Hayır, kan nakli yoluyla kişilik özellikleri, huylar ya da anılar alıcıya geçmez. Bahsettiğiniz Cenevre Üniversitesi çalışmasına dair güvenilir, hakemli bir yayın bulamadım. Bu tür haberler büyük olasılıkla ya uydurma ya da gerçek bir bulgunun çarpıtılmasıdır, o yüzden bu haberi ciddiye almanızı önermem.
Nedenini biyolojik olarak açıklayayım. Anılar ve davranışlar sinir sistemindeki bağlantı örüntülerinde, yani nöronlar arasındaki sinapslarda depolanır. Kan ise taşıyıcı bir dokudur. Kırmızı kan hücreleri çekirdek bile taşımaz, dolayısıyla DNA içermez. Beyaz kan hücreleri DNA taşır, ancak bunlar da alıcının bağışıklık sistemi tarafından birkaç gün ile birkaç hafta içinde elenir ve beyin dokusuna girip bir bilgiyi "yazmaları" söz konusu değildir. Ayrıca kan-beyin bariyeri, kandaki çoğu hücrenin ve büyük molekülün beyne geçişini sıkı biçimde sınırlar. Bir kişinin anısını başkasının kanıyla taşımak için hem bilginin hücre içinde kodlanmış olması hem de bunun alıcının nöral devrelerine entegre edilmesi gerekirdi, bunların ikisi için de bilinen bir mekanizma yok.
Peki bu fikir neden bu kadar yaygın? Organ nakli sonrası "kişilik değişti" anlatıları (özellikle kalp nakli üzerine) popüler kültürde dolaşır, ancak bunlar kontrollü çalışmalar değil, küçük örneklemli ve seçilmiş anekdotlardır. Burada işleyen mekanizmalar oldukça sıradandır:
- Ağır hastalık, ameliyat ve yaşamı tehdit eden bir sürecin yarattığı psikolojik etki,
- Bağışıklık baskılayıcı ilaçların (örneğin kortikosteroidlerin) ruh hali ve davranış üzerindeki bilinen etkileri,
- Hastalığın düzelmesiyle enerji ve yaşam algısındaki gerçek değişim,
- Bağışçı hakkında sonradan öğrenilen bilgilerin geriye dönük yorumlanması (doğrulama yanlılığı).
Gerçek bir genetik temas noktası da var ama bu ayrı bir konu: nakilden sonra alıcının kanında bir süre bağışçıya ait hücreler bulunabilir (mikrokimerizm). Bu, bağışıklık ve doku uyumu açısından önemlidir, fakat davranışı ya da bellek içeriğini aktardığına dair kanıt yoktur. Alıcının kendi genomu da değişmez, kan kök hücre nakli (kemik iliği) gibi durumlarda bile kandaki hücreler bağışçının genotipine dönüşür, beyin hücreleri ise alıcınınki olarak kalır.
Özetle, yanlış anlamıyorsunuz, haber kaynağı belirsiz ve iddia biyolojiyle örtüşmüyor. Böyle bir sonuç gerçekten yayımlansaydı, bilim dünyasında büyük yankı uyandırır ve birçok bağımsız laboratuvar tarafından tekrarlanmaya çalışılırdı. Haberin orijinal makalesine, dergi adına ve yazar listesine ulaşamıyorsanız, güvenmemeniz yerinde olur.
Kaynaklar
-
Wu D. ve ark.. Blood-Brain Barrier: Structure, Regulation, And Drug Delivery. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
Nelson J. L.. Microchimerism: A Mixed Blessing. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı