Bir Tanrı'ya inanmak ihtiyaç mıdır, değil midir?
Bunun cevabı konuya hangi açıdan baktığınıza göre değişebilir. Bir ateist benim bir Tanrıya inanmaya ihtiyacım yok diyebilir. İnanan bir insan da Tanrısına dua/ibadet etmeden duramayabilir. Yani aslında tamamen subjektif, bakış açısına göre değişen bir durum.
O zaman buraya yazdıklarım da tamamen benim görüşlerim olacaktır; belki benim gibi inançlı insanları ikna edebilirim ama bir Tanrıya inanmayan birini ikna etmek imkansız olacaktır.
Ben her şeyi, evreni onun içinde ve dışında neler varsa onları yani tüm alemleri yaratan ve her an atomundan atom altı parçacıklara oradan en büyük galaksilere ve evrene kadar her bir varlığı kontrol eden/yaratan ve bunu sonsuz bilgi, güç ve iradesi ile yapan bir Allah'a inanıyorum. Buna kısaca alemlerin Rabbi deniyor. Benim vücudumdaki her bir hücreyi, hücreleri oluşturan organelleri ve onları oluşturan yapı taşlarını atomları vs ve de organlarımı ve tüm vücudumu her an yaratan değiştiren de o ise benim o Allah'a her an ihtiyacım var demektir. Yani içinde yaşadığım evreni ve beni yaşamamı sağlayan her bir şeyi yaratan O ise benim nasıl olur da ona ihtiyacım olmaz.
İnsanlar bu dünyadaki yaşam trajedisine tutunacak başka bir dal bulamadıkları için Tanrıları yaratmıştı. İnsanlar basit varlıklardır; boşluğa ve yalnızlığa dayanamazlar. Dinler, insanların psikolojik ihtiyaçlarından doğar. Dehşet ve felaketi savuşturmak için perdenin arkasında gizlendiğini hayal ettikleri bir "aracı"nın beğenisini kazanmaya çalışır. Davranışlarının kontrol altına alınabilmesi için ödül-ceza sistemine ihtiyaç duyar ve günlük yaşamdaki stresten kurtulabilmesi için doğaüstü bir gücün varlığına inanmaya, bu dünyada yaşadığı sıkıntıların geçici olduğuna; ebedi huzurun var olduğuna inanmaya ihtiyaç duyar. Tüm bu sebepler bile dinleri anlama konusunda bir yol göstericidir.
Bu, tamamen kişisel bir konudur. Tanrı fikri, geçmişte insan popülasyonunun ihtiyacı dolayısı ile evrimleşmiş bir fikirdi. Korku, doğa olayları, anlamlandırma gibi birçok faktörü içinde barındırıyordu. Günümüzde hala birçok faktör yüzünden inanma ihtiyacı hisseden insanlar olduğundan Tanrı inancı hala devam etse de eskisi gibi insan popülasyonunun ortalamasına genelleyebileceğimizi düşünmüyorum.
İnsanlık, vahşi doğada duyguların etkisi altında Tanrı'ya ihtiyaç duyuyordu. Belki de o zaman için, insan popülasyonun ortalamasında "zorunlu bir ihtiyaçtı". Ama bilimini, mantığını geliştiren insan popülasyonu, duygularının esiri olma konumuna bile düşse artık Tanrı'yı zorunlu bir ihtiyaçtan çok destekleyici/itici bir faktör olarak göreceğimizi düşünüyorum.
Sözün özü, hala inanma ihtiyacı duyan kişiler olacaktır. Bu kişiler destekleyici bir faktör olarak Tanrı'ya ihtiyaç duyacaktır. Bu olabildiği gibi olayları bilinmeyen bir süper güce atfetmeye gerek duymayan kişiler de olacaktır.
Gördüğüm kadarı ile bir güce sığınma ihtiyacı duyan kişiler ile duymayan kişiler başka bakış açılarını anlamakta zorlanıyor. Tanrı'ya ihtiyaç duymayan kişiler, Tanrı'ya inanma ihtiyacı hissedenleri "uydurmak" ile Tanrı'ya inanma ihtiyacı hisseden kişiler, Tanrı'ya inanmaya ihtiyaç duymayanları "ihtiyaçlarından kaçmak" ile suçlayabiliyorlar.
Örneğin her şey "Ya Tanrı ya tesadüf" olmak zorunda değil. Olayların maddesel ya da Tanrısal olarak açıklanabildiği ve buna göre tavır alınabildiğini unutmayın. Her Tanrı inancının düşünmeyi sonlandırmadığını da unutmayın. Sizin Tanrı gibi bir inanca ihtiyacınızın olması, herkesin ihtiyaç duyduğu, inanmayanların "içindeki boşluğu" -ki içinde bir boşluk bile hissetmeyebilir.- başka şeylerle doldurarak, Tanrı inancından "kaçmaya" çalışarak kendini kandırdığı anlamına gelmez. Sizin Tanrı'ya ihtiyacınızın olmaması, Tanrı'ya inancının "kendini teselli etmek için uydurulan bir fikir olduğu" veya Tanrı'ya inananların aciz olduğu anlamına gelmez. Kendi bakış açınıza nesnel olarak doğru diyemeyeceğimiz için özellikle Tanrı gibi konularda kendi bakış açınızdan başkalarının bakış açısını yargılamayın.
İnsan muhtaçtır. Tanrıya ihtiyacı vardır.
Kendimizi bir an için sarı uzun otların arasında tepemizde yakıcı güneş varken cırcır böceklerinin sesleriyle tek başımıza hayal edelim. Burası öyle bir coğrafya olsun ki her an otların arasından yırtıcı bir hayvan çıkabilecek tehlike seviyesinde bulunalım. İnsan kendi kudreti dahilinde kolunu savurabildiği yerden ötesini ne görüyor ne de duyuyor olsun. Bu şartlar altında muhtaç olan insan kendini koruyacak bir güce ihtiyacı olsun ya da başı boşluğa sürüklenerek korku duygusuyla başbaşa kalsın. Burada muhtaç olduğumuz O güç gelin bakalım başka nerelerde karşımıza çıkabilir.
Şimdi de Beşiktaş Çırağan Caddesi'nde ılık bir akşamüstü keyifle yürümeye davet ediyorum sizi. Etrafta polenlerin uçuşmadığı bir mevsimde olalım. Bu keyifli akşamınızın bir anında oradan geçen sarhoş bir sürücü sizi ezecek olsun. https://lk.tc/CYvpg Bu yürüyüş sırasında, ya O güce güvenerek akşamınızdan keyif alırsınız; ya korkuyla hiçbir şeyden keyif almazsınız; ya da bu ihtimalleri yok sayıp kendinizi kandırarak bir şeyler yaparsınız. Bence muhtaç olan insan eğer biraz akıllıysa ihtimalleri hesaplar biraz daha akıllıysa ihtiyaç duyduğu O güce teslim olur.
Peki merak dahilinde O güç yazmıssın ama O gücün varlığından nasıl haberdarsın diyebilirsiniz. Şimdi de gelin buraya odaklanalım. Eğer ki ben bu yazıyı yazmasaydım sizlerden kimisi O güçten bihaber kalacaktı. Eğer yeni işimden teklif almasaydım şu an mesai saati içerisinde evrim ağacına vakit ayıracak boşluk bulamayacaktım. Eğer mülakatlarım için o uygun mekanı bulamasaydım (boş ve sessiz) o iş teklifini alamıcaktım. Eğer içinizden bazısı o gün o mekana gelseydi ben boş ve sessiz bir ortam bulamayacaktım... Evet bu şekilde uzayıp giden ihtimaller ya her şeyi şans eseri yaşadığımıza bizi götürür ya da her şeye hükmeden O güce. Peki sonrası dediğinizi duyar gibiyim?
Sonrası daha basit. Eğer ki O güç varsa(ki var) O güç kendini anlatmak ister. Öyleyse bunca insanın inandığı/bahsettiği O gücü aramaya koyalarak kutsal saydıkları kitapları okumaya başlayabilirsiniz. Ben ümit ediyorum ki bu metadolojiyle Allah'a celle celaluh ulaşmayacak insan inşallah yoktur.
Merhabalar,
Tanrı bir ihtiyaçsa bu büyük bir problem. Kitabi dinlerin söylediği gibi Tanrı en muhteşem varlık ise onu koşulsuz şartsız seviyor olmamız gerekiyor. Fakat bir şeye ihtiyaç olduğu için yöneliyorsak aramızda çıkar ilişkisi vardır. Peki gerçekten Tanrı bir ihtiyaç mu, belirsiz.