin cilt enfeksiyonlarını yatıştıran mikrobiyal bileşikler içerebileceği de düşünülüyor. Bunu bir tür deniz yosunu maskesi olarak düşünebiliriz. Yosunlamayı inceleyen araştırmacılar, davranışın yalnızca oyun değil, çoğu zaman stratejik göründüğünü belirtiyor.
Rendell, davranış çoğunlukla gruplar hâlinde gerçekleştiği için toplumsal bir boyut olup olmadığını merak ediyor. Ancak kıyıda çok az, denizde çok fazla zaman geçiren bu hayvanlardan veri toplamak zor. Üstelik Doktor Dolittle olmadığımız sürece onlara soramayız da. Rendell sözlerini şöyle tamamladı:
Hayatlarına çok sınırlı bir pencereden bakabiliyoruz. Bunlar karmaşık hayvanlar ve karmaşık davranışları var; bunları her zaman tam olarak anlayamıyoruz.
Kargalar Cenaze Töreni mi Düzenliyor?
Amerika kargaları çoğu zaman ölü akranlarının çevresinde toplanıyor. Süreç, bir kuş bir leşi keşfedip alarm çağrısı yaptığında başlıyor ve diğerlerini yanına çağırıyor.
Bu kuşların "cenaze" düzenlemesi bir bakıma yerinde görünüyor. Sonuçta İngilizcede bir karga sürüsüne "murder" yani "cinayet" deniyor. Ancak bu toplantılar cenazeyle bağdaştıracağınız sessiz ve saygılı olaylar değil. Aksine gürültülü ve kakofonik; ötüşmeler, çığlıklar ve bazen de nekrofiliyle dolu.
Anglia Ruskin Üniversitesinde davranış ekologu olan Prof. Claudia Wascher'e göre bu davranış, kuşların bir tehdidi toplu hâlde kovalamasına çok benziyor. Bunun nedeni, bilim insanlarının davranışın asıl amacının bilgi toplamak olduğundan şüphelenmesi olabilir. Wascher, ölü bir kargayı olası bir tehdidin işareti olarak tanımlıyor ve bunun gruptaki herkesi uyarmanın ve duruma dikkat çekmenin bir yolu olduğunu söylüyor.
Araştırmalar bu görüşü destekliyor. Bir araştırmada kuşlara karga leşi gösterildiğinde ya da alarm çağrısına maruz bırakıldığında, üst düzey karar vermeyle bağlantılı beyin bölgeleri aktifleşti. Diğer çalışmalar, yakınlarda ölü bir karga görülürse kargaların yiyeceğe daha geç yaklaştığını ve leşin yakınında görülen insanları azarladığını gösteriyor. Gönüllülerin Halloween filmlerindeki Michael Myers'ı andıran maskeler takması da muhtemelen işe yaramadı.
Ancak cenazeler genellikle yasla ilişkilendirilse de kargaların yasa benzer bir şey yaşayıp yaşamadığını söylemek için henüz erken. Wascher hayvanlara insan özellikleri yüklemekten kaçınıyor. Yine de kargagillerde "Cenaze törenlerinin unsurları kesinlikle var." diyor. Wascher'e göre davranışın işlevini bilmediğimiz için kuşların yas tutup tutmadığını ya da üzgün olup olmadığını da söyleyemeyiz.
Ölüme tepki veren insan dışı tür yalnızca kargagiller değil. Filler ve yunuslar da aralarında olmak üzere birçok tür böyle davranıyor. Bu hayvanların çoğunun ortak noktası, toplumsal bağlara ve uzun süreli ilişkilere dayanmaları. Wascher bunu şöyle anlatıyor:
Kargagillerin dostlukların bulunduğu karmaşık toplumsal sistemleri var. Bu gruplarda ortaklıkları var ve elbette bir toplumsal ortağı kaybetmek zor bir durum; bireyler buna davranışsal olarak tepki veriyor.
Şimdiye kadarki araştırmalar kuşların tanımadıkları ölü kargalara verdiği tepkilere odaklandı. Dolayısıyla söz konusu kuş bir toplumsal ortak olsaydı tepkilerin farklı olup olmayacağı belli değil. Bir avuç bireyin leşi saldırganca gagalaması ya da leşle çiftleşmeye çalışması da en az bunun kadar merak uyandırıcı.
