Evrenin belirli bir rengi olup olmadığı sorusu kulağa ilk başta oldukça garip geliyor. Çoğumuzun aklına doğal olarak kapkaranlık uzay boşluğu geliyor. Ancak uzayın kendi karanlığı ile trilyonlarca yıldızın ve galaksinin yaydığı ışığın toplam rengi birbirinden farklı şeyler. Bütün gökyüzündeki ışığı alıp ortalamasını hesapladığımızda karşımıza karanlıktan çok daha farklı bir sonuç çıkıyor.
Gökbilimciler elektromanyetik spektrumun her bölgesinden gelen ışıkları analiz edebilmek için bugüne kadar yapılmış en büyük araştırmalardan birini yürüttüler. İki yüz bin farklı galaksiden gelen ışığı bilgisayar ortamında hesaplayarak bir araya getirdiler. Bu kadar fazla ışık kaynağının yaydığı enerjiyi üst üste bindirdiğinizde, evrenin tayfı tek bir birleşik renk algısı yaratıyor. Bilgisayar dilinde "#FFF8E7" koduyla ifade edilen bu renk, gözümüze bejin özel bir tonu olarak yansıyor.
Bu sıradan gibi görünen bej tonu, evrenin evrimi hakkında bize çok önemli detaylar veriyor. Evrenin rengi her zaman böyle değildi. Araştırmalar, bu birleşik rengin son 10 milyar yıl içinde giderek daha az mavi bir hale geldiğini gösteriyor. Genç ve aşırı sıcak yıldızlar yoğun bir şekilde mavi ışık yayarken, yaşlanan yıldızlar yavaş yavaş kırmızılaşıyor. Evrenin renginin zamanla kırmızıya kayması, evrendeki yıldızların artık yaşlandığını ve kırmızı yıldızların eskiye kıyasla daha baskın hale geldiğini doğruluyor.
Keşfedilen bu yeni renge isim bulmak için halka açık ufak bir yarışma da düzenlendi. Önerilen isimler arasında gökyüzü ve fildişi kelimelerinden türetilen "skyvory" veya evren ve bej kelimelerini birleştiren "univeige" gibi yaratıcı seçenekler vardı. Ancak kazanan isim, bildiğimiz kahve köpüğü rengine atıfta bulunan kozmik latte oldu. ☕
0 görüntülenme