Durumu yanlış algılamadınız fakat formülü bir neden sonuç ilişkisi gibi okuduğunuz için zihninizde döngüsel bir yanılsama oluşmuş. E=mc² bağıntısı enerjinin kütleden üretildiğini anlatan bir üretim reçetesi değil, kütle ile enerjinin aslında aynı fiziksel gerçekliğin iki farklı tezahürü olduğunu gösteren bir denklik ilişkisidir. Kısacası kütle, hapsedilmiş enerjinin ta kendisidir
Bahsettiğiniz yüzde 98 oranı, atom çekirdeğindeki proton ve nötronların yapısından gelir. Maddenin yapı taşı olan protonun içine baktığımızda üç adet kuark görürüz. Higgs mekanizması sayesinde kütle kazanan bu kuarkların kendi durgun kütlelerini topladığımızda, protonun toplam kütlesinin yalnızca yüzde 1 veya 2'sine ulaşırız. Geriye kalan yaklaşık yüzde 98'lik devasa kütle, kuarkları bir arada tutan güçlü nükleer kuvvetin gluon alan enerjisinden ve kuarkların ışık hızına yakın hareket enerjisinden doğar
Sınıfta çekirdek fiziğine değindiğimizde arka sıralardan bir öğrencim gözlerini kısıp "Hocam, yani biz aslında katı madde değil de sadece çok sıkışmış bir enerji yumağı mıyız?" diye sormuştu Harika bir sezgi! Einstein'ın denklemini m = E/c² olarak yazdığınızda taşlar tam yerine oturur. Bir kutunun içine ne tür bir enerji hapsederseniz hapsedin, o enerji kutunun dışına karşı bir direnç yani eylemsizlik gösterir. Biz de bu eylemsizliği kütle olarak tartarız
Bu yüzden ortada "enerjinin yapı taşı yine enerjidir" gibi bir mantık hatası veya kısır döngü bulunmaz. Enerji bağımsız bir madde türü değildir, sistemin bir özelliğidir. Durgun bir cismin kütlesi dediğimiz şey, o cismi oluşturan parçacıkların iç kinetik ve bağlanma enerjilerinin toplamının c² değerine bölünmüş halidir. Yani kütle enerjiyi doğurmaz, hapsedilmiş enerjinin ölçüsü olarak karşımıza çıkar
Kaynaklar
-
Alejandro Perez vd.. Energy-Mass Equivalence From Maxwell Equations. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı