Merhaba
Bence ikisini birbirinden kesin biçimde ayırmak mümkün değil. Çünkü sevdiğimiz insan bir süre sonra yalnızca duygularımızın değil, günlük hayatımızın da parçası oluyor. Sabah yazılan bir günaydın, gün içinde anlatılan küçük bir olay veya akşam gelen bir mesaj… Bunların hepsi zihnin beklediği bir düzene dönüşüyor. O kişi gidince yalnızca onu değil, onunla kurduğumuz alışkanlıkları ve birlikte olacağını düşündüğümüz geleceği de kaybediyoruz. Zihin hala o mesajı, o sesi ve o tanıdık yakınlığı bekliyor ve gelmeyince de boşluk daha görünür hale geliyor. Dolayısıyla bu yalnızca rutinden mahrum kalmak değil, aşk acısının günlük hayatın içinde hissedilen biçimlerinden biri. Zamanla yeni düzene alışmak acıyı hafifletebilir. Lakin bu, yaşananların sadece bir alışkanlıktan ibaret olduğu anlamına gelmez. Zira bazen en çok özlediğimiz şey kişinin kendisiyle, hayatımızda bıraktığı yerin birbirine karışmasıdır. Size tavsiyem, geçmişi unutmak için fazladan çaba göstermeyin veya bunun için kendinizi yormayın. Zamana bırakın ve zihninizi meşgul edecek yeni uğraşlar bulun. Zira unutmaya çalıştıkça insan, unutmak istediği şeyi daha fazla hatırlıyor. Bazı şeyler zorlayarak değil, hayatın içine yeniden karıştıkça yavaş yavaş geride kalıyor. Saygılarımla.