Meteor çukuru veya yerbilimindeki adıyla çarpma krateri, uzaydan gelen gök taşlarının gezegen veya ay gibi katı bir gök cisminin yüzeyine yüksek hızla çarpması sonucu meydana gelen dairesel çöküntülerdir. Buradaki temel ayrım, bu çukurların gök taşının yeri fiziksel olarak kazımasıyla değil, taşıdığı muazzam kinetik enerjinin yüzeye ulaştığı anda yarattığı devasa bir patlama etkisiyle oluşmasıdır.
İşin fizik tarafına bakarsak mesele tamamen hız ve enerji aktarımıyla ilgilidir. Bir gök taşı Dünya atmosferine girdiğinde saniyede ortalama 15 ile 70 kilometre gibi inanılmaz hızlarda yol alır. Lisedeki fizik derslerinden aşina olduğumuz kinetik enerji denklemi burada tüm ihtişamıyla çalışır, yani kütle ile hızın karesinin çarpımı devrededir. Hızın karesi işin içine girince, hız iki katına çıktığında ortaya çıkan enerji dört katına fırlar. Balkondan halıya düşen bir kumanda sadece küçük bir ses çıkarır, fakat aynı kumandayı kozmik bir hızla yere fırlatabilseydiniz mahalle büyüklüğünde bir patlama elde ederdiniz.
Gök taşının yüzeye çarptığı o mikrosaniyelik anda kinetik enerji aniden ısıya ve şiddetli bir şok dalgasına dönüşür. Taşın kendisi ve çarptığı kaya tabakasının bir bölümü bu yüksek sıcaklık ve basınç altında anında buharlaşır. Patlama merkezden dışarıya doğru her yöne küresel bir şok dalgası şeklinde yayıldığı için, gök taşı yüzeye dik değil de eğik bir açıyla gelse bile krater neredeyse her zaman kusursuz bir daire şeklinde açılır.
Oluşan kraterler boyutlarına göre temel olarak ikiye ayrılır. Çapı birkaç kilometreyi geçmeyen nispeten küçük çarpmalarda kase şeklinde basit kraterler oluşur, Arizona'daki meşhur Barringer Krateri buna güzel bir örnektir. Eğer çarpan kütle devasa boyutlardaysa ve enerji çok yüksekse, kaya tabakası şok dalgası sonrasında tıpkı sıkışan bir yay gibi esneyip merkezden yukarı doğru geri sıçrar. Çay bardağına damlayan bir damlanın ortada minik bir sütun yükseltmesi gibi, kraterin tam ortasında merkezi bir tepe belirir. Bu yapılara da karmaşık kraterler denir.
Son olarak, Ay yüzeyi delik deşik kraterlerle doluyken Dünya'da neden bu kadar az çukur gördüğümüz sorusu akla gelebilir. Gezegenimiz hem kalın atmosferi sayesinde birçok küçük misafiri yere ulaşamadan sürtünmeyle yakıp yok eder, hem de rüzgar, su erozyonu ve levha hareketleri gibi jeolojik süreçlerle bu çukurların izini zamanla siler. Yani gezegenimiz kendi temizliğini kendi yapan oldukça canlı bir yapıya sahiptir.
Kaynaklar
-
Bevan M. French. Traces Of Catastrophe: A Handbook Of Shock-Metamorphic Effects In Terrestrial Meteorite Impact Structures. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
H. Jay Melosh. Impact Cratering: A Geologic Process. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı