Planck uzunluğu evrenin kesin olarak bölünemez en küçük yapı taşı değil, mevcut fizik yasalarımızla anlamlı bir ölçüm yapabileceğimiz operasyonel alt sınırdır. Bu uzunluk bir tekillik sayılamaz çünkü tekillik sıfır hacim ve sonsuz yoğunluk anlamına gelir, Planck uzunluğu ise sonlu ve sıfırdan farklı bir ölçektir.
Derste kuantum konularına girdiğimizde öğrencilerimden sıkça "Hocam, evren piksellerden mi oluşuyor yani?" sorusu gelir, yazılı kağıtlarında da Planck uzunluğunun hemen bölünemez bir minik kutucuk gibi çizildiğini görürüm :) Oysa durum cetveldeki en küçük çizgiden biraz farklıdır. Yaklaşık 1,6 çarpı 10 üzeri eksi 35 metre olan Planck ölçeğinde daha küçük bir mesafeyi ölçmeye çalıştığınızda, kuantum belirsizlik ilkesi gereği o daracık bölgeye muazzam bir enerji yoğunlaştırmanız gerekir. Bu enerji yoğunluğu uzay ve zaman dokusunu öylesine büker ki anında mikroskobik bir karadelik oluşur ve ölçümü imkansız kılar. Yani bu sınır maddenin veya boşluğun son noktası değil, klasik uzay anlayışımızın geçerliliğini yitirdiği teorik bir eşiktir.
Karadeliklerin merkezindeki tekillik hakkındaki şüphenize gelince, mantığınız kesinlikle yanlış değil, aksine modern fiziğin tam kalbindeki o meşhur çıkmaza parmak basıyorsunuz! Einstein'ın Genel Görelilik kuramı karadelik merkezinde sıfır hacimde ve sonsuz yoğunlukta bir tekillik öngörür. Ancak bir fizik denkleminde sonsuzluk çıkması, genellikle doğanın kendisinden ziyade kullandığımız teorinin artık sınırlarına ulaştığını gösterir. Genel Görelilik ile Kuantum Mekaniğini birleştirmeye çalışan kuramlar, merkeze yaklaştıkça Planck ölçeğindeki kuantum etkilerinin devreye girdiğini ve bu noktasal tekilliği engelleyerek sıfırdan farklı bir çekirdek bırakabileceğini savunur. Dolayısıyla hissettiğiniz o gariplik, iki büyük teorimizin henüz tam olarak uzlaşamadığı sınır hattından kaynaklanıyor.
Kaynaklar
-
T. Padmanabhan. Physical Significance Of Planck Length. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
X. Calmet. Planck Length And Cosmology. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı