Öfkenin hemen ardından beliren o beklenmedik gülme, beynin aşırı yükselen fizyolojik uyarılmayı ve duygusal yükü hızla aşağı çekmek için devreye soktuğu istemsiz bir düzenleme mekanizmasıdır. Çoğu zaman kişiye veya ortama uygunsuz gelse de buradaki tepki gerçek bir neşeden değil, sinir sisteminin aşırı yük altında başvurduğu biyolojik bir tahliye sürecinden kaynaklanır.
Yoğun bir öfke anında sempatik sinir sistemi hızla harekete geçer, kalp atımı hızlanır, kas tonusu yükselir ve beden yüksek bir gerilim durumuna kilitlenir. Bu yüksek uyarılma hali bilişsel kapasiteyi zorlamaya başladığında, sinir sistemi dengeyi yeniden kurabilmek adına zıt yönlü otonom tepkileri tetikleyebilir. Yapılan araştırmalar, öfke duygusu ve öfkeye dair zihinsel değerlendirmeler yaşanırken kendiliğinden beliren gülmenin, olumsuz duygulanımı ayrıştırmaya ve bedendeki fizyolojik baskıyı hafifletmeye yaradığını ortaya koymaktadır. Popüler kişisel gelişim söylemlerinin bunu hemen bir bastırma, samimiyetsizlik ya da kişilik kusuru olarak etiketleyen aceleci tavrının aksine, bu durum nörobiyolojik açıdan sinir sisteminin kendini regüle etme çabasıdır.
Sürece bilişsel boyutta çoğunlukla bir tezatlık algısı da eşlik eder. Öfkenin doruk noktası aşıldığında zihnin durumdaki orantısızlığı, absürtlüğü ya da tehdidin aslında başlangıçta sanıldığı kadar hayati olmadığını fark etmesi, algılanan tehdit ile gerçeklik arasında ani bir boşluk yaratır. Sosyal ve evrimsel açıdan bakıldığında da gülme, hem kişinin kendi iç gerilimini düşüren hem de çevresine gerilimin bir çatışmaya dönüşmeyeceğini fısıldayan yatıştırıcı bir işleve sahiptir.
Kaynaklar
-
G. Bonanno vd.. The Coherence Of Emotion Systems: Comparing “On‐Line” Measures Of Appraisal And Facial Expressions, And Self‐Report. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
M. Borrelli vd.. Laughter Down-Regulates Negative Emotional Arousal Amongst Friends. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı