Evet, çocuklukta birincil bakım verenlerle kurulan duygusal bağ ve karşılanmamış temel ihtiyaçlar, yetişkinlikteki partner seçimlerimizi ve ilişkilerdeki davranış kalıplarımızı doğrudan etkiler. Ancak bu durum değiştirilemez bir yazgı değil, beynimizin en iyi bildiği ve aşina olduğu duygusal atmosferi, güvenli olmasa bile aramaya devam etme eğilimidir.
Gelişimsel süreçte sinir sistemimiz, sevginin ne anlama geldiğini sözel tanımlarla değil, bakım verenlerimizin bize hissettirdiği deneyimlerle öğrenir. Eğer çocuklukta ilgi ve şefkat ancak bir bedel ödendiğinde, ihmalin ardından ya da kaygı dolu bir belirsizliğin içinde sunulmuşsa, zihin sevgiyi bu gerilimle eşleştirebilir. Yetişkinlikte bizi sevmeyen, duygusal olarak mesafeli duran ya da istismarcı davranan kişilere karşı hissedilen yoğun çekim, popüler kültürün iddia ettiği gibi gizemli bir tutku değil, sinir sisteminin tanıdık olan patikaya doğru çekilmesidir. Beyin için öngörülebilirlik, ne yazık ki huzurdan önce gelir.
Zarar gördüğü halde ilişkiden kopamama hali ise çoğunlukla aralıklı pekiştirme mekanizmasıyla ilişkilidir. Birey sürekli kötü muamele görmez, aralara serpiştirilmiş küçük sevgi kırıntıları, af dilemeler ve yoğun yakınlık anları vardır. Bu öngörülemez döngü, tıpkı kumar bağımlılığında olduğu gibi dopamin sistemini tetikler ve kişiyi biyolojik olarak da o ilişkiye bağlar. Yaşanan şey bir irade zayıflığı değil, derin bir bağlanma yarası ve nörobiyolojik bir koşullanmadır.
Bu döngüyü kırmak, kişisel gelişim söylemlerinin sunduğu hızlı ve yüzeysel telkinlerle mümkün olmaz. İnsan beyni yaşam boyu değişebilme ve yeni deneyimlerle kendini yeniden yapılandırabilme kapasitesine sahiptir. İlk adım, bizi çeken o yoğun kimyanın aslında tanıdık bir tehlike sinyali olabileceğini fark etmektir. Sakin, çatışmasız ve güvenli bir ilişkinin ilk başlarda sıkıcı veya yabancı gelmesi bu yüzden oldukça doğaldır. Psikoterapi süreciyle bu erken dönem şemaları incelenmeli, sinir sistemine güvenliğin ve gerçek sevginin huzur veren hissi kademeli olarak tanıtılmalıdır.
Kaynaklar
-
Hazan, C., & Shaver, P. R.. Romantic Love Conceptualized As An Attachment Process. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
Dutton, D. G., & Painter, S.. Emotional Attachments In Abusive Relationships: A Test Of Traumatic Bonding Theory. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı