Öncelikle, sonsuz enerji gibi, ışık hızına ulaşmak için gereken engelleri aşıp gerçekten de zaman boyutundaki hızımızı sıfırlayabilseydik, ışık hızına ulaştığımız anda tüm mesafeler bizim için tek bir noktaya bükülmüş olurdu. Yani mevcut konumumuz, alacağımız yol ve varış noktamız aynı nokta olurdu. Bütün uzay tek bir noktaya bükülmüş olurdu.
Uzay boyutundaki hızımız ışık hızı olduğu için, zaman boyutundaki hareket Einstein'ın görelilik teorisine göre (nesnenin uzay boyutundaki hızı + zaman boyutundaki hızı = ışık hızı) mümkün olmazdı. Bu yüzden bir heykel gibi donup kalırdık herhalde. Sonuçta gideceğimiz yer de aslında bulunduğumuz yer olurdu.
Big Bang öncesindeki bir hiçlik konusunda ise bence popüler kültür anlatıcılarının ve animasyonların bu konuyu anlatırken, istemeden de olsa, sonsuz küçüklükte bir noktanın bir hiçliğin içerisinde durduğu düşüncesini oluşturduğunu görüyoruz.
Oysaki ne sonsuz küçüklükte bir nokta var ne de bir hiçlik.
O noktada olan şeyin ne kadar küçük olduğunu, elimizdeki denklemlerle açıklayamıyoruz. Ve onun dışında da bir hiçlik yok. Çünkü “dışı” diye bir şey yok. Sadece o nokta var..