bilmediğini göstermez de tamamen hakim olmadığını gösterir. yani sadece bilmek yetmez, çünkü herkes bilebilir. önemli olan kavramaktır. ne demek istiyorum? bir örnekle açıklıyım, benim üniversitemde bir çocuk var, önüne koyduğun her soruyu çözüyor ama bu soruyu açıklayamadığı gibi pratiğe de dökemiyor. yani yaptığı tek şey önüne koyulan bilgiyi ezberlemek ve soruya göre yerleştirmek. şimdi bu çocuk konuyu biliyor ki çözüyor ama hiç bir şeyi kavradığı yok. hatta kendi arkadaş ortamımda şakasına "teorik adam" diyoruz bu tür kişilere. yada bir başka örnek bir ingilizce kelime düşün. bu kelimeyi okurken "evet bu kelimeyi biliyorum." diyebilirsin ama konuşurken, bu kelimeyi kullanabiliyor musun? yoksa daha farklı şeyler mi kullanıyorsun? eğer ki sadece bu kelimeyi okurken biliyorsan evet bunu tam olarak kavramamışsın demektir.
sonuç olarak, bilgisiz birisine bildiğin bir konuyu açıklayamıyorsan evet tam hakim değilsin demektir. en azından ben böyle düşünüyorum :)
Konun derinliği ve anlattığımız kişinin kapasitesine göre bizim o konuyu bilip bilmediğimiz değişkenlik gösterebilir benim düşünceme göre .Bir kişi zamanında bu konun temellerini öğrenmemiş ve kendi bilgi kapasitesini zorlamamış ise bu o kişinin hatasıdır ve o kişiye temeli anlatmadan konunun daha derinlerini ve kişinin algılayamadığı bilgileri aktarmaya çalışmak boş bir çaba halini alır . Örnek vermem gerekirse eğer, ilk okulda ilk anlatılmaya başlanan şeyin harfler olmasına benzetilebilir bu durum . insan ilk okulda öğrendiği bu harflerin üzerine zamanla başka bilgiler katarak cümle yapısını ve sonrasında da düzgün bir şekilde konuşmayı öğrenir .ık düşü Tabi her sorumluluğu bilgiyi öğrenen kişiye yüklemekte bizi hataya düşürebilir .Bir kişi ,anlatılanı anlamlandırabilecek kadar zekiyse fakat konuyu hiç bilmiyorsa (ki burada sorduğun soruya geliyoruz ) anlatılacak konuyu anlatabilme kabiliyetine sahip olmalıyız . Bir konuyu bilmek ve o konuyu anlatabilmek aynı şey değildir , insanlar farklı kişisel özelliklere sahiptir bazıları konuşmayı sevmez ve çizerek anlatır , bazıları konuşmaya bayılır ve bu yüzden konuyu binlerce örnekle aktarır bazıları ise az bildiği içeriği karşıdakine anlatamaz ama anlatmak için çabalar ki zaten kişi anlatmaya çabalamıyorsa ve sadece üsten anlatıp hemen konuyu atlıyorsa bu o kişin konuya tam manası ile hakim olmadığını bize gösterebilir . Kendimden örnek vermek istiyorum , Bana verilen bir sunumu en ince ayrıntısına kadar araştırmış onun hakkında görüşlerimi bildiren sayfalarca yazı yazmış fakat konu anlatmaya gelince ne kadar çabalasam da konuyu karşıdaki kişilere anlatamamıştım şimdi ben o sayfalarca yazdığım görüşlerim sebebiyle konuya hakim miydim ? yoksa karşıdakilere anlatamadığım için konuyu kavrayamamış mıydım ? .Tabi ki konuyu biliyordum tek sorunum bunu anlatamıyor olmak buda bir zorunluluk değil sonuçta hepimiz dünyaya aynı amaç uğruna gelmedik kimimiz iyi anlatır kimimiz iyi anlar . (Eminim ki karşılıklı bu konuyu tartışıyor olsaydık düşüncelerimin sadece üçte birini aktarıyor olurdum :,)
Benim düşünceme göre çaba her şeydir eğer çabalıyorsan bu bir şey ifade eder ama çabalamadan sonucu bekliyorsan sadece bekliyorsundur .
Albert Einstein'a atfedilen meşhur bir söz vardır:
Bir konuyu 6 yaşındaki birine açıklayamıyorsan sen de anlamamışsın demektir.
Bu söz aslında bir konuyu başkasına anlatmak isteyen birinin "Bilginin Laneti" adı verilen bilişsel önyargıya düşmemesi için yapması gereken öz eleştirinin bir özetidir.
Bu bilişsel önyargı, bilgili olan tarafın bilgisiz olanları anlayamamasına neden olur. Örneğin küçük bir çocuk birçok konuyu merak edip soru soracaktır, ancak o konuda bilgili olan biri, hiçbir şey bilmeyen çocuğun tam olarak neyi anlayıp neyi anlamayacağını, bilgileri çocuğun o anki bilgi seviyesine uygun olacak şekilde nasıl açıklaması gerektiğini bilmeyebilir. 6 yaşındaki çocuğa anlatmaya çalışmak; kendi bildiklerinizi, karşıdakinin bilmediklerini, öğrenilmesi gereken bilgileri en temel seviyede aktarmak için hangi bilgilere ihtiyaç duyulduğunu sorgulamanızı zorunlu kılacaktır. Bu yüzden 6 yaşındaki çocuğa anlatmayı başardığınızda yeni basitleştirmeler kurmuş, öğrendiğiniz bilgileri seviyesine göre yeniden yorumlamış, anladığınız konuyu anlatarak daha iyi kavramış olacaksınız.
Bu sözdeki bir varsayım ya da şart, basitleştirme sonucunda bilgisiz olan tarafın anlayabileceğidir. Her konu için basitleştirilme yapılabilir ancak bu basitleştirme bilgi kayıpları ya da eksik aktarımlar doğuracaktır. Amaç, temel seviyede öğretmek olduğundan bunlar görmezden gelinebilir. Okulda seviyesine göre eğitim verilmesi de bunu sağlamaktadır. Örneğin fizik dersi boyunca Newton'dan Einstein'a ve Einstein sonrasına bir anlatım yapılır ve bu anlatım sırasında sizin o ana kadar bildikleriniz göz önünde bulundurularak bir sonraki seviye için öğrenmeniz gereken bilgiler size anlatılır.
Başka bir varsayım ya da şart, anlamanız için gereken diğer bilgileri bildiğinizdir. Örneğin lisede fizik dersi görürken okuma-yazma gibi basit işleri yapabildiğiniz varsayılır. Bu yüzden bu sözü alıntıladığınızda sadece anlatan tarafın Bilginin Lanetine kapılmaması için söylendiğini düşünmeyin. Anlaması gereken tarafın da sorumlulukları olduğu unutulmamalıdır.
Anlatılması istenen ya da iddiada bulunulan konu da önemlidir. Genel Göreliliği basitleştirerek "bazı kısımlarını" genel hatları ile anlatabilirsiniz. Ama 6 yaşındaki çocuk, akademik bir konuyu anlayacak kadar bilgi edinmek isterse ne kadar basit anlatılsa anlatılsın anlamayacaktır. Bilgi birikimi, o konuyu anlamak için gereken minimum bilgi birikiminin altındadır. Önce daha alt seviyedeki konuları anlayarak "deneyim kasmalı", bilgi seviyesini o konuyu anlamak için gereken minimum seviyenin üstüne çıkardıktan sonra anlatan taraftan anlatmasını istemelidir. Bu noktada, anlatan taraf ilk başta 6 yaşındaki çocuğa anlatamamıştır ama konuyu anlamıştır. Dolayısı ile söz, burada geçerli değildir. Anlatım, iki taraflıdır. Anlatan taraf minimum bilgi birikimine uygun bir anlatım yaparak sorumluluğunu yerine getiriyorsa anlaması gereken taraf da sorumluluğunu yerine getirmeli, bu sorumluluktan kaçmak için anlatanı suçlamamalıdır.
Evrimi de 6 yaşındaki çocukların anlayacağı kadar basitleştirebilirsiniz. Ancak bu evrimi öğrenmek değildir. Evrimin mekanizmalarını, evrimin işleyişini veya diğer evrimsel konuları öğrenmek isteyen biri temel düzeyde ortaokul-lise biyolojisi bilmelidir. Elbette onlar da öğretilebilir. Ama seviyesine göre eğitimde her seviyeyi öğretmesi gereken farklıdır. Anlaması gereken taraf o seviyeye gelemediğinde ya da anlamaya uğraşmadığında anlatan taraf o konuyu anlayamamış olmaz. Anlatan tarafın görevi, başkalarının yıllarca vermesi gereken ortaokul-lise bilgisini bir anlatımda vermek değildir. Anlaması gereken tarafın sorumluğu, minimum bilgi birikimini edinip anlamaya çalışmak ve anlamadığı ya da bilmediği konularda yorum yapmamaktır.
6 yaşındaki çocuk, temel ve minimum düzeyde bile Görelilik Teorisi üzerine yorum yapacak bir konumda değilken Göreliliği çürüttüğünü iddia ederse Einstein bile ciddiye almayacaktır. Göreliliğe meraklı ise seviyesine göre anlatılıp hataları düzeltilebilir ve akademik konularda neden böyle yorumlar yapmaması gerektiği anlatılabilir. Ne olursa olsun anlatan ve anlaması gereken tarafların sorumlulukları unutulmamalıdır.