Merhaba
Kısmen katılıyorum, lakin burada “henüz çürütememek” ile “çürütülemeyecek kadar muğlak kurulmuş olmak” arasında önemli bir fark vardır. Bir iddiayı mevcut bilgilerimizle çürütemememiz, onun doğru olduğunu göstermez. İddia her itiraza göre biçim değiştiriyor ve hangi koşulda yanlış sayılacağı söylenemiyorsa, ortada sınanabilir bir düşünceden çok belirsiz bir anlatı vardır. Ve bence rahatsız edici olan yalnızca cevapsızlık değil, doğruyla yanlışı ayıracak bir ölçütün bulunmamasıdır. Zira insan zihni belirsizliği sevmez bir sonuca ulaşmak ve kontrol hissini korumak ister. Muğlaklık bazen düşünceyi derinleştirir, bazen de yanlışlanmaktan kaçmanın güvenli yolu haline gelir. Saygılarımla.