Çünkü insan vücudunun mavi, yeşil veya mor bir saç pigmenti üretecek biyokimyası yok. Saç rengi, tek bir pigment ailesinin oranlarıyla belirlenir ve o ailenin paleti kahverengiden sarıya, kızıla kadar uzanır, daha ötesine geçmez.
Saçın rengini melanin verir ve iki ana türü vardır. Östromelanin koyu kahverengi-siyah tonlardan sorumludur. Feomelanin ise sarımsı-kırmızımsı tonları verir. Bütün doğal saç renkleri bu iki pigmentin miktarı ve oranının farklı kombinasyonlarıdır. Sarı saç az östromelanin demektir, kızıl saç ise feomelanin baskınlığı demektir. Bu pigmentlerin hiçbiri mavi ya da yeşil ışığı baskın olarak yansıtacak bir kimyasal yapıya sahip değil.
Burada akla gelen itiraz şu: gözlerde mavi var, neden saçta olmasın? Mavi gözün rengi de aslında mavi bir pigmentten gelmez. İrisin ön katmanında az miktarda melanin vardır ve ışık dokuda saçıldığında kısa dalga boyları (mavi) geri yansır. Buna yapısal renk diyoruz. Gökyüzünün mavisine benzeyen bir ışık saçılması bu. Saçta ise durum farklı. Saç teli, keratinden oluşan sıkı paketlenmiş bir korteks ve onun içine gömülü melanin granüllerinden oluşur. Bu yapı ışığı mavi yönde saçacak biçimde düzenlenmemiştir, melanin de ışığı büyük oranda soğurur. Sonuçta ne kadar az melanin olursa olsun, saç mavi değil açık sarı, hatta beyaz görünür.
Genetik taraf da aynı sonuca varır. MC1R, OCA2, KITLG gibi genlerdeki varyantlar saç rengini etkiler, ama hepsi melanin üretiminin türünü ve miktarını ayarlar. Mavi veya yeşil bir pigment üretmek, bunun için yepyeni bir biyosentez yolağı gerektirir. Bu da tek bir mutasyonla değil, bir dizi yeni enzimin evrimiyle mümkün olur.
Doğada mavi ve yeşil pigmentler elbette var, ama başka canlılarda. Bazı kelebeklerin mavisi yapısal renktir, bazı kuşların yeşili ise sarı pigmentle yapısal mavinin birleşiminden doğar. Memelilerde ise bu tür renkler çok nadirdir ve saç/kürk için pratikte yoktur. İnsanlarda mavi veya yeşil saç gördüğünüzde, genellikle boya, bazen de bakır içeren su ya da havuz kimyasalları söz konusudur. Sarı veya açık saçta klor ve bakır tuzlarının birikmesiyle oluşan yeşilimsi ton gerçekten de adli kimyada tanıdık bir örnektir, ama bu doğuştan değil, sonradan gelen bir kirlenmedir.
Kısacası mesele evrimsel bir tercihten çok biyokimyasal bir sınırdır. Elimizdeki palet iki pigmentle sınırlı ve doğa bu paletle yetinmiş.
Kaynaklar
-
Rees JL, Harding RM. The Genetics Of Human Skin And Hair Pigmentation. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı