Paradoksal mantığın öğreticileri, insanın gerçeği ancak çelişkiyle kavrayabileceği son gerçekliğini, Bir'in kendisini akılla kavramanın olanaksız olduğunu söylerler. Bu, kişiyi son amacı akılla aramaması sonucuna götürür. Akıl bizi sadece kendisinin erişilmek istenen yanıtı veremeyeceği bilgisine ulaştırır. Düşünceler dünyası çelişkilere takılır kalır. Dünyayı tümüyle kavramanın yolu düşüncede değil, eylemde birliğin uygulamasında yatmaktadır. Böylece paradoksal mantık bizi, Tanrı sevgisinin, ne kafadaki Tanrı bilgisi ne de kişinin Tanrı'yı sevdiğini düşünmesi olduğu sonucuna götürür. Tanrı sevgisi, Tanrı'yla birliği yaşama edimidir sonucuna varmaktadır. Bu, kişinin doğru yaşam biçimine önem vermesine yol açar. Yaşamın tümü, en küçük ayrıntısından en büyük olayına dek Tanrı bilgisine adanmıştır. Bu bilgi doğru düşünceyle değil, doğru eylemle kazanılacaktır.