Kısa ve net cevap: Hayır, kesinlikle ulaşamazdık. Bunun temel nedeni, Big Bang'in önceden var olan boş bir uzayın içinde gerçekleşen bir patlama olmamasıdır. Big Bang, uzayın ve zamanın kendisinin genişlemeye başlamasıdır. Dolayısıyla evrenin dışında fiziksel olarak var olan bir hiçlik veya gidip çarpabileceğiniz bir sınır duvarı yoktur.
Zihnimizde genelde karanlık bir boşlukta patlayan bir bomba canlanıyor, fakat kozmolojideki gerçeklik çok farklı. Madde boş bir alana doğru saçılmadı, bizzat uzay ve zaman dokusunun kendisi ortaya çıkıp genişledi. Yani uzayda hangi yöne giderseniz gidin, her zaman uzayın kendi içinde kalırsınız. Ayrıca Big Bang öncesi ifadesi uzamsal bir adres değil, zamansal bir kavramdır. Uzay boyutlarında dümdüz ilerleyerek zamanın başlangıcından önceki bir ana varamazsınız.
Standart kozmolojik modele göre evren büyük ölçekte homojendir, yani her yönde benzer yapıdadır ve bir merkezi ya da kenarı yoktur. Geometrisi ya sonsuzdur ya da kendi üzerine bükülüdür. Sonsuzsa ne kadar yol alırsanız alın sadece daha fazla galaksi görürsünüz. Kendi üzerine kapalı bir evrende ise, tıpkı küre yüzeyinde dümdüz yürüyen birinin uçurumdan düşmeyip başladığı noktaya dönmesi gibi, kenara rastlamadan başladığınız yere dönersiniz.
İşin fiziksel hız limitleri tarafında ise durum daha da çarpıcı. Evren ivmelenerek genişlediği için kozmik bir olay ufkumuz var. Belirli bir mesafenin ötesindeki uzay bölgeleri, aradaki boşluğun sürekli esnemesi yüzünden bizden ışıktan daha hızlı uzaklaşıyor. Işık hızında gitseniz bile önünüzdeki yol kat ettiğiniz hızdan daha çabuk uzar. Bu yüzden değil evrenin dışını bulmak, şu an teleskopla görebildiğimiz ufkun sınırına dahi asla yetişemezsiniz.
Kaynaklar
- Charles H. Lineweaver, Tamara M. Davis. Misconceptions About The Big Bang. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Tamara M. Davis, Charles H. Lineweaver. Expanding Confusion: Common Misconceptions Of Cosmological Horizons And The Superluminal Expansion Of The Universe. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı