Bu soru bir süredir aklıma gelip durdu. Dünyadan korkmamız ve sanki bunun için birşeyler yapmamız gerekirken, dünya güllük gülüstanlık gibi yaşamamız neden diye soruya cevap aradım. İnek yada koyunların da yanında arkadaşları boğazlanıp, parçalanırken otlamaya devam etmeleri gibi bizde de benzer bir sistem çalışıyor olmalı. Yakın yada uzakta tüm vahşetten hergün defalarca bilgilendirilsekte günlük basit işlerimiz, rutinlerimizle ilgili problemler bizi daha çok strese sokuyor. ilk gençlik yaşlarında duyulan vahşet haberleri uykuları kaçırsada yıllar geçtikçe duyarsızlaşmamız gelişiyor. Kendini sürekli güvensiz hissetmeyi normal dışı, hastalık kabul ediyor, adına paranoya diyoruz. Gerçek tehdit anında her insanın doğruya yakın tepki vereceğine güvenmek lazım. Tehlikeli dünyada var olduğumuzun bilinç altı bir kabulü ile yönetiliyoruz. Yani hiç birşey olmamış gibi yaşayıp gitmemiz, bilinçli bir durum gibi görünmüyor. Kapıları kilitleyip tehlikeyi en aza indirerek, önümüzdeki yeşillikle ilgilenmek önceliğimiz, aslan gelene kadar, kısa veya uzun sunulan yaşamı değerlendirmek üzere programlıyız. Tüm canlılar da aynı sistem işliyor. Diğer canlılardan farkımız var tabi bunun için hiç birşey yapmıyor değiliz.