Akarsu Nedir? Akarsular Hangi Aşınım ve Birikim Şekillerini Oluşturur?
Küçük Kum Taneleri Neden Kilden Daha Kolay Aşınır?
Kaynaklara dayanılarak hazırlandı. Her bilgi kaynağıyla doğrulandı ve editör incelemesinden geçti. Son inceleme:
/old/content_media/da8f02886725e86d9e4d8e4fb4d01689.jpg)
- Özgün
- Fiziksel Coğrafya
Bu Makalede Neler Öğreneceksin?
Bu bölümü yapay zekâ hazırlar.- Akarsular, tarım, enerji üretimi ve tortul kayaçların oluşumu gibi birçok ekolojik ve jeolojik süreçte kritik rol oynar ve yeryüzü şekillerinin oluşumunda önemli dış etkenlerdir.
- Akarsularda suyun akış şekli laminer ve türbülanslı olarak ikiye ayrılır ve Reynolds sayısı ile belirlenirken, akarsuyun hızı, eğim, kanal şekli ve sürtünme gibi faktörlerle değişir.
- Akarsular aşındırma faaliyetlerini hidrolik aşındırma, korazyon, atrisyon ve korozyon şeklinde gerçekleştirir; bu süreçler vadilerin şekillenmesini ve denge profiline ulaşma dinamiklerini etkiler.
Akarsular yeryüzünü, akış hızlarının yerden yere değişmesi sonucunda yataklarını kazıyıp aşındırarak ve taşıdıkları tortuları çukur veya düz alanlarda biriktirerek şekillendirmektedir. Küçük bir sızıntıdan dev bir nehre kadar her ölçekteki akarsu, havzasından topladığı suyu eğim boyunca aşağı taşırken gevşemiş kaya parçalarını yerinden koparmaktadır. Suyun hızlı aktığı dik kesimlerde bu parçalar yatağı zımpara gibi kazımaktadır.[2] Böylece derin vadiler, kanyonlar ve oyuklar açılmaktadır. Akarsuyun kayalık bir eşikten dik biçimde düştüğü yerlerde ise şelaleler görülmektedir. Akış hızı azaldığında ise suyun taşıma gücü düşmektedir. Kum, çakıl ve silt taneleri de çökelerek taşkın ovalarını, birikinti yelpazelerini ve deltaları inşa etmektedir.
Bu süreç, kaynakta aşındırmayla başlayıp denizde biriktirmeyle biten tek yönlü bir sıra izlememektedir, çünkü bir akarsu aynı anda hem aşındırma hem de biriktirme yapabilmektedir. Dahası, yataktaki taneler küçüldükçe koparılmaları her zaman kolaylaşmamaktadır. Örneğin 1 milimetrelik bir kum tanesini yataktan koparmak için saniyede yaklaşık 20 santimetrelik akış yeterli olurken, 0,01 milimetrelik bir silt tanesi için saniyede 60 santimetre gerekmektedir.[1] Büyük Kanyon'dan Mississippi'nin deltasına kadar uzanan yer şekillerini anlamak için önce suyun nasıl aktığına ve tortuyu nasıl taşıdığına bakmak gerekmektedir.
Akarsu Nedir? Havza, Eğim ve Taban Seviyesi
Jeolojide akarsu (İng: "stream") adı, toprağın üzerindeki cılız bir su akıntısından dev bir nehre kadar, yüzeyde akan her büyüklükteki su kütlesini kapsamaktadır. Ancak hiçbir akarsu, içinde aktığı oluktan tek başına doğmamaktadır. Bir akarsuyu besleyen suların toplandığı alanın tamamına akarsu havzası (İng: "drainage basin") denmektedir. Bu alandan akan sular ana akarsuyu beslemektedir. Komşu iki havza yan yana durduğunda suların hangi yöne akacağını arazi yüksekliği belirlemektedir, çünkü iki havzayı ayıran sınır aralarındaki en yüksek arazi hattını takip etmektedir. Bu sırt çizgisine su bölümü çizgisi (İng: "drainage divide") denmektedir. Su bölümünün bir yamacına düşen su bir havzaya katılırken, diğer yamaca düşen su komşu havzanın akarsuyuna yönelmektedir.
