Herkesin duymak istediği komplo teorisini peşinen çöpe atarak başlayalım: Hayır, kalp krizlerindeki artışın sebebi o dilinize doladığınız aşılar değil. Bıkmadan usanmadan aynı saçmalığı kurgulayanlara klinik verilerle cevap vermekten cidden yorulduk. Asıl suçlu, yıllardır aramızda dolaşan ve damar yüzeylerini (endotel) savaş alanına çeviren SARS-CoV-2 virüsünün bizzat kendisidir.
COVID-19 sadece basit bir solunum yolu enfeksiyonu değil, sistemik bir hastalıktır. Virüs, damarların iç yüzeyini döşeyen hücrelere tutunarak pıhtılaşma mekanizmalarını altüst eder ve mikrotrombüslere (küçük kan pıhtıları) yol açar. Virüsü hafif atlatmış olsanız bile, enfeksiyonu takip eden aylar boyunca kalp krizi, inme ve kalp yetmezliği riskiniz, enfekte olmayanlara kıyasla ciddi oranda artar. Yani o çok korktuğunuz miyokardit ve kalp krizinin asıl mimarı aşılar değil, aşısızken yakalandığınız veya defalarca geçirdiğiniz enfeksiyonun ta kendisidir.
Bunun üzerine bir de pandemi döneminde ertelenen rutin kardiyoloji kontrollerini, eve kapanmayla artan obeziteyi, hareketsiz yaşam tarzını ve pandeminin yarattığı kronik stresi koyun. Karşımızda kusursuz bir kardiyovasküler kriz fırtınası var. İlla bir suçlu arıyorsanız sahte bilimcilerin aşı karşıtı hezeyanların�� bırakıp virüsün uzun vadeli sistemik etkilerine odaklanın. Veriler ortada, gerisi sadece cehaletten beslenen gürültü.
Kaynaklar
- Xie, Y. et al. (Nature Medicine). Long-Term Cardiovascular Outcomes Of Covid-19. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Barda, N. et al. (New England Journal of Medicine). Safety Of The Bnt162B2 Mrna Covid-19 Vaccine In A Nationwide Setting. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı