Narsisizm ne sadece genetik bir hastalıktır ne de tamamen kötü bir çocukluk geçirmenin sonucudur. İkisinin birleşimiyle ortaya çıkar.
Genetik bize bir altyapı verir. Bilimsel araştırmalar, bazı insanların onay aramaya, bencil davranmaya veya empati eksikliğine doğuştan daha yatkın olduğunu gösteriyor. İkizler üzerinde yapılan çalışmalar, narsistik özelliklerin genetik geçiş oranının oldukça yüksek olduğunu kanıtlıyor.
Ancak genetik yatkınlık tek başına kimseyi narsist yapmaz. Asıl belirleyici olan çevredir, özellikle de ilk çocukluk yıllarındaki ebeveyn tutumlarıdır. Eğer genetik olarak bu yapıya yatkın bir çocuk, "sen en özelsin, herkesin üstündesin" diyerek hiçbir sınır konulmadan büyütülürse, bu yatkınlık narsisizme dönüşür. Bunun tam tersi olan duygusal ihmal, sevgisizlik ve sürekli eleştiri de aynı etkiyi yaratır. Çocuk, içindeki değersizlik hissini ve acıyı bastırmak için dışarıya karşı yıkılmaz, kusursuz ve devasa bir ego maskesi takar.
Yani genetik durumu zemin hazırlar, çocuklukta yaşanan ebeveyn deneyimleri ise bu durumu kalıcı bir kişiliğe dönüştürür.
Kaynaklar
-
Yu L. L. Luo, vd.. A Behavioral Genetic Study Of Intrapersonal And Interpersonal Dimensions Of Narcissism. (2 Nisan 2014). Alındığı Tarih: 7 Kasım 2026. Alındığı Yer: PubMed
| Arşiv Bağlantısı
-
W. J. Livesley, vd.. Genetic And Environmental Contributions To Dimensions Of Personality Disorder. (1 Aralık 1993). Alındığı Tarih: 7 Kasım 2026. Alındığı Yer: PubMed
| Arşiv Bağlantısı