Kısa ve net cevap: Rüyada kitap veya herhangi bir metin okumak teknik olarak imkansız değildir fakat son derece nadirdir, bunu yapabilmek de kesinlikle üstün zekalı ya da dahi olduğunuz anlamına gelmez! Rüyalarda metinler neredeyse her zaman kararsızdır, hızla kayar, anlamsızlaşır veya gözünüzü başka bir yere çevirip tekrar baktığınızda tamamen değişir.
Peki bu durum neden bu kadar zor? Cevap beynimizin rüya anındaki çalışma dinamiğinde saklı! Hızlı göz hareketi yani REM uykusundayken beynimizin görsel merkezleri adeta çılgın bir prodüksiyon gibi çalışır. Ancak dili çözümleyen merkezler ile mantık, dikkat ve çalışma belleğini kontrol eden dorsolateral prefrontal korteks uykuda büyük oranda dinlenmeye çekilir. Uyanıkken okuma yapmak, sabit sembolleri tanıyıp onları dil kurallarıyla birleştiren çok katmanlı ve koordineli bir çaba gerektirir. Uykuda ise beynimiz dış dünyadan fiziksel ışık almaz, kendi içsel imgelerini üretir. Bu imgeler anlık olarak değiştiği için rüyada bir kelimeyi yakalasanız bile harfler sabit kalamaz, satırlar şekil değiştirir ya da okuduğunuzu sansanız bile aslında sadece bir okuma hissi yaşarsınız.
Peki rüyasında gerçekten sayfalar dolusu yazı veya kitap okuduğunu söyleyenler neyin nesi? Bu bir zeka göstergesi değil, beynin uykudaki aktivite dağılımı ve günlük pratiklerle ilgilidir! Bilimsel veriler, rüyada metin deneyimleyen kişilerin genellikle lüsid rüya (rüyada olduğunu fark etme) eğilimi yüksek bireyler olduğunu veya gününün devasa bir kısmını metinlerle geçiren yazılımcılar, dilbilimciler ve hevesli okurlar arasından çıktığını gösteriyor. Yoğun biçimde çalıştırılan dil ve sembol ağları, uykuda da zaman zaman kısmen devreye girebilir. Kısacası rüyada bir kitabın satırlarını takip edebildiyseniz bu bir süper zeka olduğunuzu değil, o an beyninizdeki dil ve farkındalık devrelerinin olağanın biraz üzerinde uyanık kaldığını gösterir!
Kaynaklar
-
Yuval Nir, Giulio Tononi. Dreaming And The Brain: From Phenomenology To Neurophysiology. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı