Sorunun varsayımı kısmen yanlış. Canlılar yalnızca kendi türlerinin dilini algılamıyor, birçok tür başka türlerin sinyallerini de anlıyor. Ancak hayvanların iletişimi insan dili gibi bir "dil" olmadığı için bire bir çeviri ya da karşılıklı sohbet mümkün değil. Bir hayvan bizi büyütse bile birbirimizin sinyallerini kısmen öğrenir, ortak bir dil kuramayız.
Neden yalnızca kendi türümüzü "tam" anlıyoruz? İletişim, gönderici ile alıcının birlikte evrimleştiği bir sistemdir. Bir kuşun ötüşü, o türün işitme sistemine, beynindeki ilgili devrelere ve o sinyalin ne işe yaradığına göre şekillenir. Sinyal, ancak alıcı onu yorumlayacak şekilde evrimleştiyse işe yarar. Başka bir türün sinyalleri ise bu eşleşmenin dışında kalır. Üstelik birçok sinyal, türün yaşam biçimine bağlı bağlam taşır: koku, ultrasonik ses, titreşim ya da renk örüntüleri gibi kanallar bizim algımızın dışında olabilir.
Başka türlerin sinyallerini anlayanlar da var. Birçok kuş ve primat, başka türlerin alarm çağrılarına tepki verir. Bu, öğrenme ve çıkarımla işleyen bir şeydir, ortak bir dil sayılmaz. Evcil köpekler ve kediler de bizim tonlamamızı, jestlerimizi ve bazı sözcükleri ilişkilendirmeyi öğrenir. Kedinin miyavlaması da büyük ölçüde insanlarla yaşama uyum olarak yorumlanır, çünkü yetişkin kediler birbirleriyle pek miyavlayarak iletişim kurmaz.
Hayvanın dili neden "dil" değil? İnsan dili sınırsız sayıda yeni anlamı sonlu birimlerden kurabiliyor, geçmişten ve gelecekten söz edebiliyor, soyut kavramları taşıyor. Hayvan sinyallerinin çoğu daha dar bir işlev kümesine bağlı: tehlike, çiftleşme, bölge, besin gibi. Beecher'in tartışmasına göre hayvanlarda üretkenlik potansiyeli görülse de gönderici ile alıcının çıkarlarının her zaman örtüşmemesi, zengin ve açık uçlu bir dilin evrimini kısıtlıyor olabilir. Öte yandan Cartmill'in vurguladığı gibi, "dili insana özgü kılan şey" diye öne sürülen her özelliğin bir hafif versiyonu başka hayvanlarda bulunabiliyor. Yani aradaki fark kesin bir uçurum olmaktan çok, derece ve bileşim farkı gibi görünüyor, ama bu hâlâ tartışmalı bir alan.
Bir hayvan bizi büyütseydi? Bebek insan, hayvan ebeveynin sinyallerini belli ölçüde öğrenebilir ve ona uygun davranabilir. Ancak insanın dil edinimi için kritik bir gelişim penceresi var ve bu dönemde insan diline hiç maruz kalmayan çocuklar sonradan dili tam olarak edinmekte ciddi güçlük çekiyor. Ayrıca insan gırtlağı ve beyni, o hayvanın sinyal repertuarını tam üretmeye uygun değil. Sonuçta ortaya, iki tarafın da uyum sağladığı sınırlı bir anlaşma çıkar, gerçek bir ortak dil değil.
Biz neden öğrenemiyoruz? Hayvan iletişimini çözmeye çalışırken hem kendi algı sınırlarımız hem de insan merkezli yöntemlerimiz engel oluyor. Cartmill'in belirttiği gibi, hayvan sinyallerinde sadece insan diline benzeyen "kodlar" aramak yanıltıcı olabiliyor. Yapay zekâ destekli ses analizi gibi yeni yaklaşımlar umut verici, ama hayvanların ne "dediğini" çevirmek henüz mümkün değil.
Kaynaklar
-
M. D. Beecher. Why Are No Animal Communication Systems Simple Languages?. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
E. Cartmill. Overcoming Bias In The Comparison Of Human Language And Animal Communication. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
J. Amphaeris vd.. Overlap Not Gap: Understanding The Relationship Between Animal Communication And Language With Prototype Theory. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı