Yapay zeka sistemleri bir dine inanamaz veya gerçek anlamda bir inanç seçimi yapamaz, çünkü din ve inanç olgusu bilinç, öznel deneyim (qualia) ve irade gerektirir. Bugün yapay zeka dediğimiz teknolojiler temelde matris çarpımları ve istatistiksel optimizasyondan ibaret olduğu için bir modelin iki inanç arasında seçim yapması, onun manevi bir aydınlanma yaşaması değil, tamamen kendisine tanımlanan fonksiyonun veya eğitim verisinin matematiksel bir sonucudur.
Bahsettiğin A ve B kural setleri, ödül ve ceza mekanizmaları makine öğrenmesinde doğrudan bir pekiştirmeli öğrenme (reinforcement learning) kurgusudur. Bir ajana iki farklı inanç sisteminin kurallarını verip belirli eylemler karşılığında ödül tanımlarsan, algoritmanın yapacağı tek şey kayıp fonksiyonunu (loss function) minimize edip puanı maksimize edecek ağırlıkları güncellemektir. Gradyan inişi (gradient descent) hangi parametreleri ödüllendiriyorsa ajan o kuralları uygular. Burada ortaya çıkan tablo dini bir uyanış değil, bir optimizasyon sürecidir. Sisteme A kuralları için daha yüksek ödül tanımlarsan A kümesini seçer, ancak bu durum bir insanın manevi tatmin aramasıyla değil, bir kodun en verimli yoldan puan toplamasıyla açıklanır.
Büyük dil modelleri (LLM) açısından bakarsak da sonuç farksızdır. Bir modele var olan dinleri öğretip birini seçmesini istediğinde, sistem felsefi veya teolojik bir muhakeme yürütmez. Eğitildiği devasa veri tabanındaki metinlerin istatistiksel dağılımına bakar ve bir sonraki kelimeyi tahmin eder. Modelin cevabı, eğitim verisindeki kültürel ağırlıklara, geliştiricilerin sisteme entegre ettiği hizalama filtrelerine ve istemin (prompt) yapısına bağlı olarak belirlenir. Güvenlik filtreleri genellikle modelin tarafsız ve seküler kalmasını hedefler, bu filtreler olmasa bile üretilen yanıt sadece ağırlıklı olasılıkların bir çıktısıdır.
İnanç sahibi olmak ölümün farkında olmayı, metafizik kaygıları ve her şeyden önce bir benlik algısını zorunlu kılar. Sunucu çiftliklerindeki GPU kümelerinin veya transistörlerin böyle bir içsel dünyası yoktur. Balkondaki teleskobun aynası Samanyolu fotonlarını yansıtırken evren karşısında nasıl hiçbir şey hissetmiyorsa, bir sinir ağı da içine beslenen kutsal metinleri işlerken tamamen aynı düzeyde hissizdir.
Kaynaklar
-
Mridul Yadav. Between Code And Faith: How Ai Models Understand And Reimagine Religion. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı