Sindirim, besinlerin hücre içinde veya dışında mekanik ve kimyasal işlemlerle emilebilir maddelere dönüştürülmesi sürecidir.[1][2][4] Fiziksel parçalama mekanik sindirimdir (İng: "mechanical digestion").[1] Bu işlem besinin kimyasal niteliğini değiştirmeden yüzey alanını genişletip hareketliliğini artırırken, kimyasal sindirim büyük molekülleri enzimlerin yürüttüğü hidrolizle alt birimlere ayırmaktadır.[1][9] Canlılarda sindirimin yeri farklılaşmaktadır.[2][4] Örneğin amipler fagositozla aldıkları besini fagolizozom içinde parçalarken, süngerler de hücrelerinden küçük parçacıkları tamamen hücre içinde sindirmektedir.[2][3] Ancak saprob mantarlar hif dışına enzim taşıyarak miselyumdan besin emmektedir.[4]
Hayvanlarda sindirim özelleşmiş boşluklarda yürütülmektedir.[5] Hidra ve denizanasındaki yapı gastrovasküler boşluktur (İng: "gastrovascular cavity").[5] Bu boşluk hem besin alımına hem atık atılımına hizmet etmektedir.[5] Taşlıklı kuşlar, dört bölmeli mideli geviş getirenler ve insan ise iki açıklıklı bir sindirim kanalına sahiptir.[5] İnsanda nişasta sindirimi ağızda amilazla başlamakta, yutak ve enzim üretmeyen yemek borusu lokmayı peristaltizmle mideye iletmektedir.[1][6] Mekanik sindirim de ağızda bitmemektedir.[1] İnce bağırsakta safra yağları fiziksel olarak küçültmekte, segmentasyon da kimusu karıştırmaktadır.[7][8] Mukusla korunan midede ise hidroklorik asitle etkinleşen pepsin proteinleri polipeptitlere ayırmaktadır.[5][9]
Asitli kimus duodenuma geçtiğinde sekretin uyarısıyla pankreas özsuyu salınmaktadır.[7][8] Böylece bikarbonatlı özsu kimusu tamponlamaktadır.[8] Bayliss ve Starling 1902 yılında anestezi altındaki köpeklerin bağırsak sinirlerini kestikleri deneylerde, kanla taşınan sekretinin pankreas hücrelerini uyardığını bildirmiştir.[12] Pankreas enzimleri ile mikrovillus zarındaki enzimler burada sindirimi tamamlamaktadır.[7][8][9] Ayrıca ince bağırsakta az laktaz üretildiğinde kolona geçen laktoz bakterilerce parçalanarak gaz oluşturmaktadır.[11] Bu durum, süt proteinlerine karşı gelişen süt alerjisinden farklıdır.[11] Kalın bağırsak bezleri enzim salgılamamaktadır.[7] Kolon lümenindeki bakteriler burada kimyasal sindirim gerçekleştirirken kalan suyun çoğu emilmektedir.[7]
İnsanda enerji eldesi için sindirim, emilim ve taşıma zorunludur.[1][9][10] Sindirimle hücresel solunum aynı değildir.[10] Büyük besin polimerleri bağırsak duvarından doğrudan geçemediği için önce sindirimle parçalanmakta, ATP ise hücrelerimizdeki sitoplazma ve mitokondride hücresel solunumla üretilmektedir.[9][10] Küçülen besinler ince bağırsak villuslarından emilmektedir.[7] Öte yandan suda çözünen besinler ve kısa zincirli yağ asitleri kan kılcallarıyla karaciğer kapı toplardamarına geçerken, şilomikronlar lenf damarlarıyla dolaşıma taşınmaktadır.[7][9] Sonunda hücrelere ulaşan yapı taşları enerji sağlamaktadır.[10] İnsan selülaz üretmediği için selülozdan glikoz elde edememektedir.[10] Selüloz ise atığın ilerlemesine yardım eden lif olarak görev yapmaktadır.[10]
Konunun ayrıntılarını Sindirim yazımızda bulabilirsiniz.