Odanızı zifiri karanlık bir sığınağa çevirseniz bile sabah hissettiğiniz o dinçlik, mistik bir önsezi veya doğaüstü bir bağ değil, doğrudan vücudunuzun içsel sirkadiyen ritmidir. Biyolojik saatiniz anlık ışığa bağımlı basit bir fotosel gibi çalışmaz, yaklaşık 24 saatlik döngüsüyle güneşin doğuşunu önceden hesaplayıp uyanış kimyasını siz daha gözünüzü açmadan başlatır.
Bu mekanizmanın ana santrali, beynin hipotalamus bölgesinde yer alan suprakiazmatik çekirdek adı verilen küçük bir nöron kümesidir. Hücrelerimizdeki saat genlerinin ürettiği proteinler, tıkır tıkır işleyen moleküler bir geri bildirim döngüsü oluşturur. Sistem bir kez kalibre edildiğinde, güneş doğmadan birkaç saat önce uykuyu derinleştiren melatonin seviyesini düşürür, vücut sıcaklığını artırır ve kortizol uyanma tepkisi kapsamında kortizol salgısını zirveye taşır. Perdeleriniz zifiri karanlığı korusa bile, metabolizmanız çoktan gündüz moduna geçmiş olur.
Dış dünyadaki güneş ışığı bu saati her gün yeniden sıfırlayan ana ayar düğmesidir. Ancak bu düğmeyi bir sabah çekip alsanız da kurulu mekanizma dönmeye devam eder. Bir insanı hiçbir ışığın sızmadığı izole bir odaya kapatsanız dahi, içsel ritim dış dünyadan bağımsız olarak yaklaşık 24 saatlik döngüsünü günlerce kusursuz şekilde sürdürür. Kısacası o sabah hissettiğiniz dinçlik pencerelerinizden sızan bir gizem değil, vücudunuzun biyokimyasal olarak kurduğu otonom zamanlayıcının tıkırtısıdır.
Kaynaklar
-
Charles A. Czeisler et al.. Stability, Precision, And Near-24-Hour Period Of The Human Circadian Pacemaker. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
Eva Fries et al.. The Cortisol Awakening Response (Car): Facts And Future Directions. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı