Fikrime göre ilgili anı değerlendirirken aldığımız herhangi bir sabit kıstas bulunmamaktadır, birey yaşadığı anı iyi ve kötü olarak değerlen dirirken mevcut durumda içinde bulunduğu koşullar, kendi psikolojik ve fizyolojik durumuna göre değerlendirir. Örneğin kötü bir haber aldıktan sonra yaşanan normal şartlarda kötü olarak nitelendireceğiniz bir olay sizin o andaki kötü olay eşiğinizi yükselteceğinden dolayı size sevindirici veya etkisiz gelebilir.
Herhangi bir makale ya da sorunun sınıflandırmasını yapabilmenin daha nesnel bir temele oturtulabileceğine inanıyorum. Çünkü ilgili makalenin kaleme alınması veya o sorunun sorulmasında çözülmek istenen bir problem veya açığa çıkarılmak istenen bir hakikat olması gerekir. Bu problem veya hakikatin değindiği nokta ya da alakalı olduğu bağlam sınıflandırmayı sağlayan değişkendir.
Hayatın sınıflandırılması ise çok daha öznel bir konudur. Bireyin hayattan beklentileri, sağlığı, maddi ve manevi durumu; çevresindeki insanların statüsü, güçleri, maddi durumları ve bütün çevresel değişkenler belirli oranlarda etki gösterir. Bununla birlikte bir toplum içerisinde bulunan bir insanın hayatını derecelendirmek veyahut sınıflandırmak toplum içerisinde bulunan bireylerin genel durumlarıyla kıyaslanarak yapılır.
Son olarak insanın sınıflandırma ve köklere ayırma ihtiyacı fikrimce en doğal şeylerden biridir. Herhangi bir şey düşünmekten öte içgüdüsel olarak hareket ederken bile sınıflandırma yaparak hareket ediyoruz en basit örnekle doğadaki tehlikeyi bile ayırabilmemiz için aklımızda tehlike unsuru oluşturan bir durumun tehlikeli olduğu konusunda sınıflandırmasını yapmak zorundayız. Bu nedenle durumları kıyaslayarak hareket etmek veya kafamızda olasılıklsr oluşturmak basit bir tabirle düşünmek için sınıflandırma yapmak zorundayız.