Tembel Hayvanlar Tuvalet için Neden Yere İniyor?
Tembel hayvanlar yavaş ve tembel olmalarıyla ün yapmış. Bu yüzden bu canlıların yalnızca tuvaletlerini yapmak için haftalık bir yolculuğa çıkması şaşırtıcı. Neredeyse tamamen ağaçların tepe katmanında yaşasalar da dışkılamak için yere iniyorlar.
The Sloth Conservation Foundation'da biyolog ve veri analisti olan Amelia Symeou durumu şöyle özetliyor:
Tuvalet büyük bir gizem. Tembel hayvanların her gün harcayabileceği enerji çok sınırlı. Bu enerjiyi tuvalete inip tekrar yukarı çıkmaya harcamak, enerjiyi korumak ya da tüy bakımı yapmak, yiyecek aramak ve yavrulara bakmak yerine yapılıyor; çoğumuza saçma geliyor.
Bu girişimin tamamı üç saat sürebiliyor ve tembel hayvanın başkasının akşam yemeği olma riskini doğuruyor. Akla şu soru geliyor: İşlerini yüksekten de halledebilecekken neden uğraşıyorlar?
Bazı kuramlar var. Davranış hem iki parmaklı hem de üç parmaklı tembel hayvanlarda görülüyor. İkisi de yer tembel hayvanlarının ağaçta yaşayan torunları. Bu alışkanlık, karasal atalardan kalma evrimsel bir miras olabilir mi? Yere inmenin, ağırlıklı olarak yapraklardan oluşan beslenmelerine toprağı ekleyerek sindirime yardımcı olabileceği de öne sürüldü.
Bazı açıklamalar davranışı savunma ve iletişimle ilişkilendiriyor. Yerde dışkılamak daha sessiz olabilir. Doğal avcılarının çoğu ağaçlarda yaşadığı için bu, avcının dikkatini çekme olasılığını da azaltır. Alternatif olarak davranış koku işaretlemeyi mümkün kılıyor olabilir. Symeou, dişi bir tembel hayvan kızgınlık döneminde olduğunda her gün yere indiğini söylüyor. Ona göre davranışın üremeyle ve eşe sinyal vermeyle ilgili olduğunu varsaymaktan başka seçenek yok.
Daha tuhaf kuramlar da var. Tembel hayvanlar en sevdikleri ağacı gübrelemek için her şeyi riske atıyor olabilir mi? Symeou'ya göre bu, büyük olasılıkla var olmayan bir bilişsel düzey gerektirirdi.
Ya da bu durum, tembel hayvan güvesiyle kurdukları simbiyotik ilişkiyle açıklanabilir mi? Bu böcekler üremek için tembel hayvan dışkısına bağımlı. Tembel hayvanlar da alg büyümesini artıran sağlıklı bir güve nüfusundan yarar sağlıyor. Symeou, güvelerin büyük olasılıkla tembel hayvana uyum sağlayarak evrimleştiğini, tersinin geçerli olmadığını belirtiyor.
Neden her ne olursa olsun bu, düzenli bir iş değil. Hayvanın metabolizması, hayata genel yaklaşımı gibi inanılmaz yavaş. Bu yüzden yolculuğu haftada yalnızca bir kez yapmaları yetiyor. Yine de Symeou, tembel hayvanların insanların sandığından çok daha aktif olduğunu söylüyor.
Sığırcıklar Gökyüzünde Neden Dev Bulutlar Oluşturuyor?
Sığırcık sürüleri başka bir dünyadan gibi görünebilir. Alacakaranlıkta yüz binlerce sığırcık bir araya gelerek devasa kara bulutlar oluşturuyor. Bu gösterilere murmurasyon deniyor.
Sürü tek bir beden gibi hareket ediyor. Bireyler nefes kesici hızlarda uçarken kusursuzca ve zahmetsizce alçalıyor, dalıyor ve dönüyor. Olası felaket çarpışmalardan da kaçınıyor. Gloucestershire Üniversitesinden Prof. Anne Goodenough, bazı insanların bunu "gökyüzünün balesi" diye adlandırdığını söylüyor. Goodenough bu görüntüyü ayrıca şöyle yorumluyor:
Ben buna biraz daha müziğin görsel bir ifadesi gibi bakıyorum. Neredeyse sonsuz sayıda biçimde düzenlenip yeniden düzenlenebilen birçok ayrı nota var; bu yüzden aynı sığırcık murmurasyonunu iki kez asla göremezsiniz.
Bu gösteriler o kadar olağanüstü ve ani ki bir İngiliz ornitolog kuşların telepatik olduğuna inandı.
Bilim insanları bugün kuşların nasıl senkronize olduğunu daha iyi anlıyor. Önde gelen kurama göre kuşlar yedi komşusunun hareketlerini izliyor. Bir kuş yön ya da hız değiştirdiğinde yakınındakiler hızla uyum sağlıyor. Bu, neredeyse anında bütün gruba yayılan ve toplu değişime yol açan bir dalga oluşturuyor.
Yine de başka kuramlar da ortaya atıldı. Yakın zamanda araştırmacılar, sinir ağlarının sığırcıkların çevredeki özellikleri kullanarak diğer kuşlara göre yön bulmasını sağladığını öne sürdü. Birden fazla kuş bu şekilde etkileştiğinde toplu eylem kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Murmurasyonların neden oluştuğuna gelince, bu gösterilerin avcıları caydırmak için ayrıntılı ama etkili bir yöntem olduğu yaygın biçimde düşünülüyor. Goodenough, bu sayede bir kuşun bataklık baykuşu ya da gök doğan için akşam yemeği olma şansının azaldığını söylüyor.
Bunun birkaç nedeni var. Kuşların çokluğu, herhangi bir bireyin yakalanma olasılığını keskin biçimde düşürüyor. Daha fazla göz de avcıların fark edilme olasılığını artırıyor. Ayrıca hedefe kilitlenen yırtıcı kuşların kafasını karıştırıyor. Hedef, düzensiz hareket eden 750.000 kuşluk bir sürünün parçası olduğunda kilitlenmek zorlaşıyor.
Başka kuramlar da var. Biri, daha fazla vücudun daha sıcak bir tünek oluşturduğu. Bu anlamda murmurasyonlar, belirli bir tüneme yerini işaret eden reklamlar olarak da görülebilir. Goodenough bilinmeyenleri şöyle sıralıyor:
Tek tek murmurasyonların nasıl işlediğini, kuşların bunlar arasında nasıl geçiş yaptığını ve bunun ne kadar akışkan olduğunu hâlâ bilmiyoruz. Tüneğe inme kararını sonunda kimin verdiğini de bilmiyoruz. Bu öngörülebilir bir şey mi, yoksa gerçekten rastgele mi?
Şimdilik hâlâ tam olarak bilmiyoruz.
Bu makale üzerine konuşmaya devam et
Topluluk sohbetine katıl, yorum bırak veya ayrıntılı bir soru sor.
- Muhteşem!0

- Tebrikler!0

- Bilim Budur!0

- Mmm... Çok sapyoseksüel!0

- Güldürdü0

- İnanılmaz0

- Umut Verici!0

- Merak Uyandırıcı!0

- Üzücü!0

- Grrr... *@$#0

- İğrenç!0

- Korkutucu!0

- Çeviri Kaynağı: BBC Science Focus Magazine | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misin?
Şu iki siteden biriyle hemen destek olabilirsin:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracıyla 02.11.2026 14:28:48 tarihinde oluşturuldu. Evrim Ağacı'ndaki içerikleri birden fazla editör sürekli gözden geçiriyor, güncelliyor ve geliştiriyor. Bu çıktıdan sonraki güncellemeleri görmek ve içeriğin en güncel hâlini okumak için şu adrese git: evrimagaci.org/s/24038
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı sürece izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş hâlleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.