Kısaca zihnimizin bizi bir nevi koruma şeklidir. Zihin yapısı gereği geçmişte yaşanmış ve oldukça acı verici olaylar ya da durumların gelecekte tekrar edilmemesi için yoğun çaba sarf eder. Bu sarf ettiği çabaya savunma mekanizmaları denir.
Farklı ekollerde farklı şekillerde isimlendirilebilir. Teslim olma, karşı savunma, kaçınma, inkar, bastırma, yansıtma, yer değiştirme vs. vs.. Fakat ortak noktaları kişinin tolere edemediği durumların yarattığı etkiden onları kurtarmak olur. Ve bu yaklaşım beraberinde müthiş bir rahatlama getirirki bu da apetetif ( eğilimi arttıran ) bir etki oluşmasına sebep olur. Ve bu yaklaşım giderek artarak bir alışkanlık haline gelir.
Önemli ayrım, burada bağlamın da önemli olduğunu unutmamak lazım. Yani kişinin acı sonrasında bunları yaparken ne düşündüğü, hissettiği ve sonrasında ne olduğu gibi.
Sonuç olarak, zihin bir acıdan sonra kişiyi o acının etkisinden koruyabilmesi adına bir kazanım olarak görülen farklı bir yola götürebilir ve bu da acının etkisinin azalması ile daha çok olumlu pekişir.
Buradaki önemli nokta kişinin, çalışmak ve okumak gibi davranışları bir acıdan kaçmak için mi yoksa olmak istediği kişiye ulaşmak için mi yaptığıdır. Kısacası, bir kaçış mı yoksa adanmış bir eylem mi ?