İçerikler - Sayfa 103

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Filtrele
T. rex Yüzebiliyor muydu? Yoksa Hareket Kabiliyeti Yalnızca Belirli Koşullarla mı Sınırlıydı?
MakaleT. rex Yüzebiliyor muydu? Yoksa Hareket Kabiliyeti Yalnızca Belirli Koşullarla mı Sınırlıydı?

Michael Crichton 1990 yılında Jurassic Park romanını yayımladığında, kitapta parkın göletlerinden birinde geçen korkutucu bir kovalamacaya da yer verdi. Romanda Lex ve Tim adlı çocuklara bakan kurgusal paleontolog Alan Grant, uyuklayan bir Tyrannosaurus rex'in yanından gizlice geçip gölün karşısına geçmeye çalışır. T. rex, onları adeta dünyanın en büyük timsahıymış gibi takip eder. Sahne o kadar dikkat çekiciydi ki, serinin yeni filmi Jurassic World: Rebirth filmi için yeniden uyarlandı.[1] Peki tiranozorlar filmlerde ve kitaplarda yüzebiliyorken, gerçek hayatta yüzebilirler miydi?

Etçil dinozorlar genellikle iyi yüzücüler olarak düşünülmez. Aslında, 20. yüzyılın büyük bir bölümünde paleontologlar, otobur dinozorların T. rex, Allosaurus ve diğer yırtıcılardan kaçmak için nehirlere ve göllere yöneldiklerini yanlış bir şekilde varsaymışlardır. Bu tür etoburların yüzebildiğine dair doğrudan bir kanıt bulunmamaktaydı. Ancak, dünyanın çeşitli yerlerindeki fosil alanlarında bulunan dinozor yüzme izleri, T. rex, kuşlar ve bunların akrabalarını içeren teropod dinozorların, tahmin edilenden daha suya yatkın olduklarını ve hatta kendilerine has bir ''köpek stili'' yüzme tekniğine sahip olabileceklerini göstermiştir.

49
Paylaş
Epigenetik, Lamarkçı Evrimi mi Destekliyor? Sonradan Kazanılmış Özellikler Gerçekten de Kalıtsal Olabilir mi?
MakaleEpigenetik, Lamarkçı Evrimi mi Destekliyor? Sonradan Kazanılmış Özellikler Gerçekten de Kalıtsal Olabilir mi?

Bir zamanlar evrimsel biyolojinin temel yaklaşımlarından biri olarak kabul edilen Lamarkçılık, modern bilimin ilerleyişiyle birlikte uzun süre gözden düşmüş ve Darwinci evrim anlayışı tarafından gölgede bırakılmıştı. Ancak 21. yüzyılda epigenetik alanındaki hızlı ve şaşırtıcı gelişmeler, Lamarkçı düşüncenin yeniden gündeme gelmesini sağladı. Çevresel faktörlerin canlılar üzerindeki etkilerinin, gen ifadesini düzenleyen epigenetik mekanizmalar yoluyla nesilden nesile aktarılabileceği fikri, Lamarkçılığın çağdaş bir yorumla yeniden değer kazanmasına yol açtı.

Epigenetik araştırmalar, genetik materyalin yapısını değiştirmeden, çevresel uyaranların genlerin işleyişini etkileyebileceğini ve bu değişikliklerin kalıtılabileceğini göstermektedir. Bu durum, Lamark’ın, çevreye uyum sağlama sürecinde edinilen özelliklerin bir sonraki kuşağa aktarılabileceği yönündeki iddialarını hatırlatıyor. Geçmişte “kullan ya da kaybet” prensibiyle tanımlanan Lamarkçı mekanizmalar, artık moleküler düzeyde çok daha ince elenip sık dokunulmakta ve çevresel etkilerin genetik ifadeyi nasıl kalıcı bir şekilde şekillendirebileceği üzerine yoğunlaşılmaktadır.

34
Paylaş
Bilim İnsanları Bir Maya Kralının Mezarını ve Antik Hazinelerini Buldu: Mezarı ve Antik Hazineleri Keşfedilen Maya Kralı Kim?
MakaleBilim İnsanları Bir Maya Kralının Mezarını ve Antik Hazinelerini Buldu: Mezarı ve Antik Hazineleri Keşfedilen Maya Kralı Kim?

Belize'nin yoğun ormanlarının derinliklerinde, antik Maya şehri Caracol'da kazı yapan arkeologlar, 1.700 yıllık bir hükümdar mezarı olduğuna inandıkları bir mezar ortaya çıkardılar. Doğrulanırsa, bu keşif, bölgenin bilinen en eski kraliyet mezarı ve muhtemelen kurucu kralı Te K'ab Chaak'ın dinlenme yeri olacak.

Tulane Üniversitesi'nden bir arkeolog ve National Geographic Kaşifi olan Francisco Estrada-Belli, keşfin önemine dikkat çekerek şöyle diyor:

30
Paylaş
Evrenin İlkel Dönemlerinden Gelen Keşif: Astronomlar Kozmik Üzümler Galaksi'sini Gözlemledi
MakaleEvrenin İlkel Dönemlerinden Gelen Keşif: Astronomlar Kozmik Üzümler Galaksi'sini Gözlemledi

James Webb ve ALMA teleskopları ortaklığında uzak galaksilere dair yeni ayrıntılar keşfedildi. Bilim insanlarının "Kozmik Üzümler" adını verdiği bu uzak galaksi, evrenin erken dönemine dair bildiklerimizi sorgulatıyor. Bu galaksi pürüzsüz genç bir yıldız diski olmak yerine uzayın derinliklerinde parlayan bir üzüm salkımı gibi görünüyor ve bünyesinde 15'ten fazla devasa yıldız oluşum kümesi barındırıyor. Büyük Patlama'dan yalnızca 930 milyon yıl sonra tespit edilen bu galaksi, araştırmacıları şaşırtıyor ve bu kadar erken bir dönemde bulmayı bekledikleri hiçbir şeye benzemiyor. Bu yönüyle Kozmik Üzümler yalnızca bir kozmik fotoğraf değil, evrenin ilk bir milyar yılındaki galaksilerin nasıl oluştuğuna dair kuralları yeniden yazabilecek bir keşif.

Daha önce kullanılan teleskoplar ile Kozmik Üzümleri bu kadar başarılı ayrıntılarla görmek mümkün değildi. Gökbilimciler, James Webb Uzay Teleskobu'nun (JWST) keskin kızılötesi görüşünü ve Atacama Large Millimeter Array'in (ALMA) hassas mercekleri birleştirdiler. Kütleçekimsel mercekleme sayesinde ise asıl sihir gerçekleşti ve Kozmik Üzümlere ulaşıldı. Ön plandaki bulunan devasa galaksi kümesi RXCJ0600-2007, kozmik bir büyüteç gibi davranarak kendisinin çok gerisinde kalan uzak galaksiden gelen ışığı büküp güçlendiriyordu. Bu sayede, galaksi 13 milyar ışık yılı uzakta olmasına rağmen astronomların 10 parsek (yaklaşık 30 ışık yılı) kadar küçük kütleleri incelemesini mümkün kıldı. Araştırmacılar 100 saatten fazla zaman harcayarak çalışmaya devam etti ve Kozmik Üzümler'in karmaşık iç yapısını ortaya çıkardı. Kozmik Üzümler çalışmasının başyazarı Seiji Fujimoto, Austin'deki Teksas Üniversitesi'nin (UT Austin) McDonald Gözlemevi'nden yaptığı açıklamada şöyle söyledi:

37
Paylaş
Tek Atom, Sınırsız Güç: Bilim İnsanları Yeşil Kimya İçin Şekil Değiştiren Bir Katalizör Geliştirdiler
MakaleTek Atom, Sınırsız Güç: Bilim İnsanları Yeşil Kimya İçin Şekil Değiştiren Bir Katalizör Geliştirdiler

Politecnico di Milano'da bir araştırma ekibi, kimyasal aktivitesini seçici olarak uyarlayabilen yenilikçi bir tek atomlu katalizör geliştirdi. Çalışma Milano-Bicocca Üniversitesi, Çek Cumhuriyeti'nden Ostrava Üniversitesi, Avusturya'dan Graz Üniversitesi ve Güney Kore'den Kunsan Ulusal Üniversitesi ile yapılan uluslararası işbirliği ile yürütüldü. Bu, sürdürülebilir kimya ve daha verimli, programlanabilir endüstriyel süreçlerin tasarımı açısından oldukça önemli bir adımdır.

Çalışma, kimya alanında dünyanın en saygın bilimsel dergilerinden biri olan Journal of the American Chemical Society'de yayınlandı.

40
Paylaş