Selamlar, öncelikle Zehra'nın yorumuna katılıyorum. Aslında her şeyi, kabul etmesek de, topluma ait hissetmek veya evrimsel olarak "bir sürüye ait olma" güdüsüyle yapıyoruz. Yani konu aslında uç noktalar değil, sürüye ait olmamız için yapmamız gerekenler. Örnek olarak, bir kurt sürüsü veya aslan sürüsü, ortak bir av hedefi için, özünde karnını doyurmak için organizasyon yapar. Biri avı sürer, biri pusu atar, biri dinlenir vs. ama sonunda hedef ava ulaşıp karnını doyurmaktır. İnsanlarda da bir sürü yapısı vardır ama çok daha karmaşıktır, teknoloji ilerledikçe daha da karmaşıklaşmaktadır. Örnek olarak bir ekmeğin senin sofrana gelmesi için bile konyadaki bir çiftçinin, onun traktör ve biçerdöverine mazot veren rafineri çalışanlarının, onun ürettiği buğdayı un yapan, unu sevkeden insanların, bu sevkiyattaki lojistiği yöneten hindistanlı yazılımcıların, bunların amerikadaki çatı şirketlerinin vb. burada sayılamayacak belki yüz binlerce kişilik bir sürünün eforu gerekiyor. Bu en kücük örneğin yüzeyselleştirilmiş haliydi, şimdi eğer etrafında yediğin içtiğin kullandığın tüm mal ve hizmetlerin nasıl bir "sürü emeğı" olduğunu, ve bunlar olmadan mevcut standartlarını ne derece idame ettirebileceğini bir gözden geçir. Yani soruna dönecek olursak, istesek de istemesek de bu sürüdeki hiyerarşiye bağımlıyız, olay sadece psikolojik olarak "topluma ait hissetmek" değil, sürüye bağımlı olmak, ve bu sebeple kendimiz için uç görünen şeyleri bile, toplum için içgüdüsel olarak yapabilme potansiyeline sahibiz. Mesela bir asker olup daha çok genç yaşlarda sürünün geri kalanı için kendini feda edebilmek, veya sadece kendini olduğundan daha yüksek bir statüde gösterecek şekilde giyinmek bile buna iki uç örnek olarak verilebilir. Daha küçük sürü örneklemlerinde, örneğin tarikatlarda, toplu intiharlar veya toplu olarak işlenen organize suçları görebiliyoruz, hatta ülkemizde bile organize olarak suç işleyen, veya o topluma ait olmak için suça iştirak eden pek çok örnek sürü / tarikat mevcut. Evrim ağacı platformunu yeni keşfediyorum, ilk gördüğüm gönderilerden biri ve ilk yorumum, sürçü lisan ettiysem affola, naçizane kendi perspektifimden özetlemeye çalıştığım bir yorumdur.