Havzadan toplanan suyun yatağı boyunca ne kadar güçlü akacağını öncelikle akarsu eğimi (İng: "stream gradient") denetlemektedir. Eğim, yatak üzerindeki iki nokta arasındaki yükselti farkının bu noktalar arasındaki mesafeye bölünmesiyle hesaplanmaktadır. Steven Earle'ın iki örneğinde sonuç kilometre başına metre (m/km) olarak verilmektedir.
Bu eğim hesabını Earle tarafından verilen iki akarsu örneği üzerinde adım adım uygulayabiliriz.
Çözümlü örnek 1: Priest Creek'in eğimi kaçtır?
Verilenler: Priest Creek'in 1.600 metre ve 1.300 metre yükseltideki iki noktası arasındaki yatak uzunluğu 2,4 kilometredir.
İstenen: Bu kesimin kilometre başına metre cinsinden eğimi.
1. adım: Eğim için önce iki nokta arasındaki yükselti farkı hesaplanmaktadır:
2. adım: Bu fark yatak uzunluğuna bölünerek eğim hesaplanmaktadır:
Sonuç: Priest Creek bu kesimde 2,4 kilometrede 300 metre, yani kilometre başına 125 metre alçalmaktadır.
Daha dik bir kesimde aynı işlem daha yüksek bir oran vermektedir.
Çözümlü örnek 2: Cawston Creek'in eğimi kaçtır?
Verilenler: Cawston Creek'in boyuna profilinde yükselti farkı 700 metre, yatay mesafe ise 3,5 kilometredir.
İstenen: Profilin kilometre başına metre cinsinden eğimi.
1. adım: Yükselti farkı doğrudan verildiği için bu fark yatay mesafeye bölünmektedir:
Sonuç: 700 metrelik farkın 3,5 kilometreye yayıldığı bu profilde eğim kilometre başına 200 metredir.[1] Cawston Creek, Priest Creek'ten belirgin biçimde daha dik bir profil çizmektedir.
Akarsuyun aktığı son su kütlesine taban seviyesi (İng: "base level") denmektedir. Deniz nihai taban seviyesidir. Göller ve başka akarsular ise daha küçük akarsular için de taban seviyesi görevi görebilir. Denge profili (İng: "graded stream"), yenilenen tektonik yükselme veya taban seviyesindeki bir değişme olmadıkça korunan dengeli eğim düzenidir. Bu akarsuyun eğimi kaynak kesiminde en fazladır ve ağza doğru kademeli olarak azalmaktadır.
/content/d5c9864f-6aea-4b6a-9710-4da0edb8ede9.jpeg)
Akarsu Nasıl Aşındırır, Taşır ve Biriktirir?
Eğim boyunca hareket eden suyun yeryüzünü şekillendirmesi erozyon (İng: "erosion") süreciyle başlamaktadır. Ayrışmayla gevşemiş bir kaya tanesinin su, hava veya buz gibi bir taşıyıcı tarafından hareket ettirilmesine erozyon denmektedir. Akarsularda bu taşıyıcı, kanal içinde akan suyun kendisidir.
Suyun taneleri koparma ve taşıma yeteneği akış hızına bağlıdır. Bu nedenle aşındırma ile biriktirme birbirini izleyen iki ayrı dönem değildir. Yatağın hızlı akan bir noktasında tabandan yeni taneler koparılırken, hızın düştüğü yan kesimde taşınan tortular tabana bırakılmaktadır.
Akış Hızı ve Debi
Akış hızı sadece yatak eğimine değil, yatağın geometrisine de bağlıdır. Su ilerlerken yatağın tabanı ve kıyılarıyla temas etmektedir. Sürtünme suyu yavaşlattığı için akış dipte ve kenarlarda en yavaştır. Oysa orta kısımda ve yüzeye yakın bölgede akış en hızlıdır. Ancak yatak düz bir hat yerine kıvrımlı bir yol izlediğinde bu dağılım simetrisini kaybetmektedir. Bu dağılım, kıvrımın dış tarafında hızlı, iç tarafında yavaş bir akış anlamına gelmektedir.
Yataktan geçen toplam su miktarı da önem taşımaktadır. Bir noktadan birim zamanda geçen bu su hacmine debi (İng: "discharge") denmektedir. Birim olarak genellikle saniyede metreküp (m³/s) veya saniyede fitküp (ft³/s) kullanılmaktadır. Bunun yanında ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), sahada yüzdürücü bir cisimle debi tahmini için pratik bir yöntem tanımlamaktadır ve bu yöntemde önce su yüzeyine bırakılan bir yüzdürücünün belirli bir yatak uzunluğunu kaç saniyede geçtiği ölçülmektedir. Ne var ki yüzeydeki su, dipteki sudan daha hızlı hareket etmektedir. Bunun nedeni tabandaki çakıl ve taşların direncidir. Dolayısıyla yüzey hızını bütün kesitin ortalama hızı saymak hatalı bir sonuç vermektedir. Bu hatayı gidermek için düzeltme katsayısı (C) kayalık tabanlı akarsularda 0,8, çamurlu tabanlı akarsularda 0,9 olarak alınmaktadır.
Debi, ortalama enkesit alanı (), ölçülen kesimin uzunluğu () ve düzeltme katsayısı () çarpılıp yüzdürücünün saniye cinsinden geçiş süresine () bölünerek bulunmaktadır. EPA bu bağıntıyı şu formülle vermektedir:
EPA, formülün kullanımını kayalık tabanlı bir kesim için çözülmüş bir örnekle göstermektedir.
/content/70993992-c259-489b-9e8c-b4496f581279.jpeg)
Çözümlü örnek 3: Kayalık tabanlı bir kesimde debi kaçtır?
Verilenler: Ortalama enkesit alanı , kesimin uzunluğu , düzeltme katsayısı ve geçiş süresi .
İstenen: Kesimin saniyede fitküp cinsinden debisi.
1. adım: Formülün payı için önce alan, uzunluk ve düzeltme katsayısı çarpılmaktadır:
2. adım: Bu ara sonuç yüzdürücünün 15 saniyelik geçiş süresine bölünerek debi bulunmaktadır:
Sonuç: Kesimin debisi saniyede 5,78 fitküp (5,78 ft³/s), yani yaklaşık 0,16 m³/s çıkmaktadır.[10]
Tortu Yükü ve Hız Eşikleri
Akarsu, içindeki katı ve çözünmüş maddeleri üç farklı yük biçiminde taşımaktadır. İri ve ağır taneler yatağın dibinde durmaktadır ve taban yükü (İng: "bed load") adını alan bu parçalar çoğu zaman sadece taşkın sırasındaki hızlı akışlarda hareket edebilmektedir. Taşınmaları iki yolla gerçekleşmektedir. Taneler ya sıçrayarak (İng: "saltation") ya da akışın itmesiyle tabanda sürüklenerek (İng: "traction") ilerlemektedir. Bu tortular ayrıca kaya yatağına çarparak yüzeyi bir zımpara kağıdı gibi kazımaktadır ve bu sürece abrasyon (İng: "abrasion" veya "corrasion") denmektedir.
Su içinde askıda taşınan daha küçük tanelerin oluşturduğu yüke askıda yük (İng: "suspended load") denmektedir. Bu tanelerin askıda kalmasında akışın iç yapısı belirleyicidir, çünkü çalkantılı ve girdaplı türbülanslı akış (İng: "turbulent flow") tortuyu askıda tutmada düzgün katmanlı laminer akıştan (İng: "laminar flow") daha etkilidir. Üçüncü biçim olan çözünmüş yük (İng: "dissolved load") ise çözelti halindeki kalsiyum (Ca²⁺) ve klorür (Cl⁻) gibi iyonları içermektedir. Katı tanelerin aksine bu iyonların taşınması akış hızına bağlı değildir.
Bir tanenin ne zaman koparılacağı, ne zaman askıda taşınacağı ve ne zaman çökeleceği, öğretici Hjulström-Sundborg diyagramında tane boyutu ile akış hızı birlikte okunarak belirlenmektedir. Diyagrama bakıldığında, tane küçüldükçe yataktan daha kolay koparılacağı varsayımının yanlış olduğu hemen görülmektedir. Çünkü en kolay aşındırılan taneler 0,2 ile 0,5 milimetre arasındaki küçük kum taneleridir ve bu aralığın dışında kalan daha iri veya daha küçük taneler için daha yüksek bir hız gerekmektedir. Özellikle kil taneleri, birbirlerine tutunma eğilimleri yüzünden yataktan kolayca koparılamamaktadır.
Diyagramdaki iki ayrı eğri, bir taneyi yataktan koparmak için gereken hız ile askıdaki aynı taneyi taşımak için gereken hızın aynı eşik olmadığını da göstermektedir. Örneğin yataktaki 1 milimetrelik bir kum tanesi akış yaklaşık 20 cm/s hıza ulaştığında harekete geçmekte, fakat bir kez askıya alındıktan sonra hız 10 cm/s'nin altına düşmedikçe askıda kalmaktadır. Birbirine tutunan ince tanelerde bu fark çok daha büyüktür. Yataktaki 0,01 milimetrelik bir silt tanesini yerinden sökmek için akışın 60 cm/s düzeyine çıkması gerekmektedir. Oysa aynı tane bir kez suya karıştıktan sonra askıda kalmak için sadece 0,1 cm/s gibi çok düşük bir hıza ihtiyaç duymaktadır. Dolayısıyla hızı 25 cm/s olan bir akış, yataktaki 1 milimetrelik kumu kolayca aşındırırken 0,01 milimetrelik silti yataktan sökememekte, buna karşın yukarı çığırdan gelen askıdaki silti hiç çökeltmeden taşımaktadır.
Vadiler, Kanyonlar, Şelaleler ve Dev Kazanları
Dağlık kesimlerde dik eğimli genç akarsular dar ve dik yamaçlı V biçimli vadiler (İng: "V-shaped valley") geliştirmektedir. Hatta bazı vadilerin yamaçları kanyon (İng: "canyon") sayılacak kadar dikleşmektedir. Kanyon oluşumunu tek bir gerçek örnekte görmek için ABD'deki Büyük Kanyon'a bakabiliriz. Burada Colorado Nehri, Büyük Kanyon'u Colorado Platosu bölgesinin dört platosu içine oymuştur. Bölge, deniz seviyesinden 5.000 ila 13.000 fit (yaklaşık 1.500 ila 4.000 metre) yükseğe kaldırılmış, yaklaşık yatay tortul kayaçlardan oluşmaktadır. Kar sularıyla beslenen Colorado Nehri, yatağını bu kayaçların içinde güçlü biçimde kazarak kanyonu derinleştirmiştir.[5]
Nehir derine kazarken yamaçlar neden hızla aşınıp geniş bir çanağa dönüşmemiştir? ABD Ulusal Park Servisi'ne (NPS) göre bölgenin kuru iklimi yanlara doğru genişlemeyi sınırlamaktadır. Hızlı derine kazma ile yavaş genişleme arasındaki bu fark, Büyük Kanyon'un dar ve derin biçimini ortaya çıkarmıştır. Yamaçlara yakından bakıldığında duvarların tekdüze bir yüzey yerine basamaklı bir profil sergilediği görülmektedir. Çünkü nehrin kestiği tabakaların aşınmaya direnci birbirinden farklıdır. NPS'ye göre Coconino Kumtaşı ve Redwall Kireçtaşı gibi dirençli kayaçlar dik uçurumlar oluşturmuş, aradaki daha yumuşak tabakalar ise kolayca aşınarak eğimli yamaçlara dönüşmüştür.
Şelale (İng: "waterfall"), bir akarsuyun veya başka bir su kütlesinin kayalık bir eşikten aşağıdaki dalma havuzuna (İng: "plunge pool") dik biçimde düşmesiyle tanımlanmaktadır. Şelaleler yatağı kesintiye uğratan deprem, heyelan, buzul hareketi veya volkanik etkinlik sonucunda da oluşabilmektedir.[4] Öte yandan kayalık yataklarda tortunun dairesel biçimde kazınması daha küçük ölçekli oyuklar açabilmektedir. İrlanda Jeoloji Araştırmaları Kurumu'na (Geological Survey Ireland) göre bu kazıma, kaya tabanında dev kazanı veya aşınım oyuğu (İng: "pothole") adı verilen çukurlar oluşturabilir.
/content/1bc637d3-989b-4f9f-9e8b-bb2f1ae88bce.jpeg)
Yatak Desenleri: Örgülü Akarsular ve Menderesler
Bir akarsu kanyonlardan çıkıp daha az eğimli alanlara ulaştığında, yatağın kuşbakışı görünümü yeni bir geometri kazanmaktadır. Leopold ve Wolman, 1957 tarihli çalışmalarında yatağın uçaktan görülen planı anlamına gelen yatak desenlerini (İng: "channel pattern") üç ana sınıfa ayırmıştır. Bu sınıflar örgülü, menderesli ve görece düz desenlerdir.
Akış hızının tortunun tamamını taşımaya yetmediği, eğimi daha düşük kesimlerde örgülü yatak (İng: "braided channel") desenleri gelişebilir ve bu yataklarda akış, alüvyal adalar ve çakıl birikintileriyle birbirinden ayrılan dar kollara bölünmektedir. Ortadaki bir birikinti bankı, yüzeyinde tortu birikimi sürdükçe hem akış yönünde uzamakta hem de yükselmekte, böylece büyüyen ada suyu iki yandaki kollara yönlendirmektedir. Kollara ayrılmış bir yatak ilk bakışta akarsuyun taşıyabileceğinden fazla tortu getirdiği düşüncesini uyandırabilir, ancak Leopold ve Wolman örgülü bir yatak görülmesinin tek başına toplam tortu yükünün fazla olduğunu kanıtlamadığını ortaya koymuştur. Nitekim araştırmacılar laboratuvarda küçük bir akarsuda örgülü yatak gelişimini gözlemiş, ada oluşumuyla bağlantılı hız, derinlik, genişlik ve eğim ayarlamalarını ölçmüştür.
Vadi tabanlarında akarsu kıvrımlar çizerek menderes (İng: "meander") desenini oluşturabilir. Bu desen, kıvrımın dışında hızlı, içinde yavaş akan su ile akarsuyun aynı anda aşındırıp biriktirebilmesi sayesinde gelişmektedir. Dolayısıyla su, en hızlı aktığı dış kıyıyı sürekli aşındırmaktadır. Hızın düştüğü iç kıyıda ise tortular çökelmekte ve kıvrım içi birikinti bankı (İng: "point bar") adı verilen kum ve çakıl yığınları oluşmaktadır.
Dış kıyıdaki aşınma ile iç kıyıdaki birikim birlikte işledikçe yatak sabit kalmamaktadır. Yatak, taşkın ovası içinde yanlara doğru göç etmektedir. Leopold ve Wolman'ın analiz ettiği veri kümesinde kıvrım ölçeği yatak genişliğiyle ilişkilidir. Ardışık iki sığlık arasındaki mesafenin iki katı olarak tanımlanan menderes dalga boyu (İng: "meander wavelength") yatak genişliğinin 7 ile 12 katı arasında çıkmıştır.[12] Menderes halkası dışa doğru büyüdükçe kıvrımın iki kolu birbirine yaklaşmakta ve sonunda aradaki dar kara boynu aşınıp kesilmekte, akarsu da bu kestirme yoldan akmaya başlamaktadır. Terk edilen eski halka ise ana yataktan koparak bir kopuk menderes gölü (İng: "oxbow lake") oluşturabilir.
Taşkın Ovası, Birikinti Yelpazesi ve Delta
Kıvrım içlerinde gördüğümüz çökelme, akış hızının geniş ölçekte düştüğü ortamlarda çok daha büyük yer şekilleri üretmektedir, çünkü hız belirli bir eşiğin altına indiğinde su taşıdığı katı taneleri tutamamaktadır. Akarsuların vadi tabanına bıraktığı bu kum, çakıl ve silt birikintilerine alüvyon (İng: "alluvium") adı verilmektedir.[3]
Bu bölümde, suyun hızının düştüğü ve alüvyonun şekiller oluşturduğu üç ortamı inceliyoruz. Birincisi suyun taşkında yataktan çıkıp geniş vadi tabanına yayılması, ikincisi hızlı bir dağ akarsuyunun düz bir ovaya açılması, üçüncüsü ise akarsuyun göl veya deniz gibi durgun bir su kütlesine girmesidir.
/content/bbe59552-cf42-4399-8af6-695d599091f8.jpeg)
Taşkın Ovası ve Doğal Setler
Debisi yükselen bir akarsu, kıyılarını aşıp çevresindeki geniş taşkın ovasını (İng: "flood plain") kaplayabilir. Bu durumda akış koşulları bir anda değişmektedir. Kanalda sıkışık akan su çok daha geniş bir alana yayılmakta ve hızı belirgin biçimde düşmekte, dolayısıyla kanal suyunun taşıdığı tortu hemen yatak kenarında çökelmektedir.
Taşkınlar tekrarlandıkça bu tortular, kanal boyunca uzanan hafif yüksek bir sırt, yani doğal set (İng: "levee") oluşturabilir. Taşkın suyu yataktan uzaklaşıp ovanın iç kesimlerine yayıldıkça hızı daha da azalmaktadır. Bu nedenle set tortuları yataktan uzaklaştıkça incelmektedir. Kil, silt ve ince kum gibi en ince taneler ise taşkın ovasının geniş bölümüne yayılarak çökelmektedir.
Birikinti Yelpazesi
Hızın karada aniden düştüğü ikinci önemli ortam, dik dağ yamaçlarının düz vadi tabanlarıyla birleştiği yerlerdir. Hızla akan bir dağ akarsuyu dar vadisinden çıkıp görece düz bir tabana girdiğinde eğimi birdenbire azalmakta, dolayısıyla akış hızı da keskin biçimde yavaşlamaktadır.
Yavaşlayan akarsu yüksek hızdayken sürüklediği alüvyonu düzlüğe çıktığı noktada bırakmaya başlamakta, böylece zamanla biriken tortular tepesi vadi ağzında bulunan yelpaze biçimli bir yığın oluşturmaktadır. Bu yığına birikinti yelpazesi (İng: "alluvial fan") denmektedir.[3]
Delta
Alüvyonun son durağı, akarsuyun göl veya okyanus gibi durgun bir su kütlesine kavuştuğu ağız kesimidir ve burada çöken tortular delta adı verilen kıyı şeklini oluşturmaktadır. Ancak her akarsu ağzında kendiliğinden delta gelişmemektedir, çünkü bunun için akarsuyun getirdiği tortu miktarı, dalgaların ve gelgit akıntılarının kıyıdan uzaklaştırdığı tortu miktarından fazla olmalıdır.[6] Tortu bütçesinin birikim lehine olduğu kıyılarda birikintiler, kuşbakışı görünüşte çoğu zaman üçgen bir biçim almaktadır ve delta adı da bu birikintilerin Yunan alfabesindeki büyük delta harfine (Δ) benzemesinden gelmektedir. Fakat bütün deltaların bu klasik üçgen biçiminde olması gerekmemektedir. Deltanın biçimi, akarsuyun getirdiği tortunun dalga ve gelgit akıntılarıyla ilişkisine göre değişmektedir.
Akarsu etkisinin baskın olduğu sistemlere akarsu baskın delta (İng: "river-dominated delta") denmektedir. Mississippi Nehri deltası bu tipin başlıca örneğidir. Öte yandan güçlü gelgit akıntıları delta oluşumunu mutlaka engellememektedir, çünkü bu akıntılar akarsuyun getirdiği tortuyu uzun doğrusal denizaltı sırtları ve adalar halinde yeniden düzenleyerek gelgit baskın deltalar (İng: "tidal-dominated delta") oluşturabilir.[6]
/content/cfcfd06f-44fc-4bbf-91d6-a0daee06958a.jpeg)
Denge Bozulunca: Taraçalar, Haliçler ve Tutulan Tortu
Şimdiye kadar incelediğimiz aşınım ve birikim şekilleri sonsuza dek aynı biçimde durmamaktadır. Denge profili kazanmış bir akarsu bile dengesini yitirebilir. Bunun nedeni yenilenen bir tektonik yükselme veya taban seviyesindeki bir değişme olabilir. Örneğin taban seviyesi alçaldığında veya gelen tortu miktarı azaldığında akarsu, kendi biriktirdiği eski taşkın ovası dolgularını derine doğru yarmaya başlayabilir. Bu yarılma sonucunda akarsu taraçası veya seki (İng: "terrace") oluşabilir.
Yükselen deniz seviyesi mevcut akarsu vadilerini su altında bırakabilir ve bu vadilerde haliçler (İng: "estuary") oluşabilir.[8] Haliçler genellikle akarsuların denizle buluştuğu yerlerdeki su kütleleridir. Burada karadan gelen tatlı su ile tuzlu deniz suyu karışarak acı su (İng: "brackish water") oluşturmaktadır. Tuzluluk her haliçte aynı değildir. Gelgit, hava durumu veya başka etkenlere bağlı olarak günden güne de değişebilir. Hatta Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi'ne (NOAA) göre her haliç acı su içermemektedir. Az sayıda ekosistem tatlı su halici olarak sınıflandırılmaktadır.[7] Haliçlerin oluşumu da tek bir jeolojik yola bağlı değildir. NOAA, haliçleri jeolojik kökenlerine göre deniz altında kalmış akarsu vadisi haliçleri, kıyı setiyle oluşmuş haliçler, tektonik haliçler ve fiyortlar olmak üzere dört ana türe ayırmaktadır. Kıyı ovası haliçleri de denen ilk türde yükselen deniz seviyesi mevcut akarsu vadilerini su altında bırakmaktadır. Thames, Ems ve Seine nehirleri, NOAA'nın bu türdeki haliç örnekleri arasındadır.[8]
Bir akarsu ağzında haliç bulunması, burada delta oluşamayacağı anlamına gelmemektedir. Delta ile haliç birbirini dışlayan oluşumlar değildir. Grossman ve çalışma arkadaşlarının 2022 tarihli ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) raporunda incelenen Nisqually Nehri Deltası bunun somut bir örneğidir. Washington eyaletindeki bu delta, deniz altında kalıp sonradan tortuyla dolmuş bir akarsu vadisinde oluşmuştur ve yaklaşık 4 kilometre uzunluğunda düşük eğimli bir haliç içermektedir. Ortalama gelgit farkı 2,5 metredir.[9] Alan güçlü gelgit akıntılarına maruzdur. Baraj gölleri aşağı kesimlere ulaşan tortuyu azaltabilir. Nisqually havzasındaki Alder Gölü nehrin tortu yükünün büyük bölümünü tutmaktadır. Bunun yanı sıra çalışmada kurulan model, tortu taşınması ve birikiminin tortu özelliklerine, su hareketlerine (hidrodinamiğe) ve dalga koşullarına duyarlı olduğunu ortaya koymaktadır.[9]
W. M. Davis, 1899 tarihli coğrafi döngü (İng: "geographical cycle") makalesinde yer şekillerini yapı, süreç ve zaman adlı üç değişkenin fonksiyonu olarak açıklamıştır. Ancak Davis, kendi ideal döngüsünde bile evrelerin eşit süreli olmadığını ve her evrenin bir sonrakine kesintisiz geçtiğini vurgulamıştır. Dahası yer kabuğu hareketleri olmasa bile iklim değişiklikleri ile volkanik püskürmelerin ideal döngüden sapmalara yol açabileceğini tartışmıştır.[11]
Sonuç
Akarsular yeryüzünü, yatakları boyunca değişen akış hızlarının belirlediği eşiklere göre aynı anda bir kesimi kazıyıp başka bir kesimde tortu biriktirerek şekillendirmektedir. Hjulström-Sundborg diyagramı üzerindeki hız eşiklerinden menderes gelişimi, delta oluşumu ve akarsu taraçası basamaklarına kadar bütün kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde ortaya şu sonuç çıkmaktadır. Buna göre bugün gördüğümüz bir vadi, kanyon veya delta bitmiş bir anıt değildir. Her biri yapı, süreç ve zaman değişkenlerinin ve güncel tortu bütçesinin geçici bir kaydıdır.
Öte yandan bir yer şeklinin bugünkü süreçlerini anlamak, başlangıç tarihini her zaman eksiksiz okuyabildiğimiz anlamına gelmemektedir. Büyük Kanyon örneğinde hangi kayaçların dik uçurum, hangilerinin eğimli yamaç oluşturduğunu ve kar sularıyla beslenen Colorado Nehri'nin kanyonu derine kazdığını açıklayabilmekteyiz. Buna rağmen NPS'nin 2019 tarihli açıklamasına göre, Colorado Nehri'nin başlangıçta bu güzergahı nasıl seçtiği ve kanyonu oymaya nasıl başladığı sorusu henüz açık bir yanıta kavuşmamıştır.[5]
Bu makale üzerine konuşmaya devam et
Topluluk sohbetine katıl, yorum bırak veya ayrıntılı bir soru sor.
- Tebrikler!9

- Merak Uyandırıcı!2

- Muhteşem!1

- Mmm... Çok sapyoseksüel!1

- Bilim Budur!0

- Güldürdü0

- İnanılmaz0

- Umut Verici!0

- Üzücü!0

- Grrr... *@$#0

- İğrenç!0

- Korkutucu!0

- ^abEarle, S.. Physical Geology, 2. Baskı: Chapter 13, Streams And Floods. Bccampus, S. 419-453. (1 Ocak 2019). Alındığı Tarih: 3 Kasım 2026. Alındığı Yer: BCcampus OpenText | Arşiv Bağlantısı
- ^Geological Survey Ireland. Onshore Water: Surface Water. Geological Survey Ireland, Education. Alındığı Tarih: 3 Kasım 2026. Alındığı Yer: Geological Survey Ireland | Arşiv Bağlantısı
- ^abNational Park Service. Erosion. Erosion: Water, Wind & Weather. U.s. Department Of The Interior. Son Güncelleme: 9 Eylül 2019. (1 Ocak 2019). Alındığı Tarih: 3 Kasım 2026. Alındığı Yer: National Park Service | Arşiv Bağlantısı
- ^National Park Service. Waterfalls. National Natural Landmarks. U.s. Department Of The Interior. Son Güncelleme: 28 Ocak 2022. (1 Ocak 2022). Alındığı Tarih: 3 Kasım 2026. Alındığı Yer: National Park Service | Arşiv Bağlantısı
- ^abNational Park Service. Geologic Formations. Grand Canyon National Park. U.s. Department Of The Interior. Son Güncelleme: 4 Mart 2019. (1 Ocak 2019). Alındığı Tarih: 3 Kasım 2026. Alındığı Yer: National Park Service | Arşiv Bağlantısı
- ^abNational Park Service. Delta Landforms. Beach And Coastal Landforms. U.s. Department Of The Interior. Son Güncelleme: 20 Mart 2019. (1 Ocak 2019). Alındığı Tarih: 3 Kasım 2026. Alındığı Yer: National Park Service | Arşiv Bağlantısı
- ^NOAA National Ocean Service. What Is An Estuary? Estuaries Tutorial. National Oceanic And Atmospheric Administration. Son Güncelleme: 23 Eylül 2026. (1 Ocak 2026). Alındığı Tarih: 3 Kasım 2026. Alındığı Yer: NOAA National Ocean Service | Arşiv Bağlantısı
- ^abNOAA National Ocean Service. Classifying Estuaries: By Geology. Estuaries Tutorial. National Oceanic And Atmospheric Administration. Son Güncelleme: 23 Eylül 2026. (1 Ocak 2026). Alındığı Tarih: 3 Kasım 2026. Alındığı Yer: NOAA National Ocean Service | Arşiv Bağlantısı
- ^abGrossman, E. E., Crosby, S. C., Stevens, A. W., Nowacki, D. J., vanArendonk, N. R. ve Curran, C. A.. Assessment Of Vulnerabilities And Opportunities To Restore Marsh Sediment Supply At Nisqually River Delta, West-Central Washington. U.s. Geological Survey, Open-File Report 2022-1088, 50 S. Doi:10.3133/Ofr20221088. (1 Ocak 2022). Alındığı Tarih: 3 Kasım 2026. Alındığı Yer: USGS Publications Warehouse | Arşiv Bağlantısı
- ^U.S. Environmental Protection Agency. 5.1 Stream Flow. Volunteer Stream Monitoring: A Methods Manual, Monitoring & Assessment. Son Güncelleme: 6 Mart 2012. (1 Ocak 2012). Alındığı Tarih: 3 Kasım 2026. Alındığı Yer: U.S. EPA Web Archive | Arşiv Bağlantısı
- ^Davis, W. M.. The Geographical Cycle. The Geographical Journal, 14(5), 481-504. Royal Geographical Society. Doi:10.2307/1774538. Özgün Makalenin Açık Erişimli Taraması. (1 Ocak 1899). Alındığı Tarih: 3 Kasım 2026. Alındığı Yer: Zenodo | Arşiv Bağlantısı
- ^Leopold, L. B. ve Wolman, M. G.. River Channel Patterns: Braided, Meandering And Straight. U.s. Geological Survey, Professional Paper 282-B, S. 39-85. U.s. Government Printing Office. Doi:10.3133/Pp282B. Açılan Pdf, 1963 Yeniden Basımıdır. (1 Ocak 1957). Alındığı Tarih: 3 Kasım 2026. Alındığı Yer: USGS Publications Warehouse | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misin?
Şu iki siteden biriyle hemen destek olabilirsin:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracıyla 07.11.2026 23:44:41 tarihinde oluşturuldu. Evrim Ağacı'ndaki içerikleri birden fazla editör sürekli gözden geçiriyor, güncelliyor ve geliştiriyor. Bu çıktıdan sonraki güncellemeleri görmek ve içeriğin en güncel hâlini okumak için şu adrese git: evrimagaci.org/s/7923
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı sürece izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş hâlleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.