Kozmonotların Salyut 7 istasyonunda bildirdiği turuncu ve mavi ışımalar, popüler efsanelerin veya toplu halüsinasyon iddialarının ötesinde, doğrudan yörünge mekaniği ve uzay ortamı fiziğiyle açıklanan somut optik olgulara dayanır. Bu ışıkların temelinde gövde yüzeyindeki atomik oksijen tepkimeleri, tahliye edilen yakıt veya soğutma sıvılarının yarattığı kristal saçılmaları ve retinayı uyaran kozmik ışın fosfenleri yer alır.
Kozmonotların pencerelerden içeri dolduğunu söylediği o yoğun turuncu parıltı, literatürde uzay aracı ışıması (spacecraft glow) olarak tanımlanan kimyasal bir etkileşimdir. Alçak Dünya yörüngesinde saniyede yaklaşık sekiz kilometre gibi akılalmaz bir hızla ilerleyen bir istasyon, termosferdeki son derece reaktif tek atomlu oksijenle doğrudan çarpışır. Aracın hareket yönüne bakan yüzeylerinde biriken azot oksit molekülleri bu oksijenle hızla tepkimeye girer. Ortaya çıkan uyarılmış azot dioksit molekülleri temel enerji seviyesine dönerken dış gövdeyi saran kızıl ve turuncu tonlarda foton yayar. Kötü çevrilmiş belgesel altyazılarında sıkça mistik bir alev veya melek halesi diye tercüme edilip köpürtülen bu görüntü, aslında yörüngesel hızdaki sürtünmenin tetiklediği saf bir kemilüminesans olayıdır.
Mavi ışık ve parlamalar ise iki farklı fiziksel kaynaktan beslenir. Birincisi, istasyonun yönelimini korumak için ateşlenen reaksiyon kontrol sistemi iticilerinden çıkan gazlar ve arızalı soğutma döngüsünden uzay boşluğuna sızan atık sıvılardır. Vakum ortamında anında donan mikro buz kristalleri, Güneş ışığıyla karşılaştığında Rayleigh saçılması yaratarak uzay boşluğunu belirgin bir mavi tona boyar. İkincisi ise kozmonotların göz küresinin içinde hissettiği kozmik ışın fosfenleridir. Yüksek enerjili yüklü parçacıklar gözün camsı sıvısından geçerken ışığın o ortamdaki faz hızını aşar, mikroskobik Çerenkov ışıması üreterek retinayı tetikler. Bu durum, dışarıda hiçbir kaynak olmasa bile astronotun gözünde ani mavi ve beyaz ışık çakmaları yaratır.
Salyut 7 görevleri, özellikle de istasyonun donup körleştiği 1985 yılındaki o ünlü kurtarma uçuşu, sıfırın altındaki kabin sıcaklığı ve yüksek karbondioksit baskısı altında yürütüldü. Bu ağır fiziksel koşullar personelin görsel hassasiyetini zorlamış olabilir, fakat tanık olunan ışıklar uydurma bir serap değil, termosfer kimyası ile radyasyon fiziğinin uzaydaki gerçek birer tezahürüdür.
Kaynaklar
-
S. B. Mende. Measurements Of Vehicle Glow On The Space Shuttle. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
L. S. Pinsky et al.. Visual Sensations Produced By Cosmic Rays In Spaceflight. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı