Merhaba
Kişi tekilliği karşısında duran siyah bir nokta veya parlak bir cisim gibi göremezdi. Zira tekillik, uzayın içinde bulunan sıradan bir yer değil genel göreliliğin uzay ve zamanı tarif etmekte yetersiz kaldığı sınırdır. Ve bu kişi büyük bir kara deliğin olay ufkundan geçerken çevresinde aniden beliren bir duvar görmezdi. Dış evrenden gelen ışık giderek daha fazla bükülür, görüntüler sıkışır ve bozulurdu. Lakin yaygın biçimde söylendiği gibi evrenin bütün geleceğini sonsuza kadar izlemesi de mümkün değildir. Olay ufkunun içinde artık dışarı çıkmak bir yana, bulunduğu konumu korumak dahi mümkün olmaz geleceğe doğru ilerlemek, tekilliğe yaklaşmak anlamına gelir. Tekilliğe yaklaştıkça uzay-zaman eğriliği klasik hesaplarda sınırsız biçimde büyür. Kişinin bedeninin bundan etkilenmediğini varsaysak bile tekilliğe ulaştığı anda “Ne görür?” sorusu anlamını kaybeder. Çünkü görmek için ışığın göze ulaşması, sinirlerin çalışması ve bu bilgiyi işleyecek bir sonraki zaman diliminin bulunması gerekir. Tekillik ise klasik genel görelilikte kişinin zaman çizgisinin sona erdiği noktadır sonrasında gözlem yapılabilecek bir “an” bulunmaz. Zira elbette kuantum kütleçekimi tekilliğin gerçekte oluşmadığını ve onun yerini başka bir fiziksel yapının aldığını gösterebilir. Fakat henüz bunu açıklayan doğrulanmış bir kuram yok. Sonuç olarak burada en ilginç olan, kişinin tekillikte ne göreceğinden çok, tekilliğe gelindiğinde “görmek”, “sonra” ve hatta “nerede” gibi kelimelerin bildiğimiz anlamlarını yitirmesidir. Saygılarımla.