Modern bilim, evrenin saat gibi tıkır tıkır işleyen katı bir determinizmle yönetildiği fikrini çoktan geride bıraktı. Kuantum fiziğindeki güncel uzlaşıya göre evren en temel mikroskobik ölçekte olasılıksal bir doğaya sahip. Evrenin mutlak anlamda determinist olup olmadığını hiçbir zaman kesin olarak öğrenemeyebiliriz, çünkü deneysel olarak test edebileceğimiz gözlem sınırları doğanın kendi yapısıyla kısıtlanmış durumda.
Klasik fizik döneminde Laplace gibi düşünürler, evrendeki her parçacığın anlık konumunu ve momentumunu bilirsek geleceğin tamamen hesaplanabilir bir flight plan gibi çizilebileceğini savunuyordu. Newton mekaniğinde sisteme verdiğiniz girdiler belliyse çıktı da tek bir yörüngeye oturur. Fakat kuantum fiziğinin devreye girmesiyle bu mekanik evren algısı darmadağın oldu. Heisenberg Belirsizlik İlkesi, bir parçacığın konumunu ve momentumunu aynı anda kusursuz bir kesinlikle bilemeyeceğimizi gösterdi. Buradaki belirsizlik ölçüm cihazlarımızın yetersizliğinden veya araya giren bir noise faktöründen kaynaklanmıyor, bizzat parçacığın dalga fonksiyonu yapısından geliyor.
İşin en can alıcı kısmı Bell Teoremi ile netleşti. Einstein ve arkadaşları kuantum mekaniğindeki bu olasılıksal tabloyu kabullenmek istememiş, arka planda henüz göremediğimiz yerel gizli değişkenler olduğunu öne sürmüştü. Ancak yapılan onlarca hassas test Bell eşitsizliklerinin ihlal edildiğini kanıtladı. Yani evren ya yerel değil ya da en dipte gerçekten olasılıklara göre zar atıyor. Standart Kopenhag yaklaşımı gerçekliğin özünde olasılıksal olduğunu söylerken, De Broglie Bohm pilot dalga teorisi veya Çoklu Dünyalar yaklaşımı gibi modeller determinizmi kurtarmaya çalışıyor. Ne var ki bu modeller aynı deneysel sonuçları ürettiği için aralarındaki ayrımı deneysel olarak ayırt etmek şimdilik imkansız.
Makro ölçekte bile determinizm ile öngörülebilirlik aynı şey değil. Kaos teorisinde gördüğümüz gibi, doğrusal olmayan dinamik sistemlerde başlangıç koşullarındaki mikroskobik bir sapma bile zamanla devasa bir sapmaya yol açıyor. Tıpkı türbülanslı bir akışta hava moleküllerinin hareketini deterministik denklemlerle modellediğinizde bile geleceği kestirememeniz gibi. Sonuç olarak modern bilim, evrenin basit bir saat mekanizması olmadığını gösterdi. En temel ontolojisinde mutlak bir determinizmin saklı olup olmadığını ise deneysel sınırların ötesine geçemediğimiz sürece kesin bir veriyle asla tescil edemeyebiliriz.
Kaynaklar
- J. S. Bell. On The Einstein Podolsky Rosen Paradox. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Steven H. Strogatz. Nonlinear Dynamics And Chaos: With Applications To Physics, Biology, Chemistry, And Engineering. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı