Bu kitap, transhümanist ve Post-Hümanist düşüncenin kurumsallaştırılması gerektiğinin çağrısı niteliğindedir.Transhümanizm ve posthümanizmin çağ dönümünün emareleri gözler önündedir. Evrimsel (biyolojik) bedeni ve neokorteksi ile betonlara veya makinelere tutunmaya çalışan insan, son elli yılda bütün tarihi boyunca biriktirdiğinden binlerce kat daha fazla bilgi biriktirdi ve çevresini muazzam biçimde değiştirdi. Şimdi mecburen sıra bu muazzam bilgiyi kullanmakta ve kendisini de değişen çevresi gibi değiştirmekte. Özellikle bedensel acizlikler devamlı olarak gündeme getirilip bilim ve teknoloji ile çözümler üretilince insan, aslında ne denli dar sınırlarda sıkışıp kaldığının ayrımına vardı. Hümanizm çöktü ve çözümü transhümanizmde bulacak. Bu acizliklerin günden güne teknoloji ile azaldığını gören insanlar, hiç de doğasına uymayan bir ortamda neden iyileştirmeleri hızlandırmak istemesin? Her şeyi çözen zekâ ise neden daha iyi bir zekâ oluşturulmasın?