Merhaba
Hortumun tamamı tek bir gezegenin yüzeyine düşmezdi. Çünkü hortumun Dünya’ya yakın kısmı Dünya’ya, Mars’a yakın kısmı ise Mars’a doğru çekilirdi. İki uç da hiçbir yere bağlı değilse Dünya atmosferindeki uç Dünya’ya, Mars atmosferindeki uç da Mars’a düşmeye başlar aradaki bölüm ise gerilir ve gerçek bir malzemeden yapılmışsa büyük ihtimalle parçalanırdı. İki gezegenin kütleçekimini aynı kabul edersek bile hortum bütün yol boyunca havada asılı kalmaz. Eğer gezegenlerin kütleleri de aynıysa yalnızca tam ortadaki tek bir noktada çekimler birbirini dengeleyebilir. Fakat bu denge kararsız olur ve en küçük sapmada cisim gezegenlerden birine yaklaşmaya başlar. Keza hortumun ortasının dengede olması, diğer bütün bölümlerinin de dengede olduğu anlamına gelmez. Hortumun iki yarısı zıt yönlere doğru çekilerek gerilirdi. Kütleçekimleri farklı olduğunda ise çekimlerin eşitlendiği nokta, kütlesi daha küçük olan gezegene daha yakın bulunur. Gerçek durumda Dünya, Mars’tan daha büyük kütleye sahip olduğu için denge noktası Mars’a daha yakın olurdu. Lakin yine Mars yakınındaki uç Mars’a düşerken Dünya yakınındaki uç Dünya’ya düşerdi. Ayrıca Dünya ile Mars arasındaki yol atmosferle dolu değildir büyük bölümü uzay boşluğudur. Üstelik iki gezegen Güneş’in çevresinde farklı hızlarla hareket ettiği ve aralarındaki uzaklık sürekli değiştiği için böyle bir hortum sabit biçimde uzanamazdı. Hortum bir şekilde iki gezegen arasında sabitlenip açık uçları atmosferlerin içinde tutulabilseydi Dünya’nın yüksek atmosfer basıncı, havayı Mars yönüne doğru hareket ettirebilirdi. Fakat buna klasik anlamda sifon demek doğru olmazdı. Bu, basınç farkının oluşturduğu bir gaz akışı olurdu. Hortumun milyonlarca kilometre boyunca desteklenmesi, sızdırmaz kalması ve büyük basınç farkına dayanması gerektiğinden uygulamada mümkün görünmüyor. Sonuç olarak bence bu düşünce deneyinin en güzel tarafı şu diye düşünüyorum: İki çekimin eşitlendiği tek bir noktanın bulunmasıyla, bir cismin bütününün dengede kalması aynı şey olmazdı. Saygılarımla.